70 bin mülteci Altındağ’dan kovuluyor!

22 Aralık 2021 Çarşamba - 19:20

  •  Yaklaşık 70 bin mültecinin yaşadığı Altındağ’da ırkçı saldırılardan dolayı göç dayatılıyor. Kentsel dönüşüm bahane edilerek şimdiye kadar 5 bin civarında aile ilçeden kovuldu.

 

MASİS HESKİF/ANKARA

Altındağ’da ırkçı saldırıların hedefi olan mülteciler göçe zorlanıyor. Birçok bina boşaltılması için işaretlenip numaralandırıldı. Üstelik mültecilerin Altındağ’ın sınırı olan Mamak ilçesine taşınmalarına izin verilmiyor. Mülteciler, mevsimlik tarım işçisi ihtiyacının olduğu Polatlı ve Beypazarı ilçelerine gitmeye zorlanıyor. 

Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Battalgazi Mahallesi’nde bulunan bir parkta 10 Ağustos’ta iki grup arasında belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıkmıştı. Kavgaya dönüşen olayda bir kişi yaşamını yitirmişti. Olay sonrası saldırıyı gerçekleştiren kişinin Suriyeli olduğu iddia edilerek Suriyeli mültecilerin ev ve iş yerlerine saldırılmış ve bu saldırı günlerce sürmüştü. Çok sayıda mülteci mahalleyi terk etmek zorunda kalırken, mültecilerin ev ve iş yerlerine ırkçı saldırıyı gerçekleştirenlere ise herhangi bir adli süreç başlatılmadı.

Levent Ayaşlıoğlu

Daha zorlu günler başladı

Dünya Evimiz Derneği’nden Levent Ayaşlıoğlu ile Altındağ’da yaşanan ırkçı saldırı sonrası mültecilerin son durumunu konuştuk. Irkçı saldırı sonrası Altındağ’da yaşayan mülteciler için daha zorlu günlerin başladığını söyleyerek sözlerine başlayan Ayaşlıoğlu, “Mülteciler çok tedirgin” dedi. Saldırıda zarar gören ev ve iş yerlerinin masraflarının hiçbir yetkili tarafından karşılanmadığının altını çizen Ayaşlıoğlu, “Adli bir soruşturma da başlatılmadı. Üstelik ırkçı saldırı ardından birçok mültecinin iş yeri, çalışma izni olmadığı gerekçesiyle belediye tarafından kapatıldı. Sıkı bir denetim altındalar. Mahalleden taşınmak isteyenlere 2 bin lira verilmesi planlanıyordu ancak bu da gerçekleştirilmedi” dedi.  

Çocuklara idareci şiddeti

Mültecilerin çocuklarının da okulda baskıya maruz kaldığını aktaran Ayaşlıoğlu, şöyle devam etti: “Çocuklarını okula gönderen aileler, çocuklarının akran ve yönetici şiddetine çok fazla maruz kaldığını söylüyor. Bütün ailelerden bu şikayeti duyuyoruz. Çocuklara kötü davranılıyor. Bunu Çubuk’ta da Altındağ’da da Mamak’ta da hemen hemen her ilçede duyuyorum. Aileler her sabah çocuklarını zorla okula gönderdiklerini söylüyorlar. Şu an Altındağ ve çevresinde böyle bir durum var.”

Birçok yer saatli bomba gibi

Ayaşlıoğlu, mültecilere dönük saldırının 10 Ağustos’taki ırkçı saldırı öncesinde başladığını vurgulayarak, “Özellikle Nisan 2020'den itibaren devam eden bir baskı süreci var” dedi. O dönemden bu yana mültecilere dönük sertleşen uygulamaların yaşandığının altını çizen Ayaşlıoğlu, “Sigortaları iptal ediliyor, Kızılay kartı dediğimiz sosyal yardımlara ulaşmada zorlanıyorlar. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek sınır dışı edilen aileler var. Her şeyden önce de toplumda çok ciddi bir kamplaşma olmuş durumda. Toplumun büyük çoğunluğu, hayat pahalılığını, ekonomik krizi vs. ülkedeki bütün krizlerin sorumlusu olarak mültecileri görüyor. Sadece Suriyeli mülteciler değil, Afganistanlılar da çok ciddi bir mağduriyet içerisindeler. Ankara yalnız değil, Türkiye’nin birçok ili, ilçesi saatli bomba durumunda” ifadelerini kullandı. 

5 bin civarında aile çıkartıldı

Diğer taraftan Altındağ’da mültecilerin kaldığı ve daha önceden riski alan olarak belirlenen mahallelerde kentsel dönüşüm çalışmalarının ırkçı saldırıdan sonra hızlandırıldığına dikkat çeken Ayaşlıoğlu, “Yaklaşık 50 bin ile 70 bin arasında mülteci nüfusun Altındağ ilçesinden çıkartılması düşünülüyor” bilgisini verdi. Ayaşlıoğlu, “Şu ana kadar 5 bin civarında aile mahalleyi boşaltmak durumunda kaldı. Birçok bina boşaltılması için işaretlenmiş ve numaralanmış durumda” dedi. 

