8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanacak. Kutlama en güçlü biçimde Kürdistan’da yaşanacak. Bu da Kürdistan’ın, Kürt halkının dünyanın diğer yerlerinden farkı oluyor. Özellikle kadın Özgürlük Mücadelesi ve gelişen kadın özgürlüğü konusundaki fark başka konulardaki farka benzemez. En özgür ve kapsamlı fark budur. Askeri güç, bilim gücü, ekonomik güç bile bu farkın yarattığı değerlendirmeler kadar kapsamlı olamaz. Bir toplumun gelişmişliği de esas olarak kadın özgürlüğündeki gelişmeyle ölçülür. Bu ölçüye göre dünyanın en gelişmiş toplumunun Kürtler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kadın özgürlüğü aynı zamanda demokratikleşmenin kapsamını da belirlemektedir. Bu açıdan Kürdistan’daki demokratik toplum gerçeği de sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın birçok yerinden daha ileridir. Belki sömürgeci güçlerin baskısı nedeniyle bu demokratikleşme potansiyeli kendisini örgütleme ve pratikleştirmede tam ifade edemiyor, ama çok güçlü bir demokratikleşme potansiyeline sahip olduğu tartışmasız bir gerçektir.

Kürt kadınları “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” sloganıyla bir kampanya başlattılar. Bu kampanya özü itibariyle Türkiye’nin demokratikleşmesini ve demokratik özerkliği ifade etmektedir. Demokratik ulus esas olarak özgürlükleri, özgünlükleri ve özerklikleriyle tüm farklılıkların bir arada yaşamasını ifade etmektedir. Demokratik ulus, tekçi ulus anlayışına alternatif ulus anlayışıdır. Ulus-devletçiliğe alternatif toplumsal yönetim modelinin toplumsal temelidir. Bu açıdan Kürt kadınlarının “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” kampanyası Türkiye ve Kürdistan’da bir demokratikleşme hamlesi olmaktadır. Bu demokratikleşme hamlesi tüm farklı etnik ve dinsel toplulukların özgür ve demokratik yaşamını da güvenceye almaya yöneliktir.
Demokratik ulus, ucu açık bir ulus anlayışıdır. Tekçi ulus anlayışına karşıdır. Tüm farklı sosyal, etnik, dinsel toplulukların kendi kimliklerinin özgünlüğünü yaşama temelinde demokratik ulusun zenginliği olarak bir ulusun parçası olmasıdır. Bu açıdan Kürt kadınlarının böyle bir demokratikleşme hamlesi yapması Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu gerçeğinde tüm sorunlara çözümleyici hamle olmaktadır. Bu açıdan bu hamle çok önemlidir. Bu hamleyi sadece Kürtler değil, tüm farklı toplumsal etnik ve dinsel kesimlerden kadınlar sahiplenmelidir. Çünkü dünyada 200-300 yıldır tüm sorunların kaynağı ve sorunları ağırlaştıran tekçi ulus anlayışı ve ulus-devletlerdir. Bu açıdan ulus-devletleri şekillendiren tekçi ulus anlayışı aşılıp demokratik anlayışa ulaşıldığında dünyadaki sorunların çoğunluğu çözülecektir. İnsanlığa acı çektiren birçok şey sorun olmaktan çıkacaktır.
Demokratik ulus gerçeğini en fazla sahiplenecekler de kadınlar olacaktır. Kadın karakterinde şovenizm olmadığı gibi farklılıklara karşı olumsuz bir yaklaşımı da yoktur. Özellikle kadın özgürlüğünün geliştiği yerlerde demokratik zihniyet de kapsamlı geliştiğinden en demokratik toplum modeli olan demokratik ulus modeline kadınlar sahiplenilir. Sadece sahiplenmez demokratik ulusun ortaya çıkması için çok fazla çalışır ve mücadele eder. Bu açıdan demokratik ulusu yaratma mücadelesi bu kampanyayla gerçek sahiplerini bulmuştur. Kadınlar bu ulus modelini sadece Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’ya değil, tüm dünyaya da taşıracaklardır. Avrupa’da kısmen tekçi anlayış ve ulus-devlet kalıpları kırılmaktadır. Ancak yeterli değildir. Çünkü hala ulus anlayışları çoklu ulus anlayışı olmadığı için farklı kimliklerin sorun yaşaması söz konusu olabiliyor. Bu açıdan Avrupa’nın da demokratik ulus kategorisine ulaşması için tekçi ulus anlayışını tümden terk etmesi gerekir. Farklı etnik ve dinsel topluluklar demokratik ulusun alt-üst ilişkisi biçiminde yer almayan üyeler olarak görülmesi önemlidir. Bu, hala Avrupa’da tam gelişmemiştir. Hala bazı kimliklere tam hak ve özgürlük tanınmamıştır. Farklı tüm kimliklerin kendilerini demokratik ulus içinde özgür ve demokratik yaşamlarını özgürce belirlemesi zihniyetine ulaşılmamıştır.
Tüm bu gerçekler ışığında Kürt Halk Önderi’nin demokratik ulus tanımı ve tezi iyi anlaşılmalı, Kürt kadınlarının başlattığı “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” kampanyasının ne anlama geldiği ve nasıl büyük sonuçlar yarattığı iyi görülmelidir.  Kürt kadınlarının şimdiye kadar yürüttüğü kampanyalar etkili olmuştur. Bugün kadına şiddete karşı Kürdistan ve Türkiye’de bir duyarlılık sağlanmışsa bunda Kürt kadınının kadına yönelik şiddete karşı yürüttüğü kampanyanın büyük etkisi olmuştur. Bu açıdan “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” kampanyası da etkili olacak sonuçlar her yerde ortaya koyacaktır.
