Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın uluslararası bir komployla esaret altına alınışının yıldönümü olan 15 Şubat tarihinden önce yapılan 'Uzun Yürüyüş' eylemiyle birlikte ilk adımları atılan bu kampanyada Kürt halkı, stratejik bir adım atarak Öcalan'ın özgürlüğü talebini ön plana çıkarttı.

Cenevre-Strasbourg arasındaki Uzun Yürüyüş eyleminin ardından Strasbourg'da 52 gün süren açlık grevi, 'An Azadi An Azadi' şiarıyla belleklerde yer edinmeye ve dillerde yaşam bulmaya başladı. Daha sonra yapılan Özgürlük Otobüsü Turu eylemi ve halen sürmekte olan imza kampanyası ile Öcalan'a Özgürlük Avrupa genelinde Kürdistanlıların öncelikli hedefi haline geldi.
Bu sürecin bir parçası olarak 25 Haziran 2012 tarihinden bu yana yani 215 gündür Avrupa Konseyi önünde bir nöbet eylemi yapılıyor. Yaz aylarının sıcağını, sonbaharın hüznünü ve sararmış yapraklarını geride bırakan nöbet eylemi kış aylarının çetin koşullarını Kürdistanlıların sıcak yüreklerinde bertaraf ediyor. Güneşin ışınlarıyla damla damla kar ve buz kütleleri çözer gibi özgürlüğü işlemenin sevincini yaşayan nöbet eylemcileri, -10 dereceye ulaşan soğuk hava koşullarına rağmen eldivensiz ellerle bildiri dağıtıyor ve imza topluyorlar. Nöbet eylemcileri bir yandan 3 devrimci Kürt kadınının Paris'te hunharca katledilmesinin hüznünü yaşarken, bir yandan da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 2013 yılı ilk oturumu sırasında görevlerini sürdürdüler.
 
'Öcalan konusunda mutabıkız'

Bu hafta ki nöbet eylemini AKPM toplantıları boyunca Avrupa Dış İlişkiler heyeti sürdürecek. Nöbet devir teslimi sırasında nöbeti devreden Frankfurt MKM üyesi Kemal Bayar, öncelikle kendilerini derinden sarsan Paris katliamından ötürü zor günler geçirdiklerini, buna rağmen görevlerini yerine getirmek için AKPM açılışı sebebiyle 4 gün boyunca bildiri dağıttıklarını belirtti. Kürtlerin yaşadıkları acılarla gündemde olmalarının üzücü olduğunu dile getiren Bayar, Öcalan'ın özgürlüğü temelinde özgür bir Kürdistan'da yaşayarak bu makus kaderi değiştireceklerini dile getirdi. Kürt halkının ortak bir temsilcisi ve iradesi olarak Öcalan'ı benimsediğini dolayısıyla başka muhataplar yaratarak çözüm arayışına girmenin çözümsüzlükte ısrar etmekle eşdeğer olduğunu vurguladı.
 
Kürtler için final adımları

Bayar'ın ardından dış ilişkiler heyeti adına söz alan KON-KURD Yönetim Kurulu üyesi Hasan Acar, önemli bir Kürt diplomatı olan Fidan Doğan'ı yitirmenin kendileri için çok büyük bir kayıp olduğunu belirtti.
Geçtiğimiz yıl Strasbourgda yapılan 52 günlük açlık grevi eylemcisi Hasan Acar, Kürt halkının kendisine dayatılan imha, teslim alma ve katliam politikalarına karşı topyekün bir direnişe geçtiğini vurguladı. Acar, nöbet eyleminin de bu topyekün direnişin bir parçası olduğunu ifade etti. Acar, içinde bulunduğumuz sürecin Kürtler açısından final adımları olduğunu sözlerine ekledi.
Nöbet eyleminde Ufficio d'İnformazione del Kurdistan in İtalia (UİKİ) ve ARARAT Roma Derneği'ni temsilen katılan İtalyan asıllı Nayera El Gamal da, bu süreçte Türkiye'nin demokratikleşme noktasında ciddi adımlar atılmış gibi bir hava estirildiğine işaret ederek şunları söyledi: "Oysa bırakın adım atmayı daha da geri bir sürece girildiğini görmek için Kuzey Kürdistan'a gitmek yeterlidir. Avrupa Birliği'nden alınan fonlar ve ekonomik yardımlarla Kürt halkına dönük asimilasyon ve kirli savaş politikaları devam ediyor."
Gamal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a uygulanan tecrit ve izolasyon politikasının bu konseptin bir parçası olarak sürdürüldüğünü ifade etti.

'Yolumuza devam edeceğiz'

Gamal, İtalya'nın Öcalan Türkiye'ye teslim edildikten sonra kendisine siyasi sığınma hakkı tanındığını belirterek, önderliğine siyasi sığınma hakkı verilen bir hareketin Avrupa'da halan 'terör örgütleri' listesinde yer almasının samimiyetsizliğin göstergesi olduğunu ifade etti. Gamal devamla şunları ifade etti: "Paris'te 3 yoldaşımızı katleden karanlık güçler, bu süreci baltalamak istiyor. Ancak bizler yoldaşlarımızın bize bıraktığı yolda yılmadan yolumuza devam edeceğiz. 3 kadın yoldaşımıza söz veriyoruz. Mücadelemizi zaferle taçlandıracağız."

'Kadın özgürlük çizgisi hedef alındı'

Nöbet eylemcisi Doğu Kürdistan doğumlu Nigar Enayeti ise daha önce 52 gün süren açlık grevinde de yer aldığını belirtti. Kürtler üzerinde sistematik bir yok etme ve katliam politikasının uygulandığını belirten Enayeti, 3 Kürt kadın devrimcinin katledilmesi ile Kürt Özgürlük Hareketi ve kadın özgürlük çizgisinin hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Nigar Enayeti, Kürtler açısından 2013 yılının bir zafer yılı olacağını, bunun sözünü Paris'te katledilen 3 devrimciye verdiklerini vurguladı. Özellikle Doğu Kürdistanlı kadınlara seslenen Enayeti, "Kürdistan coğrafyasında en çok baskı gören ve ezilen kadınlar, Sara, Rojbîn ve Ronahî yoldaşların özgürlük ruhu ve Önderlik ideolojisi ile dağda, ülkede ve Avrupa'da mücadele etmelidir" şeklinde konuştu. 
 


BARAN BOZKURT/STRASBOURG