Kürt Êzîdî kadını Arzu Özmen, geçtiğimiz 1 Kasım günü Detmold kentinde arkadaşının evinden silahlı kişilerce kaçırıldı. Uzun süre haber alınamayan 18 yaşındaki Arzu’nun cesedi, geçtiğimiz günlerde bulundu.
Alman basını, bu cinayete oldukça geniş yer veriyor. Polis, cinayetin ailesi tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyor. Arzu’nun bir ablası ve dört ağabeyi, yaklaşık 3 aydan beri gözaltında tutuluyor. Medyada yapılan yorumlarda özellikle Özmen ailesinin Êzîdî inancına mensup olduğu vurgu yapılıyor.
Almanya’da yaşayan Êzîdîler de tepki göstererek, Êzîdî inancında namus adına işlenen cinayetlere yer olmadığını belirtiyor. „Arzu artık aramızda değil. Gerekçesi ne olursa olsun, bir kadının bu şekilde öldürülmesi kabul edilemez“ diyor Bielefeld’de yaşayan Êzîdîler. Özellikle Şêxmûs Akçay’ın „Zerdüşt bize böyle buyurmadı“ ve Avrupa’da ‘namus’ adına Kürtler ve Êzîdîlerin hanesine çok kötü şeylerin işlendiği yönündeki sözleri, aslında birçok şeyi özetliyor.

Rihan Mustafa (Ev kadını, gerçek ismini vermek istemedi)

Ben bir Êzîdî kadını olarak Arzu Özmen’in öldürülmesini nefretle kınıyorum. Onun öldürülmesine çok üzüldüm. Kendi kızını öldüren bir insan herkesi  öldürebilir. Çünkü kendisini düşünmeyen bir insan hiçbir insanı düşünmez. Bu ölüm ne insanlıkta ne de dinde vardır. Biz, burada kızlarımıza ve gençlerimize haksızlık yapıyoruz. İçimizde aşiretçilik, fesatlıklar var. Nerede olursa olsun bu zihniyeti nefretle kınıyorum.

Şêxmûs Akçay (Mühendis)

18 yaşındaki Arzu’nun öldürülmesi çok trajik ve ayıp bir durumdur. Bir kadın, ‘namus’ adı altında vahşice katlediliyor. Her şeyden önce bu gibi vahşet olayların Avrupa’daki Kürt toplumunun, özellikle de Êzîdîlerin hanesine kötü işlendiğini belirtmeliyim. Kürtler ‘namus’ dediklerinde önce ülkesini düşünsünler. Bir baksınlar ülkeleri ne durumda. Kaldı ki bir kadın kimsenin namusu değildir. Hiç kimse bir başkasını sevdiğinden dolayı öldürülemez. Bu kabul edilemez.
Burada ben Êzîdî dininin eksikliğini de görüyorum. Son zamanlarda artan bu tür kadın katliamları aslında erkek egemen toplumun son çırpınışıdır. Bu çırpınışların dışavurumudur. 5 bin yıllık erkek egemenliğini yıkmaya tek aday Kürt kadını her alanda, askeri, siyasi, kültür gibi alanlarda direnişini sürdürürken biz Êzîdîlerin Avrupa’da kendi kızlarımızı bu şekilde vahşice öldürmesi kabul edilir birşey değildi. Nefretle kınıyorum. Zerdüşt bize böyle buyurmadı. Bunun ne din ne de insanlıkla bir alakası vardır. Nereden bakarsanız bakın, bu kabul edilmez bir durumdur.