Mamak’a gidişleri yasak

Üstelik mültecilerin Altındağ’ın sınırı olan Mamak ilçesine taşınmalarına izin verilmediğini kaydeden Ayaşlıoğlu, şöyyle devam etti: “Bu ailelerin çoğu Siteler-İskitler’de çalışıyorlar. O yüzden oralara yakın yerleşim yerlerine taşınmayı düşünüyorlardı fakat oralarda ev kiralayamıyorlar, izin verilmiyor. Genellikle Keçiören ve Yenimahalle’ye yerleştirilmeye çalışılıyor. Bunun dışında da Beypazarı ve Polatlı gibi ilçelere taşınmaya zorlanılıyor. Beypazarı ve Polatlı’ya taşınmaya zorlanmalarının sebebi ise, bu iki ilçenin tarım işçisine ihtiyaçlarının olması. Ticaret Odası’nın da talebi bu zaten. Çubuk ve Kayaş’a da yerleşmeye çalışan aileler var.” 

İlla ölmeleri mi gerekiyor?

Kış aylarının gelmesiyle mültecilerin sorunlarının arttığını kaydeden Ayaşlıoğlu, özellikle yakacak ve giyecek ihtiyaçlarının çok fazla olduğunu belirtti. Ayaşlıoğlu, şunları ekledi: “Ülkedeki ekonomik kriz en çok mültecileri vuruyor. Düşük ücretlerle çalıştırılmalarına rağmen işten çıkarılmalar çok fazla var ve bunların hiçbirinin rakamı yok ortada. Herkese ulaşamıyoruz, belediye ve valiliklerde de rakamlar yok. Kamuoyu da mültecilerin yaşadıklarına sessiz. Mültecilerin sorunlarına dikkat kesilmesi, nasıl bir yoksulluk içerisinde yaşadıklarını görmeleri için illa Esenyurt’ta olduğu gibi 4 çocuğun yanıp ölmesi mi gerekiyor?” 

 

Üç Suriyeli genç yakıldı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İzmir’de Suriyeli üç işçinin ırkçı saldırı sonucu katledildiğini açıkladı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin açıklamasına göre; İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde üç Suriyeli işçi, bir saldırgan tarafından gece uyku halindeyken yakılarak katledildi. 16 Kasım’da yaşandığı belirtilen olayda, saldırganla Suriyeli gençler arasında herhangi husumet bulunmadığı, olayın ırkçı bir saldırı olduğu ifade edildi.

Gözlemevi olayla ilgili araştırmasının sonucunu henüz yayınlamazken, hayatını kaybeden üç gencin fotoğrafları ve kimlik bilgileri sosyal medyada paylaşıldı. Suriyeli gençlerin 23 yaşındaki Mamoun al-Nabhan, 21 yaşındaki Ahmed Al-Ali ve 17 yaşındaki Muhammed el-Bish olduğu öğrenildi.

İHD İzmir Şubesi de konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "16 Kasım'da İzmir Güzelbahçe'de üç Suriyeli mülteci gencin benzinle yakılarak hayatını kaybettiği duyumunu aldık. Mülteci dernekleri ve hak örgütleriyle beraber yaptığımız ilk araştırmalarda şunlar tespit edildi: Olay 16 Kasım'da gerçekleşmiş. Bir şahsın üç Suriyeli mülteciyi önce benzinle yakmış ardından aynı şahıs, iki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını bıçaklayarak öldürmüş. Aileler karakola çağrılmış ve susmaları için uyarılmışlar. İnsan Hakları Derneği olarak sürecin takipçisi olacağız."

Öte yandan görüştüğümüz İzmir Barosu Mülteci Komisyonu ile mülteci dernekleri de konuyla ilgili duyum aldıklarını, ancak araştırmaların devam ettiğini ve netleşmesi halinde açıklamalarda bulunacaklarını belirtti.

Konuya dair Özgürlük için Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) başvuruda bulunan Taha Elgazi, üç Suriyeli gencin de işçi olduğunu aktardı. Gençlerin bulunduğu yeri Kemal adında bir kişinin ateşe verdiğini belirten Elgazi, iki gencin 15 saat içinde bir gencin ise bir hafta sonra yaşamını yitirdiğini aktardı. 

Olayın ardından polisin geldiğini ve olayın bulunduğu yere yakın bir yerde yaşayan bir yurttaşın ifadesinin alındığını aktaran Elgazi, bu kişinin, “Kemal iki gün öncesinde gelip ‘bunları yakacağım’ dedi” şeklinde ifade verdiğini paylaştı. Elgazi, soyadı öğrenilemeyen Kemal adlı kişinin daha sonra tutuklandığını söyledi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.