
Neden Barış çabalarınız hep sonuçsuz kaldı?
Aslında 93’ten itibaren Kürt toplumunun bilinçlenmesinde örgütlenmesinde önemli bir düzey ortaya çıkmıştı. Dünyadaki gelişmelere dayanarak önder Apo barışçıl siyasi çözüm yöntemiyle artık çözüme gitmek istedi. Fakat inkar ve imha sistemi faşist şoven Türkçülüğü topyekun savaş konsepti temelinde çözüme karşı önder Apo ve partimizin geliştirdiği ateşkesler bu temeldeki barışçıl çözüme karşı imha ve saldırıyı dayattı. Topyekun ezme hareketini geliştirdi. Onun için çeşitli komplolar geliştirdi. Bilmem işte 33 askerin öldürülmesi Bingöl olayı gibi hepsi komploydu. Aslında genelkurmayca yönetilen Doğan Güreş tarafından yönetilen topyekun imha konseptinin başarısı için yaratılan gereçlerdi. Bu temeldeki saldırılara karşı da 93-98 arasında büyük bir direniş yaşandı. İmha saldırılarını boşa çıkartmak için sonuçta yine çözüm aradı önder Apo, 1 Eylül 1998’de 3. Tek yanlı ateşkesle Kürt sorununun barışçıl siyasi çözümünün önünü açmak istedi. Buna da imha ve inkar sistemi uluslararası komployla 15 Şubat’ı ortaya çıkardı.
PKK’nin barışçıl, siyasi çözüm yaklaşımını bir zayıflık etkeni olarak görüp burdan saldırarak, ezip imha ederim umut ve hesabına girdi. Biz boşlukta bulunduk. Komployu iyi göremedik. Gerekli tedbirleri geliştiremedik. Sonuçta önder Apo’nun imhası önlendiyse de İmralı süreci önlenemedi. 15 Şubat komplosu gerçekleşti. Bu komploya karşı 93’ten başlayan değişim sürecini derinleştirerek, felsefi, ideolojik, siyasi, stratejik, taktik boyutlara taşıyarak PKK’yi kendini yeniden yapılandırıp uluslararası komploya karşı direniş geliştirdi. Böyle bir direnme temelinde Kürt sorununu barışçıl siyasi çözümünü gerçekleştirmek istedi. Bu süreçte zaman zaman çatışmalar ve görüşmeler oldu. Dikkat edilirse serhıldanlar sürdü. İdeolojik mücadele oldu. 1 Haziran 2004’ten itibaren de çeşitli çatışmalar devreye girdi. Çözüm arandı yani. Fakat AKP bu konuda tutarlı davranmadı. Umut yaratıp çözeceğim dedi. PKK buna fırsat verdi. Fakat bu fırsatları kullanmadı. Sonuçta oyalama taktiğiyle aslında bölgedeki gelişmelerden ABD’nin bölgeye yöneliminden de güç alarak yeni bir imha ve tasfiye konseptini topyekun bir savaş kapsamına yeniden hareketimize dayattı. Aslında 2007’den bu yana gelişen süreç böyledir.
Türkiye’de genel seçimler öncesinde barış umutları yükselmişti? Neden oldu da tekrar süreç bu çatışmalı noktaya geldi?
1 Ekim 2006’da ilan ettiğimiz ateşkese karşılık genelkurmay AKP uzlaşmasıyla ve ABD’den destek alınarak büyük bir savaş konsepti ile karşılaştık. Siyasi savaş, ideolojik savaş, İmralı’da önder Apo üzerinden baskı arttırıldı. BDP’nin tasfiyesi için 14 Nisan 2009’dan bu yana siyasi soykırım operasyonları geliştirdi. Gerillaya karşı da savaş Zap operasyonuna kadar güney Kürdistan’a medya savunma alanlarına yönelmeye kadar vardı. Bunları boşa çıkardık. İmralı’da önder Apo direndi ve bunları boşa çıkardı. Demokratik siyaset direndi, boşa çıkardık. AKP yenildi aslında fakat bölge konjonktürü bölgede yaşanan çatışmalar dünya savaşı ABD’nin, Avrupa’nın bölgeye yaklaşımları eski politikaları sürdürmesi için biraz fırsat sunuyor. AKP Türkiye kaynaklarını pazarlayarak bunu sürdürmeye çalışıyor. Esas olan budur. Aslında İmralı’daki görüşmeler devlet PKK görüşmeleri önemli bir düzey kazanmıştı. 12 Haziran seçimleri tam bir noktaya geldi ve seçimlerle birlikte herkes barışçıl siyasi çözümün gerçekleşeceğini umut ediyordu. Libya savaşı üzerinde ABD, Fransa ve Türkiye arasında görüşmeler oldu. Libya NATO müdahalesi gündeme geldi ve Libya’ya müdahale Kürt sorunun barışçıl siyasi çözümüne de bir müdahale olarak ortaya çıktı. ABD AKP anlaşması temelinde bir yandan Libya’ya müdahale edilirken diğer yandan AKP PKK’yi imha ve tasfiye etme anlayışına ve hesabına girdi. Bu temelde seçimlerden de aldığı güçle yine ABD ve dış güçlerden aldığı güçle imha ve tasfiye saldırılarını sürdürüyor.
