Almanya’nın Dinslaken kentinde 8 Eylül’de yapılacak Uluslararası Kürt Kültür Festivali’ne ilişkin basın toplantısı düzenleyen Efrîn Platformu, “Festivalimize ilişkin resmi bir yasaklama yok, 8 Eylül günü yapılacak” dedi.

Efrîn ile Dayanışma Platformu, 8 Eylül’de Dinslaken kentinde organize ettiği Uluslararası Kürt  Kültür Festivali’nin engellenmesi girişimlerine ilişkin Düsseldorf kentinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda festivalin Hazırlık Komitesi üyeleri hazır bulundu. Efrîn Platformu, “Festivalimize ilişkin resmi bir yasaklama yok, 8 Eylül günü yapılacak” dedi.

Suriye Kürtleri Demokrat Partisi’nden (PDKS) Mahmud Davud ilk söz alarak, festival için yer bulup tüm resmi başvurlarının yapıldığını söyledi. Ancak Dinslaken Belediyesi 2 aydır süren festival çalışmasından sonra son birkaç gündür kendileri için sorun çıkardığını dikkat çeken Davut; “Ufak sorunlar çıkmıştı, onlar telafi ettik. Tüm teknik, sorunları giderdikten sonra Dislaken Belediye Başkanı ile bir görüşme yapmak istedik. Tertip komitesi olarak belediye ile görüştük. İstedikleri taleplerin hepsini yerine getirmiştik. Yine de, ‘festivale izin veremeyiz’ dediler ancak nedenini açıklamadılar” diyerek konuştu.

Festivalin hukuki bir şekilde yasaklanmadığına işaret eden Davut, “Herhangi bir belge ve gerekçe gösterilmedi. Daha sonra yaptığımız incelemede festivali polisin yasaklamadığını öğrendik. Dinslaken kararına karşı, avukatlarımızla başvuru yaptık” dedi.

   

‘Yasaklamaya gerekçeleri yok’

Festivalin Hazırlık Komitesi’nde yer alan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’da, yaşanan engellemenin detaylarını anlattı. Efrîn Platformu adına profesyonel bir şirketle anlaşma imzaladıklarını belirten Koç, “Tüm sorunları çözdük. Bu anlaşma belediyenin elinde bulunuyor. Teknik konular için de özel ve profesyonel olarak tüm gereklilikler yerine getirildi. Herşeyin planlamasını hazırlamıştık. Belediye herhangi bir gerekçe gösteremez. Ancak Dinslaken Belediyesi randevu vermedi. 3 ay önce festival başvurusunu yapmıştık. En son 15 Ağustos’da bize randevu vermişlerdi. Ondan önce 14 Ağustos’ta bir mesaj bıraktılar, ‘Memurların tatilde olduğunu’ gerekçe gösterip randevuyu iptal ettiler.”

Güvenlik için, resmi bir şirketle anlaşma yaptıklarını kaydeden Koç, “Onların talep ettiği 250 kişi ilk sayıda tamamlandı. Olağanüstü bir güvenlik istemişlerdi. Burası belediyeye ait bir yer. Park yerine binden fazla araba yerleştirilebilinir. Parkı gerekçe göstererek iptal etmek istiler. Bizde park sahibiyle 16 bin euroya anlaştık. Bu gerekçeyi ortadan kaldırdık. Orada bin arabanın yeri var” diyerek konuştu.

‘Mahkemeden karar bekliyoruz’

Belediye ile olan tüm diyaloglarda Sosyal Demokrat, Yeşiller, farklı Alman siyasetçilerin de devreye girdiğini aktaran Koç, “Burada belediye muhatap bile olmaz. Herkesin festival yapma hakkı var. Almanya Anayasasına göre, orayı kiralayan her kimse, kiraladığı sürece etkinliğini düzenleyebilir. Belediyenin bu konuda bir itirazı olamaz. Belediye sadece bize ‘yasaktır yapamazsınız’ diyor.

Bizim başvurumuz kabul olduktan sonra, muhatabımız belediye değil, tek muhatabımız polistir. Bu demek ki, belediye siyasi bir karar alıyor. Yani Alman gazeteleri de bu konuya yer vermişti. Alman polisinin festivali yasaklamadığını ifade etmişti. Festivalimiz resmi olarak yasaklanmış bulunmuyor. Belediyenin tavrına ilişkin olarak bizler dava açtık. Sadece belediye siz burada ‘festival yapamazsınız’ diyor. Belediye yetkisi dışına çıkarak, bu tutumu sergiliyor. Bunu sadece polis yasaklayabilir. İzinsiz değil, festival iptal edilemez. Mahkemenin karar vermesini bekliyoruz. Bu karar siyasidir” şeklinde değerlendirdi.

‘Resmi yasak yok festivali gerçekleştireceğiz!’

Kürtlerin bir kez daha kurban etmek istenildiğinin altını çizen Koç, “Festival organizasyonu Türk, Asuri-Süryani, Ermeni, Êzidî, Alevi, Hıristiyan, Müslüman, kadın ve gençlik örgütlerinden 93 kurumdan oluşmakta. Yasaklama girişimi aynı zamanda Türk devletinin fiziki ve kültürel katliamlarını desteklemek anlamına geliyor. Erdoğan bir taraftan siyasi olarak Kürtleri katlediyor bir taraftan, kültürel olarak Kürtleri katlediyor. Bu kararı alan kişiler siyasi bir karar almıştır. Orada Türk lobisi güçlü, belediyenin Türk lobisinin, etkisi altında olduğu söyleyebiliriz. Polisle irtibata geçtik. Polis festivalin yasaklanmadığını belirtti. Belediyenin verdiği kararın yetkisi dışında olduğunu belirtiyoruz. Ayın 8’de festivalimizi gerçekleştireceğiz” dedi.

Demokrasi çıkarlara feda edilmemeli

Festival organizasyonunda yer alan Yeşil Sol’dan Mehmet Cengiz ise; “Efrîn Platformu olarak, bütün hazırlıkları profesyonelce yaptık. Siyaset ve sermaye ilişkilerinin çıkarı, demokrasi ve barış çıkarlarına kurban ediliyor” dedi.

Demokrasi ve barış sloganı ile düzenlenen festivalin, faşizmi yaşayan, demokrasi haklarını savunan bir Almanya’nın Türkiye diktatörüne karşı, onun çıkarlarına feda edilmemesi gerektiğini savunan Cengiz, “Alman sermayesi, bir diktatör için barış ve demokrasi çağrımızı engellemeye çalışmakta” vurgusunda bulundu.

NRW milletvekilleri, Dinslaken belediyesinin Sol Parti, Yeşil ve SPD’li üyelerine de teşekkür eden Cengiz, hukuki girişimlerini devam ettiğine de dikkat çekti.

Türkiye’de barışın tek çözümünü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve düşünceleri olduğunu da dile getiren Cengiz, Öcalan’a yönelik uygulanan tecridin de festivalde gündeme geleceğini belirtti. Basın açıklaması Şengal Êzîdî Meclisi’nden Fikret İgrek Almanca yaptığı konuşmayla son buldu. İgrek, 93 parti, sivil toplum örgütü, kadın ve gençlik hareketinden oluşan platformun 8 Eylül’de Festivali düzenleyeceğini belirtti.

 

HABER MERKEZİ