
Köln Mala Kurda Derneği’nde kurulan ve hafta sonuna kadar sürecek olan taziyede, Çelê’de kimyasal silahlarla katledilen gerillalar anıldı. Anma etkinliğine kimyasal silahla katledilen gerillalar arasında bulunan Oktay Çelik’in (Agirbaz Rapo) abisi Yavuz Çelik de katıldı. Yavuz Çelik gazetemizle, duygu ve düşüncelerini paylaştı.
Kürt halkına başsağlığı dileyen Çelik, „Başımız dik onurluyuz. Binlerce Kürdistan şehidi var ve belkide daha da çok olacak. Onursuz Kürtlere de öfkemiz var. İnsanlarımız bütün Kürt halkı el ele vermelidir. Kürtlerin Fethullah Gülen gibi tarikatların peşinden gitmemesi gerekiyor. Ailem dindar fakat oldukça demokrattır. Fethullah Gülen ile aynı dine sahip olduğum için utanç duyuyorum. Eğer Kürtler birliklerini kurmazlarsa, daha çok acılar yaşıyacaklar. Mücadelemize, şehitlerimize sahip çıkmalıyız. Onlar onurumuzdur ve onurlu bir mücadele sonucu şehit düştüler“ dedi.
Sayın Çelik kimyasal sonucu katledilen gerilla görüntülerini gördüğünüzde ne hissettiniz?
Ben o görüntüleri gördüğümde, insanlığımdan utandım. Bu vahşeti uygulayanlarla aynı sıfatı taşıdığım için. Şok geçirdim, yüreğim yandı. Karşımızdaki düşmanımız barbar bir düşman ve bunu yapması da artık normal görülüyor. Küçüktük bizi ayı ve yabani hayvanlarla korkuturlardı. Ama Almanya’ya geldiğimde yaşlı bir Alman, ‘biz çocukken bizi susun konuşmayın barbar Türkler geliyor diye sustururlardı’ demişti. Düşünün bu barbar devletin namı ne kadar meşhur. Bunun için de tüm Kürt halkından rica ediyorum, Alevisi olsun, Sünnisi olsun, Êzîdîsi olsun ne olursanız olun ama Türk devletinin arkasından gitmeyin. Ne olacaksınız, neye inanıyorsanız Kürtlüğünüzle yapın bunu. Kendi Aleviliğinizi, Êzîdîliğinizi, Sünniliğinizi kendiniz yaratın. Önce ne olduğunuzu öğrenin. Zorbalığa neden uğruyorsunuz? Tabii ki Kürt olduğunuz için. Ben eğer Kürtlüğümü bilmezsem, ne dinim özgürdür, ne şahsiyetim özgürdür ne şeref ne de namusum. Şeref ve namus bir kadına bağlı değildir. Şeref ve namus insanın onurudur. Eğer ben Kürtlüğüme sahip çıkamıyor veya çıkmıyorsam yaşam o zaman hangi namus ve şereften bahsedebiliriz ki... Bu gençlerimiz onur ve şerefine sahip çıkmak için başkaldırdı. Herkes olduğu yerde bunun mücadelesini verebilir. Ancak bu şekilde şehitlerimize bağlılığımızı gösterebiliriz.
Şehadeti hakkında ne diyeceksiniz?
Evet şehadeti elbetteki bizi üzüyor ama bağrımızı yakan o şekilde katledilmeleridir. Cenaze tanınmaz durumda. Annem morga gitmiş ama tanıyamadı. DNA testi yaptı, iki ve üç hafta içinde belli olacakmış. Bugün konuştum ağlıyordu. Şöyle diyordu: ‘Hepsi benim için bir ama orada bir başsız cenaze var. O’nun olmasından korkuyorum. Karşımızda barbar bir düşman var. Hiçbir dinde böyle birşey olmaz. Dini hep alet ediyorlar. İçimizde Kürt olup da buna kananlar çok. Görsünler din kardeşliğini, parçaladıkları, tanınmaz hale getirdikleri insanları görsünler. Artık bu hükümetin peşine ne insanlık ne de Kürtler takılmasın. Kürt Özgürlük Mücadalesi ile doğruyu öğrendik. Yanıbaşımızda öldürülen, tanımadığımız insanlar ağladık. Onun acısını, acımız bildik. Bu vahşetin karşısında güçlü bir beraberlikle durabiliriz.