ABD AKP iktidarına nasıl bir rol biçiyor?
ABD, Arap alemindeki gelişmeleri kontrol edebilmek Ortadoğu’da süren dünya savaşlarını kendi çıkarları temelinde şekillendirebilmek için dayanaklara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda da ılımlı İslam, AKP’ye rol biçiyor. 150 yıldır hazırladıkları Türkiye modernitesine umut bağlıyorlar. Fırsat veriyorlar, güç destek veriyorlar. Bu modernitenin günümüzdeki iktidarı olan AKP de bu fırsatı kullanarak Kürt soykırımına sonuca götürmek başarıya götürmek istiyor. Özgürlük ve demokrasi hareketimizi ezmek istiyor. 12 Haziran seçimlerinden sonra da yaşanan budur. Biz de buna karşı direniş içerisindeyiz. Şimdi yaşadığımız süreç böyle kritik bir süreçtir. Fethullahçılar bunu açıkça söylediler. ‘Sri Lanka nasıl saldırdıysa Tamilleri ezdiyse biz de PKK’yi ezeceğiz’ dediler. Onu hesap ettiler saldırdılar, saldırıyorlar. Ezemediler ama. Ne Türkiye Srilanka’dır ne Kürdistan Tamildir. PKK halkın gücüne dayanan gerçek bir demokrasi hareketidir. Kendini geliştirdi, yeniledi. Kürt birliğini yaratmaya, Türkiye demokrasi güçlerini birleştirme gücüne sahip bir harekettir. Bunlara dayanarak direniyor. AKP ise hala ABD’den aldığı güçle yok edeceğini sanıyor. Bu noktada şimdi Suriye odak nokta haline geldi.
Kürtler açısında Ortadoğu’da ne gibi gelişmeler olabilir?
Özellikle ABD’nin Suriye ve İran’a karşı mücadelesini saldırılarını bu saldırılarda Türkiye’ye duyduğu ihtiyacı tersinden Kürtler ve PKK’ye karşı imha saldırıları olarak kullanmak istiyor. ABD terazinin bir kefesine Suriye ve İran’ı koyunca Türkiye’de diğer kefesine Kürtler ve PKK’yi koyuyor. Menfaatçi politika izliyor. AKP, ABD’yi, Avrupa’yı Kürtlere saldırtmak, Kürtlerle çatıştırmak bu temelde yeni bir Kürt soykırımı politikasını ABD’ye kabul ettirmek istiyor. İşin esası, AKP’nin dayattığı budur. Bunu başarır mı? Tabi ABD siyasetinin Türkiye’ye ihtiyacı olduğu kadar başkalarına da ihtiyacı var. Kürtlere de ihtiyacı var. Kürtler sadece Kuzey’de yaşamıyor. Güney de Doğu’da da yaşıyor. ABD’nin bunlara da ihtiyacı var. Ciddi bir konjektörel güce sahipler.
ABD politikası bu konuda nedir? Şimdi Türkiye’yi kullanarak Arap liderlerini yıktı. Suriye’yi yıkmak istiyor. İran’ı da yıkarsa önder Apo o zaman söyledi sıra Türkiye’ye gelecek. Kesinlikle Türkiye’yi de değiştirecek. Bugünkü iktidar sahiplerini yerinden edecek. Ama bu Türkiye’nin de Kürtlerin de büyük zararına olacak. Tümüyle dış güçlerin ihtiyacı ve çıkarına göre olacak. Biz istedik ki sorunlarımızı kendi içimizde çözelim. Türk ve Kürt halklarının, Ortadoğu halklarının çıkarına göre bir çözüm olsun. Dış güçlerin çıkarları temelinde değil. Fakat AKP, Türkiye yönetimi bunu anlamak istemiyor. Fırsatçıdır. Fırsat doğdu ABD, Avrupa siyasi kredi veriyor. Silah veriyor. Bunları Kürtleri yok etmekte kullanırım diyerek kimyasal silah dahil hepsini kullanıp bir savaş yürütüyor.
