
Önceki gün Amsterdam Kürt Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıya gazeteciler ve aralarında KNK Başkanı Tahir Kemalizade’nin de bulunduğu çok sayıda siyasetçi katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Harry Van Bommel, 23 Ekim’de Wan’da (Van) meydana gelen depremde yaklaşık bin kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Bundan bir kaç gün önce ikinci bir depremin daha yaşandığını hatırlatan Bommel, „Türkiye bir deprem bölgesidir, buna diyecek bir şey yok ama yardımları zamanında ulaştırma konusunda söylenecek çok şey var. Aslında yardımın ilk 24 saatte yapılmadığı Başbakan Erdoğan tarafından da itiraf edildi. Avrupa Birliği, İran ve dünyanın başka ülkeleri yardım talebinde bulundular ama Türk Başbakanı bu yardımları reddetti. Tüm dünya gördü ki halen depremzedeler her şeyleriyle yardım elini bekliyor. Hollanda’daki Kürtler Wan’daki depremzadelere yardım etmek için, Kürt Kültür Merkezi’nde toplandıkları sırada Türk faşistlerinin baskınına uğradı. Bu saldırıda Türk devletinin, Hollanda’daki sivil faşistlerin, polisin ve belediyenin rolü araştırılmalıdır. Türk faşistleri bu tür saldırılarla sorunu yurt dışına çıkararak Kürt-Türk çatışması yaratmak istiyorlar. Bazı çevreler buradan siyasi ve ekonomik rant sağlamak için bu tür provokasyonların peşinde olabilirler. Hollanda yetkilileri bir an önce olaya müdahale etmelidir. Buraya gelmeden önce eminiyet müdürüyle görüştüm bu olayı araştırmayı sürdürdüklerini belirtti“ açıklmalarında bulundu.
Sebahat Tuncel de, Kürt dernek ve kurumlarının Avrupa’da saldırıya uğradıklarına dair duyum aldıklarını dile getirdi. Tuncel bu tür saldırıları, AKP Hükümeti’nin Türkiye’deki iki yüzlü politikalarına bağladı. Savaşın derinleşmesi ve çatışmaların yoğunlaşmasının Avrupa’ya da yansıdığını ifade eden Tuncel, „Bu tür saldırıların bütün Türkler tarafından gerçekleştirildiğine inanmıyorum. Çünkü Türkiye’de devrimciler, demokratlar, Aleviler ve diğer azınlıklar da AKP Hükümeti’nin baskısı anltındadırlar. Örneğin, Parti Meclisi üyemiz sayın Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı-yazar sayın Ragıp Zarakolu da tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Aslında 1924’ten bu yana Türk siyasetinde değişen bir şey olmadı. Tek devlet, tek millet ve tek dil söylemleri Başbakan Erdoğan tarafından da dillendirilmiş oldu. Kürt sorununda en küçük bir ilerleme sağlanmazken, uygulamalar Tansu Çiller’in 1990’lı yıllardaki politikasıyla tamamen örtüşmektedir. Tansu Çiller’in cebinde ölüm listesi vardı. Recep Bey’in cebinde tutuklama listeleri var. O dönemde Hizbullah vardı, şimdi Fethullah Gülen’in ölüm mangaları var. Yani Kürt sorunu olduğu gibi devam ediyor“ dedi.
Tuncel konuşmasında, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ağırlaştırılmış tecrit koşullarına ve Çelê’de (Çukurca) gerillaya karşı kullanılan kimyasal silahlara da değindi. Toplantının ikinci bölümünde ise gazeteci ve misafirlerin soruları cevaplandı. Basın toplantısından sonra, ‘Kürtler kimlerdir? Kürtler ve Türkler arasında çatışma nasıl yaşandı? PKK’nin amacı nedir? Türk devletinin PKK’ye karşı tutumu nedir? Uluslararası kurum ve kuruluşlar bu çatışmaları nasıl değerlendiriyor?’ soruların cevabını içeren bir dosya hazırlanarak basın mensuplarına dağıtıldı.
RONİ YILDIRIM/AMSTERDAM