Bizim gibi, tüm tarihini hep direnerek geçirmek zorunda kalan halklar bakımından, Türkiye’de gerçekleşen bu seçim, bir nevi toplumsal hafızanın asla yanlışa düşmeyeceğini ispatlayan bir seçim oldu. 

Ağrı 4-0 ile Sema Yüce’nin, İhsan Nuri’nin memleketi olduğunu hatırlattı örneğin.

Şırnak, 4-0 ile Roboskî’yi asla unutturmayacaklarını haykırdı bir kez daha. Yaşadıkları sürece Roboskî’nin hesabını soracaklarını da…

Soykırımlardan, acılardan süzüle süzüle bugünlere gelen Dêrsim halkı, 2-0 oylayarak, Seyid Rıza’nın, Zarife’nin, Alişer’in takipçisi olduklarını ispatladılar. 

Colemerg, iktidarın esamesini bile okutmadan 3-0 ile yanıt oldu ona dayatılan sömürüye, yoksulluğa, ölümlere…

Iğdır halkı, Cumhuriyet tarihi boyunca Zilan’da, Agirî’de idam edilen isyan önderlerini, payına ölüm düşen direnişçileri unutmadı ve 2-0 oyladı..

Amed, farkını koydu ortaya yine. Mitinginde bombalar patlatılıp gencecik canları yitirmesine, kimilerinin ömür boyu yürüyemeyecek olmasına rağmen vakur ve asil duruşundan bir damla taviz vermedi. 

Batman, Beriwanlara, Binevşlere selam durdu örneğin… 

Mardin, Van bir halklar mozaiği olduğunu tekrar ispatladı. İktidar partisi ancak sembolik bir isim çıkartabildi. 

Urfa bu geleneğin Nemrudlara karşı İbrahimi bir gelenek olduğunu ispatladı. Kadim toprakların esas sahiplerince elele-kolkola yeniden barış ve kardeşlik tohumları saçılarak yeşereceğine olan inancını tekrarladı. İnsanlık tarihinin kaydettiği, yerleşik hayata ilk geçilen yerden, Göbeklitepe’den, geri bırakılmışlığa, feodal sömürüye karşı bir yanıt oldu. Halkı işkence tezgahlarından geçiren tüm korku imparatorluğu yaratıcıları tarihe gömüldüler. Ruha’nın tüm ilçelerinde artık demokrasi, barış ve özgürlük 1. sırada! Siverek-Hilvan, kendi ruhuna kavuştu. 

Siirt, Muş, Bitlis, Bingöl, Adıyaman, Kars, Antep halkları, yüreklerinin bu kadim topraklarla birlikte attığını bir kez daha gösterdi.

Bu zafer, Rojava şehitlerinin zaferidir. 

Bu başarı, kaynağını sadece halk sevgisinden ve ortak eşit yaşama olan inancından almıştır.

Bu halk, dindarıyla, Alevisi-Sünnisi-Êzîdîsiyle, laikiyle, varsılı yoksuluyla, genci yaşlısıyla yek vücut olup barışı ve özgürlüğü oyladı. 

Kürdistan’da durum böyleyken; Türkiye’nin vicdanı olan tüm demokrasi güçleri, tüm halkların ve inançların temsilcileri, kadınlar, emekçiler, işsizler, gençler; kısacası yüreği aydınlık gelecekten yana atan herkes, umudu, adaleti, eşitliği ve toplumsal barışı oyladı. 

35 yıllık savaşın, batı kentlerinin varoşlarına savurduğu zorunlu göç mağdurları, inşaat işçileri, mevsimlik tarım işçileri aynı potada birleşti. 

Cumhuriyet tarihi boyunca yok sayılanlar, İlk Meclisin ruhuna uygun şekilde yeniden bir kurucu meclis olabileceklerini gösterdiler.

Kadınların, gençlerin, halkların, tüm mezhep ve inançların Meclisi!

Direnenler ve mazlumlardan yana fotoğraf böyleyken, devlet aklı ve iktidarı, hiç değişmediğini ve halkların “artık değişin, bu böyle gitmez!” mesajını anlamadığını hemen gösterdi. Amed’de günlerdir cenaze kaldırıyoruz… İttihat Terakki’den bu yana, bir tek saniye tereddüt etmeden kitleler halinde insanları öldürebilecek, sokakları ve evleri kana bulayabilecek bir zihniyet işbaşında!!

Önce bir Hüda-Par üyesi öldürülüyor, ardından sokak infazları başlıyor. 3 HDP’li katlediliyor. Sokaklarda 1990’lı yılları andıran görüntüler, cemselerden inen özel harekat timlerinin rastgele etrafı tekmelemeleri, sokaklarda terör estirmeler… 2000’li yıllarda birçok Kürt siyasetçiye yapılan “tarafınıza suikast gerçekleşebilir” tebligatları, Emniyetçe yapılıyor şu günlerde.

İşte bu, yüzyıldır bu topraklara, bu ülkeye, bu halklara çok şey kaybettirdi. 

“Türk tipi sultanlık”, “diktatörlük” istemeyen milyonların sesine ve taleplerine kulak vermek yerine, cuntacı-darbeci zihniyetle devreye sokulan kirli eller, 78 milyonun geleceğini mahvedebilir. 

Bugünlere hiç kolay gelmedik. Çok büyük bedeller ödedik; en değerlilerimizi yitirdik. O yüzden yapılan bu kirli hesapların sahiplerinin elinde kalacağı da aşikardır.

Boşuna heveslenmesinler!