80’lik hasta tutsak artık yürüyemiyor
İskenderun Cezaevi’nde tutulan 80 yaşındaki hasta tutsak Sıddık Güler, kişisel bakımını sağlayamıyor ve artık yürüyemeyecek durumda.
İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Sıddık Güler (80), 25 yıldır tutsak. Yaşadığı sağlık sorunlarından ötürü artık yürüyemez hale gelen Güler’in hem ailesinin hem de Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan oğlu Habib Güler’in babalarına refakatçi olmak için gerekli mercilere yaptıkları başvuru reddedildi.
Aile bireyleri, hem cezaevindeki hak ihlalleri hem de babalarının durumlarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Tutuklu Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAYDER) Amed şubelerine başvurdu. Güler’in kızı Ayşe Güler, babasının sağlık durumlarının ciddileştiğini ve cezaevi yönetiminin hasta tutsaklar konusunda gerekli hassasiyeti göstermediğini vurguladı.
Babasının kendisine bakamayacak durumda olduğunu aktaran kızı Güler, bu sorunun da bir kaç yıl önce başladığını aktardı. Babası ile ağabeyinin Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde iki yıl beraber kaldığını ve ağabeyinin babasına yardımcı olduğunu ifade eden Güler, cezaevi yönetiminin daha sonra hem ağabeyini hem de babasını farklı cezaevlerine sürgün ettiğini söyledi. Güler, hasta olan babasının da sık sık farklı cezaevlerine sürüldüğünü belirtti.
Babasını en son İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde Kurban Bayramı’nda gördüğünü belirten Güler, gördüğü manzarayı şöyle anlattı: “Babam, tekerlekli sandalyeyle yanımıza geldiğinde şaşkına döndük. Babamı hastaneye dahi götürmüyorlar, tedavi diye sadece hapishane revirine götürüyorlar. Babam revir yerine hastanede tedavi edilmeli. Ayrıca yaşından ve sağlık sorunları nedeniyle bakımını sağlayamıyor. Kardeşim yanında olsa ona bakardı.”
Babasından yüksek tansiyon ve kalp hastalığının ciddi bir duruma ulaştığına dikkati çeken Güler, babasının hapishanede kaldığı süre zarfından iki kere de anjiyo olduğunu kaydetti. Bu hastalıkların yanı sıra ağır romatizmanın da vücudunu kilitlediğini fade eden Güler, “Babam, bize ‘canımın acısından uyuyamıyorum’ diyor. İskenderun’da yoğun nemden dolayı romatizma ağrıları daha çok baş göstermeye başlamış” diye konuştu.
Cezaevi yönetiminin ayakta sayımı dayattığını; babasına gönderdikleri şalvar ve benzeri kıyafetleri içeriye almayıp geri gönderdiğini aktaran Güler, şunları söyledi: “Hapishane koşulları oldukça zor. BSularını kesiyorlar, kitap, dergi, radyodan mahrum bırakıyorlar, şiddet uyguluyorlar. Görüşte bir annenin, çocuğuna saldırı olmuş diye ağladığını gördük. Babam da ‘burada adalet, hukuk, kanun yok. Kanun, hapishane gardiyanları ne derse odur, dedi.” HATAY