AKP Hükümeti izah etmekten zorlandıkça kamuoyunun beklentilerine kulak vermekten ziyade, peş peşe çıkardığı yasalarla sadece kendini korumanın telaşına düştü. Yasal değişiklikler ve devlet içi ittifaklarla örmeye çalıştığı koruma zırhını kalınlaştırdıkça sokaklara yansıyan ve yansıyacak tepki de kabarıyor.
Kürt Özgürlük Hareketi, kaostan çıkışın yolunu daha fazla demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için başlayan diyalog sürecini müzakereye çevirme; yasal güvence altına alma; demokratik kamuoyunun ve demokrasi güçlerinin taleplerine yanıt verme şeklinde ilk günden deklare etti. BDP ve HDP eşbaşkanları, meşruiyetinin son kısmını da tüketmekle yüzyüze kalan ve ağır ithamların altında ezilen Türk Hükümeti’nden uygar dünyanın öngördüğü gerekleri yerine getirmesini istiyor. Güven tazelemenin zorunluluğuna ciddi demokratikleşmenin eşlik etmesinin önemini vurguluyor.
AKP Hükümeti böylesi bir ortamda diyalog sürecinde donmakla kalmayıp sınırlara sevkiyatı operasyon girişimleriyle taçlandırıyor. Ateşkesi ilk kez, üstelik Roboskî sınırında ihlal ediyor. Hasta tutsaklara zulüm sürüyor, KCK davaları ‘paralel devlet’ dedikleri organizasyonun insafına bırakılıyor, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın komisyon önerileri ve müzakerelerin yasal çerçeveye kavuşturulması konusu, ‘gündemimizde yok’ diye kenara itiliyor.
Böylesi bir atmosferde gözler, 8 Mart’ta İmralı’da yapılması beklenen görüşmeye çevrilmiş durumda. Newroz öncesi bu görüşmede verilecek mesajlar merakla bekleniyor.
***
Siyasi bunalım ve kaosla birlikte ciddi tehlike sinyallerinin barizleştiği bu günlerde kadınlar da 8 Mart’ı barış ve özgürlüğe dair net taleplerle karşılıyor. 8 Mart etkinliklerinde kadınlar başlatılan ‘’Özgür kadınla demokratik ulusa’’ kampanyasına ivme kazandıracak. Yine 8 Mart öncesi ilk kez gerçekleştirdikleri Jineoloji Konferansı da, kadın özgürlük mücadelesinin ortaklaştırılması, kadın gücünün birleştirilmesi için güçlü bir zemin hazırlıyor.
8 Mart’a doğru
30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin son etabına girilirken Türk Hükümeti ve siyaseti, iktidar çatışmasını kızıştırdı. Bu çatışmanın patlattığı yolsuzluk lağımı, sistemdeki pisliğin kesifliğini ortalığa saçarken; iktidar zorbalığının balatalarını da siliyor. Sistem kendisini yenilerken hukuku, meşruiyeti bir tarafa bıraktığını artık Türkiye halkına da aleni gösterdi. Yolsuzluk skandalının boyutuyla birlikte devlet çetelerinin hacminin büyüklüğü de gözler önüne seriliyor.