Din adına Gülen son dönemlerde savaş fetvası verdi. Bunun dinle bir ilgisi var mı?
Biz Kürtler olarak bu dinsizlere karşı mücadele etmeliyiz. ‘Herkes eline silah alsın’ demek değildir bu. İnsanlar durdukları yerde de mücadelesini verebilir. Şehitlerimize karşı sorumluluklarımız var. Bunları yerine getirmemiz gerekiyor. Şu anda Kürt halkının içinde bulunduğu durumu kimi kesimler, bir kader olarak görüyorlar. Hayır bu kader değil, devletin göz göre göre yaptığı bir katliamdır. Bir de kalkıp ‘Biz din kardeşiyiz’ diyorlar. Hayır, bu barbarlığı yapan benim kardeşim olamaz. Ezilen Kürt, Alevisi, Sünnisi, Êzîdîsiyle benim kardeşim olabilir. Bunun için kendi kimliğimize sahip çıkmalı ve bunun mücadelesini vermeliyiz. Son mektubunu okuduğumda çok ağlamıştım. Ben kahveye gidiyordum ama o mektubu okuduktan sonra kahveye gitmedim. Mektupta ‘Şehit düştüğümde ağlamayın’ demiş ve ‘resmimi Köln’deki Kürt Derneği’ne asın’ şeklinde bir vasiyette bulunmuştu. Gidişi de, şehadeti de onurluca oldu.
EVİN AKSOY/KÖLN - ÖMER YÜCE/LİNZ
Almanya’nın Heilbronn, Freiburg, Lahr ve Avusturya’nın Linz kentlerinde yapılan etkinliklerde, 10 Ekim’de hava saldırısı ile yaşamını yitiren 7 HPG’li ve Çelê’deki kimyasal silah vahşetinde yaşamını yitiren gerillalar anıldı.
Almanya’nın Heilbronn kentindeki Kürt Toplumu Derneği’nde, Ekim Ayı Şehitleri anma etkinligi düzenlendi. Anmada, Türk devleti tarafından Güney Kürdistan’a yönelik hava saldırısı ve Çelê’de (Çukurca) kimyasal silahlarla katledilen gerillalar anıldı.
Yüzlerce Kürdistanlı’nın hazır bulunduğu anma etkinliği bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Etkinlikte, yaşamını yitiren gerillalar için konuşmalar yapıldı.
Bu arada, Freiburg ve Lahr kentlerinde yapılan ‘Ekim Ayı Şehitlerini Anma Etkinliği’ kapsamında son çatışma ve hava saldırılarında yaşamını yitiren HPG gerillaları anıldı.
Avusturya’nın Linz kentindeki Mezopotamya Kültür Derneği’nde, 10 Ekim tarihinde yapılan hava saldırısı ve Çelê ‘de kullanılan kimyasal silahlar ile katledilen gerillalar için anma toplantısı yapıldı.
Yüzlerce kişinin katıldığı toplantı, bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlatıldı. Saygı duruşunun ardından yapılan konuşmalarda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecirt ve devam eden operasyon ve saldırılar kınanırken, mücadele de yaşamını yitirenler de saygıyla anıldıkları dile getirildi. Konuşmacılar, „Başta şehitlere, dağ ve zindan direnişçilerimizi unutmayacağız“ sözünü yineledi. Anma toplantısında Mezopotamya Demokratik Kültür Hareketi (TEV-ÇAND) Avusturya Kürt sanatçıları adına Bawer Can da, „Türk devletinin son dönemlerde Kürtlere karşı uyguladığı böylesi bir vahşeti, sanat camiası olarak kınıyoruz. Bütün sanatçılar da Türk devletinin böylesi bir katliama karşı sessiz kalmamalıdır“ açıklamasında bulundu.
Anmada ayrıca Wan depremi için başlatılan yardımların daha fazla kitlelere ulaşabilmesi için çalışmalara hız verilmesi istendi. Son olarak 19 Kasım günü Linz kentinde PKK’nin kuruluş yıldönmü için yapılacak etkinliğine katılım çağrısı yapıldı.
MUSTAFA MİKE/SAİT ÖZTÜRK/ÖMER YÜCE