EGÎD EREN/ HABER MERKEZİ

Üç yıldır Kürdistan’ın birçok şehri ve çeşitli festivallerde gösterilen ‘74 Çiyayê bê av Şengal’ (Susuz Dağ Şengal) belgeseline artık internetten ulaşılabilecek. Yönetmen Selamo, belgeseli gösterimlerin sona ermesiyle birlikte Şengal Katliamı’nın yıl dönümünden birkaç gün önce youtube hesabına yükledi.

Êzîdîlerin 74. Fermanı’nı konu alan ‘74 Çiyayê bê av Şengal’ (Susuz Dağ Şengal) belgeseli yaşanan trajediyi kayıt altına aldı. Kürt Yönetmen Selamo’nun, Êzîdî soykırımının yaşandığı 3 Ağustos 2014 tarihinden itibaren başlattığı belgesel çalışmasını soykırımdan kurtulan Êzîdîlerin göç yolculuğunu arşivledi. Şengal Dağı’nda günlerce susuzluktan bitkin düşen Êzîdîlerin DAİŞ’ten kurtulma süreçlerini işleyen belgesel, birçok kamp gezerek Êzîdîlerin dramlarını dinledi.

‘74 Çiyayê bê av Şengal’ (Susuz Dağ Şengal) belgeseli, 3 yıldır festivallerde gösteriliyordu. Yönetmen Selamo, belgeseli bu süre zarfında Kürdistan’ın birçok şehrinde ve çeşitli festivallerde gösterdikten sonra internete yükledi. Şu an herkesin ulaşabileceği bir platformda olan belgesel Uluslararası Zeugma Filim Festivali’ne de gönderilmişti.

Belgeselde, akademisyen, siyasetçi ve soykırımı önleyen Halk Savunma Güçleri (HPG) gerillalarına da söz hakkı tanınarak, soykırımı tüm boyutlarıyla ele almış.

Yola çıkılan ana tema Şengal Dağı’nda su olmadığı ve susuzluktan ölen insanlardan. Yönetmen Selamo, “Eğer su olsaydı belki de bu kadar insan ölmezdi” diyerek hayıflanıyor. Belgeselin galası soykırımın yıl dönümü olan 2015 yılının 3 Ağustos’unda Merdîn’de yapılmıştı. Kürtçe belgeselin Türkçe ve İngilizce alt yazıları var.

Belgesel başlıyor…

https://www.youtube.com/watch?time_continue=2&v=LO2-EV87urk

‘Soykırım 1630’da başladı halen davam ediyor’ sözüne eşlik eden kurşun sesleri, Tavus kuşu ve PKK gerillalarının dağa çıkışıyla belgesel başlıyor. Soykırım esnasında Şengal dağlarına çıkarken Êzîdîlerin kanamış ayaklarının izinden giden, yıpranmış mekaplı gerillaların, Êzîdîler için açtıkları güvenlik koridoruyla belgesel büyük bir duygu seliyle devam ediyor.

‘Çocuğumun elini bırakacaktım!’

Belgesel konuşmacılarından olan ve Şengal Dağı’na sığınarak hayatta kalan Leyla Xorto Ferec, yazın sıcağında 10 gün aç ve susuz dağda kaldığını anlatarak belgeselin açılış konuşmasını yapıyor. Ateşe verilen köy ve evlerinin ardından ölümün kokusunu alan Ferec, o anları hatırlarken fenalık geçirerek gözyaşlarına hakim olamıyor. Gözyaşlarını sildikten hemen sonra, “Hevaller gelip çocuklarımıza sarılıp bize su, yemek verdi. Şengal dağlarında, yaşadığımız açlık ve susuzluktan artık dayanamayıp çocuğumun elini bırakacak düzeye gelmiştim. Sonra öğrendim ki; ailemden 11 kişinin DAİŞ’in eline düşmüş. Bu nasıl bir facia kimseden haber alamıyorum” diyerek daha fazla konuşamıyor.

‘Sözlerini unutmayacağız’

Êzîdî dedeler ise, DAİŞ çetelerinin köylerini işgal ettiği sırada bölgedeki, KDP peşmergelerinin kaçışlarını hatırlatarak peşmergelerden ellerindeki silahları bırakmalarını istemelerine rağmen savunmasız bırakıldıklarını aktardı. Mîrza Derwêş Kalo’da, Öcalan’ın sözleri üzerine topraklarına döneceklerini şöyle ifade ediyor: “O’nun sözlerini hiçbir zaman unutmayacağız. Topraklarımızda direneceğiz. Êzîdxan Kürdistan’ın köküdür. Êzîdxan giderse Kürdistan da gider!”   

‘PKK katliamı önledi!’

