Emniyet işlemleri sırasında bir kişi serbest bırakılırken, aralarında KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, Tüm Bel Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren ve SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun’unda bulunduğu dokuz kadın tutuklandı. Bu duruma tepki gösteren KESK’li kadınlar, hükümetin bu tutuklamalar ile neyi amaçladığını DİHA’ya değerlendirdi.

‘8 Mart öncesi tutuklama bilinçlidir’

SES Genel Hukuk ve TİS Sekreteri Aslıhan Han, bu yönelimlerin sindirme amaçlı olduğunun altını çizdi. Kadın sendikacıların 8 Mart öncesi gözaltına alınmasının bilinçli olduğunu ifade eden Han, “AKP’yi asıl tedirgin eden nokta tutuklanan kadınların ekmek mücadelesini barış mücadelesi ile bütünlüklü ele almasıydı. Bu savaşa karşı mücadele ettiğimiz, Kürt halkının demokratik haklarını istediğimiz için, barış yürüyüşleri düzenlediğimiz için hedef alındık” dedi. Kendilerine karşı yönelimlerin temelinde yandaş sendikalara daha fazla alan açma çabası olduğuna dikkat çeken Han, “Kadınların hemen hemen hiç olmadığı bu sendikalar elbette AKP’nin zihniyetini yansıtmaktadır. Onun için AKP’nin kadınlara yönelmesine şaşırmıyoruz. Çünkü kadınlar onların geri sistemini alt üst ediyor” ifadesini kullandı. 

‘Amaç barış isteyen kadınlara gözdağı vermek’

Tüm Bel Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Satı Buruncu Çalı, tutuklanan arkadaşlarının kadın olmalarının yanında Kürt sorununun demokratik çözümü için kanal açan, birleştiren kadınlar olduğunun altını çizdi. Bu baskıların sendikanın Kürt politikasını da hedeflediğini ifade eden Çalı, “Önümüzdeki 8 Mart’ta Roboski’li kadınlarla dayanışmak vardı. Barış için kadınların belirleyici olduğu bir gerçek. 8 Mart’ta bu anlamda oluşacak olan dinamizmden çekindiler” dedi. AKP’nin “önce kadınları vurun” politikasını devreye soktuğunu belirten Çalı, “Bu gözaltılar bizi ürkütmedi. Tam tersine bizi birleştirdi. Kararlılığımızı arttırdı” vurgusunu yaptı.

‘Tutuklanan arkadaşlarımız bilinçli seçildi’

Eğitim Sen Kadın Sekreteri Sakine Esen Yılmaz da, KESK olarak aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kadın örgütü olduklarını söyledi. Bu tutuklamaların KESK’in kadın çalışmalarına dönük olduğunu düşündüklerini ifade eden Yılmaz, “8 Mart için ciddi bir eylem planı önümüze koyduk. Dedik ki iş bırakacağız. Önemli bir karardı. Roboski’ye gideceğiz, dedik. Aslında tüm bu yönelimler KESK’i kriminalize etmeye yöneliktir” dedi. Somut bir delilin olmadığını ifade eden Yılmaz, tüm faaliyetlerinin illegealize edilmesine tepki gösterdi.

‘Eksilmiyoruz, çoğalıyoruz’

KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan’ın Çerkes, Eğitim Sen üyesi Evrim Özdemir’in Türk olduğunu belirten Yılmaz, Kürt sorununun onurlu bir barış temelinde çözülmesi için çaba sarfeden ve tutuklanan arkadaşlarının bilinçli seçildiğini söyledi. Böylesi baskılarla eksilmediklerini, çoğaldıklarını ifade eden Yılmaz, “Arkadaşlarımızın susturulmasını demokrasi sorunu olarak ele almak gerekiyor. KESK mücadelesinden bir şey kaybetmiyor. Ama imzaladığı uluslararası anlaşmalara dahi ters düşen devlet çok şey kaybediyor, kendi yasalarını çiğniyor” dedi. Yılmaz, “Biz sendikayız elbette muhalefet yağacağız. Nasıl bir sendikacılık yapacağımıza hükümet karar veremez. Esas sorun muhalefetin ‘terörist’ yaftasıyla susturulmaya çalışılmasıdır” diye konuştu. 

DİHA/ANKARA