Ayşe Nur Sarısözen-Zarakolu, 9 Mayıs 1946 günü Antakya’da doğdu. İskenderun yolundaki evlerinin önünden Kore’ye asker gönderen ailelerin gözyaşlarına tanıklık ettiğinde, henüz küçücük bir kız çocuğuydu. 1957 yılında Kıbrıs mitingleri yapılırken kışladan başlayarak şehir merkezine doğru yürüyüşe geçen insanların, üstüne kartonla ‘Kızıl Papaz Makaryos’ yazan eşeği kazma saplarıyla döverek öldürdüklerinde, ırkçı vahşetin neler yapabileceğine ilk kez tanık olmuştu.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini, 1982 Anayasası’nın mimarı olacak Doç. Orhan Aldıkaçtı ile Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerine ilişkin giriştiği bir tartışma nedeniyle terk etti. Söz konusu maddelere karşı hazırlanan bir yazıyı okumuş ve ortalık birbirine girmişti. Bu onun ilk politik eylemiydi.

İlk tutuklanma
Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren Ayşe Nur Sarısözen, hocası Prof. Dr. Nurettin Ş. Kösemihal’in ölümü üzerine doktora çalışmasını yarıda bıraktı. Öğrencilik yıllarında Yol-İş Sendikası’nda, TİP Gençlik Kolları’nda çalıştı; Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) kurucuları arasında yer aldı. Varlık Yayınları’nın yanı sıra kütüphane yönetmenliği, ansiklopedi çalışmaları, Demokrat gazetesinde Türkiye işçi sınıfı tarihine ilişkin sözlü tarih çalışması yaptı.
Ragıp Zarakolu ile evlenen Ayşe Nur Zarakolu, eşiyle birlikte 1977 yılında Belge Yayınları’nı kurdu. 1980’li yıllarda Cemmay Dağıtım’ın yöneticiliğini yürüttü. 1986’da kuruluşundan itibaren İnsan Hakları Derneği’nde çalışmalar yaptı. 1982 yılında Türkiye solunun tarihine ilişkin yayınlanan bir kitabından dolayı askeri rejim tarafından, 1984 yılında da muhalif kitapların dağıtımını yaptığı gerekçesiyle sivil rejim tarafından tutuklandı.

Tabu konulara dokundu

Belge Yayınları’nın “Yeni Sesler” Dizisi, Ayşe Nur Zarakolu tarafından, yayınevinin 10. yıldönümü olan 1987 yılında Ersin Ergün’ ün “Bir Avuç Şiir” adlı kitabıyla, cezaevindeki yazarların sesini dışarıya iletme ve onlarla dayanışma amacı ile başlatıldı. 1987-1991 yılları arasında, Belge’nin kardeş yayınevi olan Alan Yayıncılık vasıtasıyla, 1980 öncesi ve sonrasının ortamını ve ruh halini içeriden, dışarıdan veya sürgünden yansıtan 50’den fazla kitap yayınladı. Bu dizide şiir, öykü, roman, röportaj gibi ürünlere yer verildi.
Yargılamalar genellikle beraat veya takipsizlikle bitmesine rağmen, tabu sayılan konularda yaptığı yayınlar nedeniyle 1990-1998 yılları arasında hakkında açılan 33 davadan yargılanıp iki kez 5’er ay hapis yattı. 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke’nin üç bürosu aynı anda bombalandığında, gazetenin Cağaloğlu’ndaki bürosunun alt katında faaliyet gösteren Belge Yayınevi’nin bürosu da tahrip oldu.

Çok sayıda ödül aldı
Aynı zamanda DEP ve HADEP parti meclislerinde de görev yapan Zarakolu, ömrünün büyük bölümünü DGM’lerde düşüncelerini savunmakla geçirdi. Hatta kanser tedavisi için hastaneye yattığı gün dahi “Pontus Kültürü” adlı kitabı nedeniyle savcılık tarafından ifadeye çağrıldı. Bir aydın kadın olarak “Kadının içinde yer almadığı hiçbir kitlesel hareket başarılı sayılamaz. Aynı şekilde “kadının katılımının sağlanması da başarının işareti sayılır” düşüncesi onun yaşam ilkelerinden biri oldu.
Yaşamı boyunca kadınların yanı başında olan Ayşe Nur, Anadolu’nun zengin ve aydınlık yüzüydü. Kadın kapsayıcılığının nadir temsilcilerinden biri olan Zarakolu, aynı zamanda bir o kadar da sade yaşadı. İki çocuk annesi Ayşe Nur Zarakolu, 28 Ocak 2002 günü aramızdan ayrıldı.
Zarakolu’nun Yunan Edebiyatı’ndan yaptığı 30’u aşkın çeviriyle Türk-Yunan dostluğuna yaptığı katkı nedeniyle yöneticisi olduğu yayınevine, Yunanistan’daki Abdi İpekçi Komitesi tarafından özel ödül verildi. 1995’te Türkiye Yayıncılar Birliği’nin, 1996’da Human Rights Watch’ın Hellman/Hammett, 1997’de Amerikan PEN’inin, 1998’de ise Dünya Yayıncılar Birliği’nin “Düşünce, Yazma, Yayınlama Özgürlüğü” ödüllerini aldı.

“Dünyanın 50 cesur kadını”ndan biri

Bu ödüllerin yanı sıra, 2001 yılında, İtalya’daki Padova Kent yönetimi “Dürüstlük Ödülü”nü alan Zarakolu, 2001 yılında Frankfurt Kitap Fuarı’nda Uluslararası Yayıncılar Birliği Yayın Özgürlüğü Ödülü’ne layık görülmesine rağmen, süresi biten pasaportunu İstanbul Emniyeti’nden geri alamadığı için ödül törenine gidemedi. Batı’nın seçkin organlarının yürüttüğü bir anket sonucunda “Dünyanın 50 cesur kadını” arasında sayılan Zarakolu adına, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi tarafından da, her yıl Düşünce Özgürlüğü ödülleri verilmektedir.
Diyarbakır’daki Kayapınar Belediyesi, Huzurevleri Diclekent Bulvarı’nda yaptığı yeni parka “Ayşe Nur Zarakolu” adını verdi; ancak bu karar, Diyarbakır Valiliği tarafından “adı anılan kişi, kendi kitaplarında ve yayınladığı kitaplarda bölücü fikirleri ve terörist propagandayı desteklediği” iddiasıyla iptal edildi. Sonradan Parkorman olarak değiştirilmesine rağmen, parkın halk arasındaki adı, Ayşe Nur Zarakolu Parkı olarak anılmaya devam etmektedir.


HÜSEYİN AYKOL