Şair Ah Muhsin Ünlü “Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi” diyor. Siyasetin aşağılık bir yanı da vardır. Savaş ve savaş politikalarına karşı çıkan kadınlar işte tam da herkesi bu aşağılık siyaset oyununa karşı herkesi harekete çağırıyorlar. Bunun için üç yıldır okulda, sokakta, evde, hayatın olduğu her yerde barışı örmeye çalışıyorlar.
Barış için kadın girişimi Mayıs 2009’da kuruldu. Barış için kadın girişimi hem savaşa hem erkek egemenliğine karşı bir örgütlenme. Bunu kuruluş bildirilerinde şöyle açıklıyorlar; “Savaş yaşadığımız toprakları erkeklerden ve silahlardan ibaret kocaman bir kışlaya çeviriyor. Eril dil ve erkek şiddet sokağa egemen oluyor. Savaş “erkeklik” anlamına geldiği için erkekliği zedelediği, aileye karşı olduğu düşünülen her türlü varoluş biçimi, her zamankinden daha fazla bastırılmaya, yok edilmeye çalışılıyor. Yalnız kadınlara değil, lezbiyenlere, transkadınlara ve eşcinsellere yönelik şiddet de artıyor.”
Barış için kadın girişimi Türkiye toplumuna savaş gerçeğini anlatmayı hedefliyor. Bağımsız bir yapı ve farklı kimlik inanç, cinsel yönelimden kadınlardan oluşuyor. İyi ki savaşa karşı çıkan kadınlar var. “Savaştan yana ısrarları sürdürenlerin ‘söz bitti’ söylemlerine inanmıyoruz” diyen girişim üyeleri “silahlar sussun barış görüşmeleri sürsün” diyerek söze değer verdiklerini gösterdiler. Herkesten aynı duyarlılığı istiyorlar.
PKK-MİT Görüşmesi
Birkaç gün önce sanal bir saldırıya uğrayan Dicle Haber Ajansına bir kaset düştü. Norveç’in başkenti Oslo’da yapıldığı ‘anlaşılan’ PKK, devlet görüşmesinin ses kaydı internete düştü. Burada kasetin kimi hedeflediği, neyi amaçladığı ve neden servis edildiği önem taşıyor. Kasetteki ses kaydında KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürt siyasetçi Sabri Ok, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş var. Görüşmeye katılanların yapıcı ve nazik bir dil kullanmaları dikkat çekiyor ve doğru politik, felsefi değerlendirmelerde bulunuyorlar.
Kaset internete düşünce CHP mal bulmuş mağribi gibi üstüne atladı. İşin ilginci Hükümet açılım politikasını sonlandırıp şiddet politikalarına yönelince CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü yönünde öneriler geliştirmişti ve AKP hükümetini kana susamış olmakla suçlamıştı. CHP’nin kaset olayı karşısındaki tutumu açıkçası bu söylemin boş olduğunu gösterdi. MHP bildik faşist tutumunu bu kaset olayında da gösterdi. Hükümet bekle gör tutumu içinde. Henüz açık bir tavır geliştirmedi. İlgili kaset var olan çatışmaları daha da tahrik edici, çoğaltıcı ve sınır ötesi kara harekatını hızlandırıcı bir etki yapacağı gibi, barış için bir fırsata dönüştürebilir de... Bu anlamda hükümetin takınacağı tutum önem taşıyor.
Kaset internete servis edilmeden birkaç gün önce bir gazetede PKK lideri Öcalan’ın İmralı adasından başka bir cezaevine nakledileceği haberi çıktı. Hükümet bu haberi yalanladı. Ardından kaset servis edildi. Zamanlama manidar. Tam da çatışmalar sertleşmişken, sınır ötesi hava harekatı yapılıyorken, Hükümet doksanlı yıllarda denenmiş ve sonuçları bakımından berbat olan Özel Harekat kuvvetlerini yeniden devreye sokmuşken ve Başbakan apoletlerini takmışken, sınır ötesi kara harekatı konuşulurken nasıl oluyor da bu kaset barışı hedef alıyor olabilir? Hiç kuşku yok ki bu soruda doğruluk payı var. Yine de BDP meclis boykotuna son verebiliriz derken ve Başbakan BDP’yi meclise bir kere davet etmişken kaset servis ediliyor. Tabi bu acaba yeni bir Oslo görüşmesi mi var sorusunu akla getiriyor ki bu olasılık yüksek görünüyor. Kaset kanımca olasılığı yüksek olan böyle bir görüşmeyi başlamadan bitirmek için tezgahlandı. Bir barış girişimini daha böyle sonlandırmak istiyorlar.
İstihbari bir çalışmanın sonucu olduğu açık olan bu kaset hiç kuşku yok ki AKP hükümetini, Kürt siyasi hareketini ve barışı hedef alıyor. Kasetin servis edilmesi bu bakımdan bir provokasyondur.
Bugün en temel talep Oslo görüşmelerinin sürmesini istemek ve bunun kalıcı bir barışa evrilmesi için çaba göstermektir. Bu bakımdan barış girişimlerinin en temel etkisi devlet ve PKK arasında diyalog ortamının sağlanması olacaktır.
‘... Üretir cesetlerini siyaset bilimi’