Soykırımı önleyen Kürdistan Özgürlük Mücadelesi gerillalarıyla görüşülen belgeselde gerillalardan biri anlatıyor:  “Eğer DAİŞ, Şengal dağına yetişmiş olsaydı geri kalan tüm Êzîdîleri katledecekti. Elimizde silah yoktu. Peşmergeler halkı öylece bırakıp kaçtı. Biz Şengal’de olduğumuz esnada çeteler, PKK bayrağı ve Reber APO’nun posteriyle karşılanarak katliam önlendi. Ulaşamadığımız onlarca aile Şengal dağlarında susuzluktan ve açlıktan öldü. Soykırımın 4. gününde Rojava’dan erzaklar gelmemiş olsaydı yüzlerce insamızı kaybedecektik” diyor. Ölüme kanaat getirmiş halkın, gerillalarını görünce adeta dirildiğini sözlerine ekleyen HPG gerillası, ilk 2 gün içinde DAİŞ’e karşı direnişe yaklaşık bin 400 kişinin katıldığını söylüyor.

Ahmet Türk: Fermanlar Osmanlı eliyle oldu

Soykırımın siyasi boyutunu da Kürt Siyasetçi Ahmet Türk değerlendiriyor. Êzîdî inancında, kin ve nefretin olmadığını savunan Türk, şunları ifade ediyor: “İnsan sevgisi vardır. Bunun için bu inanca kutsal diyoruz. Êzîdîlerin başına gelen 73. fermanın çoğu Osmanlı eliyleyle gerçekleşti” diyor. Êzîdî tarihine ilişkin Baba Şex ile yaptığı bir görüşmeyi örnek veren Türk, “Toplumumuz, Êzîdîleri iyi tanımıyor. Êzîdîler Allah’a büyük bir inançla bağlılar. Onların en büyük özelliği Allah ile aralarında kimse yok! Êzîdî ve Alevilik felsefesi birbirine çok yakındır.”

‘Kürtler soykırımdan ders çıkarmalı’

Kürdistan partilerinin Êzîdîlerin yaşamını güvenceye alınması için çaba içinde olmalarını isteyen Türk, “Şengal için, bu kutsal inanç için birlikte hareket edelim. Şengal soykırımında Arap komşularımız neden çetelerle birlikte Êzîdî Kürtlerin evlerine girdiğine yönelik ciddi bir araştırma yapılması gerekiyor. Kürt halkı ve Ortadoğu halkları olarak bu soykırımdan önemli bir ders çıkarmamız gerekiyor” diyor.

Soykırım 17. yüzyıla dayanıyor

Soykırımın akademik tarihçesine ilişkin de Profesör Kadri Yıldırım, Êzîdî fermanlarına yönelik verilen ilk fetvaların 1630’lara (17. yy) dayandığını kaydetti. Osmanlıların Şeyhülislam’ın Ebu Suût Efendi Êzîdî katliamını başlattığına dikkat çeken Yıldırım, Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalan fetvalar baz alınarak fermanlar çıkardığını 4 maddeyle şöyle özetliyor:

 Êzîdîler kafir olarak görülüyor.

Ağır vergilere dayanamayan Êzîdîler, baş kaldırıyordu. Bu direnişe karşı fetvalar çıkarılıyordu. Êzîdîler öncülerinin idam edilmesine karşı çıktıklarında haklarında fetvalar çıkarılıyordu.

Êzîdîlerin yer altı ve yerüstü zenginlikleri, devlet ve egemenlerin dikkatini çekmiş bu yüzden fetvalar çıkarmışlardır.”

‘Keşke oğlumu bulsaydım’

Belgesel’in sonlarına doğru, 80 yaşındaki Erzan Qasim adlı anne, tek bildiği şeyin 4 defa düşmesine rağmen oğlunun elini bırakmadığıydı. Çocuklarını kaybeden başka yaşlı bir Êzîdî anne, “keşke oğlumu bulsaydım” diyerek gözyaşlarına boğuluyor. Yönetmen Selamo, ananın gözyaşlarını siliyor ve ellerinden öpüyor...

Belgesele destek verenler: Engin Eren,

Selman Aslan, Mehmet Hadi Baran, Emir Karagöz,

Sami Kawmê Dik, BramP,

Kameraman: Serkan Kurt

Düzenleyen: Hazal Peker

Müzik: Hekim Sefkan

Dipnot: Ferhad Emen

Çeviri: Mahir Mikailoğlu,

Harun Avcı, Berivan Avcı

Afiş: Azad Değirmen

Arşiv: DİHA /STÊRK TV

Belgeselin linki: https://www.youtube.com/watch?v=LO2-EV87urk&feature=share