Kürt kadınları 8 Mart’ı dünyada ilk defa uygulanacak yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sistemiyle karşılayacak. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi eşbaşkanlık sistemini her konuda uyguluyor. Zaten PKK’nin yönetim kademelerinde kadınlar çoğu zaman yüzde 50 oranının üzerinde yer alıyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tüm üst yönetim toplantılarında artık kadın sayısı erkeğinkinden fazladır. Örneğin PKK yönetim kademesinde kadın sayısı yüz 50’ye yakın ya da üstündedir. Ayrıca PKK toplantılarına PAJK’ın temsilcileri de katılınca her zaman kadın sayısı erkeklerin sayısından fazla olmaktadır. Kadının ideolojik, siyasi bir partide bu düzeyde etkin olması tabii ki tüm kararları da etkilemektedir. Her karar kadını daha fazla adım attırıcı ve daha fazla özgürleştirici olmaktadır. Belki ilk başlarda zorlanmalar yaşanmış olsa da şimdi bu gerçeklik PKK’de bir kültür haline gelmiştir. Hatta PKK’li olmanın gerçek kimliği şimdi budur.
PKK’nin kadın Özgürlük Mücadelesi, Kürdistan toplumunun her alanına ve her kesimine yansıdığı gibi, şimdi de yerel yönetimlere yansımıştır. Artık tek bir belediye başkanı olmayacaktır; belediyeler de eşbaşkanlıkla yönetilecektir. Belki Türkiye yasalarında eşbaşkanlık yoktur, ama bu sorun değildir. Çünkü artık BDP ve HDP’de oylar tek bir kişiye değil, eşbaşkanlara verilmektedir. Toplum verdiği oyların bu içeriği resmiyetteki biçimselliği aşmaktadır. İster kadın ister erkek olsun, bu oy bana verilmiş diyemeyecektir; bize verilen oylar diyecektir. Çünkü her yerde toplum önüne bu eşbaşkanlıkla çıkılmaktadır. Toplumdan seçim olursa ve kazanılırsa belediye bu eşbaşkanlarla yönetilecektir diye oy istenmiştir. Oylar eşbaşkanlara istenmektedir.
Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sisteminin pratikleştirilmesi dünyanın en devrimci hareketinden yeni bir devrimci hamle olmaktadır. Kürt kadın Özgürlük Hareketi neredeyse her gün devrim içinde devrim yaratma hamlesi yapmaktadır. Zaten kadın Özgürlük Mücadelesi ve devrimi her gün devrim içinde devrimi tetikleyen bir karaktere sahiptir. Kadın devrimi durağan değildir, insanlık tarihinin en dinamik devrimidir. Bu devrim insanlık tam özgür ve tam demokratik yaşama kavuşana kadar devrim içinde devrimin gerçekleştiği bir devrim olmaya devam edecektir. Bu açıdan dünya tarihinin en radikal devrimidir. Kürt Halk Önderinin kadın devrimi benim için sınıfsal ve ulusal devrimden daha önemlidir demesi bu gerçeği ortaya koymaktadır. Zaten kadın devrimi ulusal ve siyasal devrimleri de sürekli dinamik kılan en devrimci güçtür.
Bu 8 Mart’a eşbaşkanlık sistemi damgasını vuracak. Kadınlar artık tüm belediyelerin birinci dereceden yönetimi olarak tarih sahnesinde adım atacaktırlar. Ne erkeğin, ne kadının eşbaşkanlığı formalite olacaktır. Kesinlikle her ikisi de eşdeğerde sorumluluk yüklenecektir. Eşbaşkanlık aynı zamanda demokratik karakterin, kültürün gelişmesinin de temel kaynağı olacaktır. Demokratik kişilikler eşbaşkanlıkla zirveye ulaşacaktır. Eşbaşkanlığın demokratikleşmede, demokratik toplumcu belediyecilikte yararları ve olumlu etkileri saymakla bitmez. Zaten bu konuda kapsamlı değerlendirmeler ve çözümlemeler yapılmaktadır. Toplum her gün eşbaşkanlığın değerini ve anlamını daha iyi anlamaktadır.
BDP ve HDP bu yerel seçimlerde eşbaşkanlık hamlesinin kazandırdığı ivmeyle daha büyük hamleler yapacaktır. BDP belediyelerini arttıracak, HDP de ilk defa girdiği seçimlerde bir sıçrama yapacaktır. Toplum HDP ile AKP ve CHP kıskacından kurtulmuş, demokratik seçeneğe kavuşmuştur.
Türkiye şimdi partilerde eşbaşkanlığı kabul etmiştir. Kadın Özgürlük Hareketi’nin yerel yönetimlerdeki eşbaşkanlık hamlesini de meşrulaştırmak zorunda kalacaktır. Çünkü eşbaşkanlığı fiili olarak uygulayacak partiler bundan sonra yerel seçimlerde daha fazla rağbet görecek ve yarışa daha baştan önde başlamış olacaklardır.
Bu 8 Mart’ta Kürt kadın devriminin nasıl boyutlandığına şahit olunacaktır. Bundan başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu halkları gurur duymalıdırlar. İnsanlık Kürt kadınlarının özgürlük çizgisinde ve özgürlük devrimiyle geleceğe daha umutla bakmaktadır. Kadın özgürlük çizgisinin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte özgür ve demokratik yaşam üzerinde hiçbir gücün durması mümkün değildir.
Dünya kadınlarının ve tüm insanlığın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz. 8 Mart ruhu 1 Mayıs ve Newroz ruhuyla birleşerek tüm insanlığı özgür ve demokratik yaşama kavuşturacaktır.