Fransa Gündemi

Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimine iki gün kaldı. 22 Nisan Pazar gününe kilitlenen adaylar meydanlarda son şovlarını gerçekleştiriyor. 200 yıl önce Paris’te, 16. Ludwig’in kellesinin alındığı Concorde Meydanı’nda Sarkozy  halka, “ülkeyi solculardan kurtarın” çağrısında bulundu. Hollande Vincennes Meydanı’da vaatlerini savururken diğer adaylar da farklı meydanlarda topladıkları kitlelere seslendi. Sarkozy’nin Concorde’a topladığı kitlenin elinde sadece Fransa bayrağı mevcutken, Hollande ve diğer adayların düzenlemiş olduğu mitinglerde marzara; farklı renkler, farklı uluslardan oluşuyordu. Seçimlere üç gün kala IPSOS anket firması; Sarkozy’nin yüzde 27 oy oranıyla Hollande’ı bir puan geride takip ettiğini açıkladı. Üçüncü sıra için ise aşırı sağcı aday Marine Le Pen ile sol blokun adayı Jean Luc Melenchon arasında yarış devam ediyor. Son açıklanan rakamlar Le Pen’in oylarını artırmayı başararak üçüncü sıraya yerleştiğini ortaya koydu. IPSOR, Le Pen’in yüzde 17 oy oranıyla üçüncü sıradaki yerini sağlamlaştırdığına vurgu yaparken, iki lider arasındaki farkın büyüyeceğini işaret ediyor.  Anket sonuçları açıklandıkça Sarkozy ağzına doladığı yabancı kartını daha fazla kullanmaya başladı. İkinci kez seçilmesi halinde yeni Fransız modelini devreye sokacağını belirten Sarkozy, bunun için sınır güvenliklerinin önemli olduğunun altını çizdi. Sarkozy, “Eğer dış göçü kontrol altına alamazsak, sınırlardan kaynaklanan haksız rekabet sorununu çözemezsek yeni Fransız modelini sağlayamayız” dedi. Ve devamında havalimanlarına doldurulmuş binlerce göçmen gidiş uçaklarının kalkmasını bekliyor. Özellikle “Arap baharı”nın Avrupa’ya sürüklediği binlerce insan, en insanlık dışı koşullarda kaldıkları yerlerden son bir haftadır süren sistematik operasyonlar sonucu ülkelerine geri gönderiliyor. Çünkü Sarkozy seçim meydanlarında halka verdiği sözünü tutuyor! Sergilenen bu oyun, Fransa’nın demokrasi anlayışı çerçevesinde oluşturuldu.
Birbirleriyle rekapeti en üst düzeye çıkaran cumhurbaşkanı adaylarının en büyük rakibi ise seçmen... Seçim çalışması yürüten partilerin en büyük propaganda merkezi metro başları, Pazar yerleri oluyor. Halkın ilgisizliği, seçim sandıklarına gidecek Fransızların oranları konusunda şimdiden bir tablo çiziyor... Çünkü burjuva siyaset oyunları içerisinde halk nerede duracağını bilmiyor. Onlar için sergilendiği belirtilen penformansın altından hep iktidar sahiplerinin ve onların hizmet ettiği sermayenin çıkarları çıktı.
Fransız medyası seçimlere kilitlenmiş durumda. Medya, 50. günlerini geride bırakan 15 dönüşümsüz açlık grevcisini ise görmemeye devam ediyor. Bu tavrı  medyayla açıklamak yetersiz kalır. Asıl tavır Avrupa devletlerinin Kürt sorunu konusunda durdukları pozisyon. Ortadoğu konusundaki çıkarları gereği Kürdistan’ı dört parçaya bölen zihniyet değişmedi. Kürtler her zaman Avrupa için ya çıkarlarını elde etmek için Türkiye üzerinde bir baskı aracı olarak görülmüş ya da Türkiye’yi Ortadoğu’da kullanma temelinde Kürtlere yönelinmiştir. Geçen yüzyılın başında, İngiltere ve Fransa tarafından Ortadoğu, döneminin parametrelerine göre dizayn edilmiş ve ortaya onların istediği devletler çıkmıştı. Aradan neredeyse yüz yıl geçti ama kapitalist sistem, enerji havzalarının yeni güçler dengesinde nasıl kontrol edileceği meselesine bağlı olarak Ortadoğu haritasının yeniden şekillenmesini istiyor. O dönemin ideali milliyetçilik ve bağımsızlık şiarıydı, şimdinin argumanı ise “demokrasi!” Bölge halkları, insan hakları ve demokrasi alarak yoksullaşırken; kapitalistler, enerji kaynaklarına el koyarak dünyaya hükmedecekler. Yeni yüzyılda kapitalist sistemin iktidar oyunu demokrasi üstüne kuruluyor. İşte bu yüzyılda kapitalizmin üzerine sistem kurduğu “demokrasi” adına Kürtler ve bölgedeki halklar kurban ediliyor.
Tepemizde Demokles’in kılıcı gibi salladıkları demokrasi gereği Avrupa; Kürtleri görmemeye devam ediyor. Bunun başını çeken Fransa; 15 Kürdün  50 gündür sürdürdüğü açlık grevi eylemi bu nedenle görmezden gelmeye devam edebilir.
Bu kapan karşısında ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin ve bu sistemlerden alacaklı olan herkesin haklı mücadelesini büyütmekten başka bir şansı yok. Fransa’da son birkaç ay içerisinde yaşananlar, seçim dalaşları, iktidar oyunları, ülkeler arası ittifaklar, Ortadoğu konusundaki planlar, insan olanın burjuva iktidar ve devletin kendisine-kavramlarına karşı sürekli bir mücadele içerisinde olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Siz siz olun, Avrupa’nın demokrasisinden uzak durun.