Hayat Akman (Ev kadını - işçi)

Hep söyleriz, kadın ya da erkeğin öldürülmesi doğru değildir. Fakat erkeğin elinden en fazla çeken kadındır. Mesela Arzu’nun öldürülmesi çok rahat ve kolay bir şey değil. Hem ailesi, hem toplumu hem de içinde yaşadığımız Alman toplumu açısında kolay değildir. Basından edindiğimiz bilgiye göre, Arzu’nun öldürülmesinin gerekçesi bir Almanı sevmek. Bizim kültürümüzde bir kadın kolay kolay kendi örf ve adetlerini kaybetmez. Bir Êzîdî kadının farklı bir ulustan biriyle evlenmesi görülmemişti. Fakat çıkıp Avrupa’ya geldikten sonra durum değişti. İstesek de, istemezsek de bu durumlar yaşanır. Kızlarımız sadece Almanlara değil, diğer milliyetten insanlara da gider. Fakat öldürmek çare değil. Ben bir kadın olarak bir Êzîdî kızın başka bir insanı sevmesini doğal buluyorum. Karşı da değilim. Bana göre tek çare, Kürtlerin ve bilhassa kadınların birliğini sağlamasıdır. Kadının öldürülmesine karşıyım. Zaten ülkemizde öldürülmemek için kaçıp gelmişiz. Neden çocuklarımızı öldürelim?

Xelef Koyun (İşsiz)
Dinlerin doğru şekline baktığımızda, bir insanın dinini, inancını ve Allah’ını tanıması için öldürüldüğü görülmemiştir. Bir insanın din adına kalkıp çocuğunu öldürmesi kabul edilir bir şey değil. Biz, buna karşıyız. Dinimizde de böyle bir şey yoktur. Sêxlerimiz, pirlerimiz, yaşlılarımızın bu durumu onaylayan tarzda açıklamaları olsa da biz Êzîdîlerin inancında böyle bir şey yoktur. Arzu başka bir inançtan birini sevmiş, fark etmez. Rus, Alman veya Müslüman; birini sevmek onun öldürülmesini gerektirmez. 18 yaşına gelmiş bir insan kendi kararlarını verebilmelidir. Yine söylüyorum, Êzîdî dininde böyle bir kural yoktur. Dinimiz bize, ‘dininden kaçan oğlunu ya da kızını öldür’ dememiştir. Bu çok yanlıştır.

Sêx Yaşar Dik (İşsiz)

Biz Êzîdîler, biz Kürtler bu halimizle kendimizi rezil ediyoruz. Ne zaman kendi aramızda bir birlik oluşturursak, o zaman ‘biz Kürt’üz, biz Êzîdîyiz’ diyelim. Burası bizim vatanımız da değil. Burada hiçbir garantimiz de yok. Çocuklarımız, günün bir ya da iki saatini bizimle geçiriyor. Kalan süreyi ise dışarıda geçiriyorlar. Kızlarımız, oğullarımız birini sevdiğinde hemen bir bahane buluyoruz, mesela „Yok o olmaz, onun babası bizim çobanımızdı. Onun babası bizim danalarımıza çobanlık yapardı.“ Sözün kısası; ben Arzu’nun öldürülmesini doğru bulmuyorum.


Hepsunu Önen (işçi)
Arzu Özmen benim köylümdür. Ailesi uzun yıllardır Almanya’da yaşıyor. Fakat kendilerini hiç görmedim. Tanımıyorum. Bir insan koçber olursa, hele Avrupa’da koçber olursa eriyip, kaybolmaya mahkumdur. Biz Kürtler, Êzîdîler bugün bu durumu yaşıyoruz. Ölüm hiçbir şeye çare değil. Yaşadığımız bu dönemde Arzu’nun öldürülmesini doğru bulmuyorum. Çocuklarımız zamanın çoğunu okulda ya da dışarıda geçiriyorlar. İster istemez farklı insanlarla arkadaşlık kuruyor. Farklı kültürleri tanıyorlar. Eğer çocuklarımızın bu duruma düşmesini istemiyorsak, ülkemiz Kürdistan’a dönmeliyiz. Arzu ve onun gibi Êzîdî kızlarının bu şekilde öldürülmesi kabul edilir bir şey değil.


MURAT MANG - BIELEFELD