Bu gün açısından nasıl bir mücadeleyi öngörüyorsunuz?
Biz de buna karşı direniyoruz. Yeni bir direniş sürecindeyiz. Buna devrimci halk savaşı diyelim. Ne diyersek diyelim ama var olma ve özgürlüğümüzü kazanmak için yürüyen bir direniş olduğu tartışmasızdır. Bunun siyasi boyutu var, gerilla boyutu var. Serhıldan boyutu var, halk direniyor. Buna uygun bir siyaset izliyoruz. Yani bu direniş kuzey’de olduğu gibi Güney’de oluyor, Doğu’da oluyor, Batı’da oluyor. Kürtler olarak birleşip kendi çözümümüzü ortaya koyarak AKP’nin dış güçlerden aldığı destekle bizi ezmesini boşa çıkarmak istiyoruz. Yine Türkiye’den demokratik güçlerini birleştirerek demokratik Türkiye’yi direnişle yaratmak istiyoruz. İşte halkların demokratik kongresi böyle yeni bir demokratik Türkiye’yi temsil ediyor.
Neden AKP iktidarı sizi hep çatışma isteyen taraf olarak yansıtıyor?
AKP provokasyon yapmak istiyor. Kürtlerle Avrupa’yı, ABD’yi çatıştırmaya çalışıyor. Bu oyuna karşı bütün Kürtler de PKK’de uyanıktır.
PKK’nin 34. Yılına girişi çok yoğun bir değişim sürecinde oluyor. 20. Yy. 1. ve 2. Dünya Savaş’ları ardından ortaya çıkardığı Ortadoğu’daki siyasi yapılar, iktidarlar, devlet sistemleri yıkılıyor, parçalanıyor. Ama devletler varlıklarını sürdürüyorlar. Yeniden yapılanmak üzeredir. Nasıl yapılanacak. İşte orası belli değil. 34. Yılda dedik ya büyük olasılıkla geriye kalanlarda yıkılacaklar, aşılacaklar. Artık sonu geldi. Yaşamaları mümkün değil.
PKK, 40 yıldır sürdürdüğü mücadelesinde kilit noktaya geldi. Bunun için ulusal konferans ve kongre önemli. Önder Apo 5 ilke 3 prensip temelinde ulusal kongre veya konferansın yapılarak demokratik ortak demokratik Kürt stratejisinin oluşturulmasını istedi. Demokratik Kürt kurumlaşmasının birliğinin ortaya çıkarılmasını öngördü. Bunlar önemliydi. Kim başarılı olur bunu mücadele belirleyecek. AKP’nin kendine göre argümanları var. Ama PKK’nin de Kürtlerin de büyük bir gücü var. Kürdistan eski Kürdistan değil. Kürt toplumu eski Kürt toplumu değil. PKK’de eski PKK değil. Ortak bir demokrasi kuruyorlar. Tek parti sistemi Kürtlerde yok AKP’nin hayal ettiği parti Kürdistan da yok artık. Dolayısıyla Kürt halkı da bilinçlendi. Özgürlüğü tanıdı. Özgür yaşamda karar kıldı. Kürdistan böyle bir mücadeleye sahne oluyor. Biz buna inanıyoruz. 34. Yılında PKK, AKP’nin oyunlarını bozacak. Bu dış saldırılar imha ve inkarı ön gören zihniyet ve siyasi yaklaşımlar kırılacak. Ve onun yerine özgürlük ve kardeşlik temelinde Kürt sorunu çözüm süreci gelişecek. Buda Ortadoğu’nun yeniden yapılanmasına özgür Kürdistan temelinde demokratik Ortadoğu’nun şekillenmesi, yapılanması temelinde, biçiminde olacak. İnancımız ve mücadelemiz bu temeldedir. Başarmak için tüm gücümüzle çalışacağız. Bu temelde 34. PKK yılında özgür Kürdistan özgür ve Demokratik Ortadoğu, özgür insanlık için demokratik insanlık için mücadele eden herkese başarı diliyorum. BİTTİ
AZİZ KÖYLÜOÐLU - ANF/BEHDİNAN