Cehaletlerine ve kabalıklarına sebep olan şeyler öyle yabana atılacak gibi değil: Sahip oldukları gelenek, yetişip büyüdükleri sosyallik ve ellerine verilmiş olan iktidar... Eğer bir toplumu yönetme görevine getirilmiş olanlar; güçlü bir düşünce altyapısına sahip bir gelenekten gelmiyorsa, dar ve ufuksuz bir sosyallik tarafından yetiştirilip büyütülmüş ise, elindeki iktidarın onu hoyratlaştırması, kaba ve cahil bir adamın elindeki değnek gibi can acıtması, neredeyse güneşin doğup batma yasası kadar kesindir.
Platon’un, erk sahipleri ve devlet yöneticileri için öngördüğü vasıfları ve yetkinliği bir tarafa bırakalım; Türkiye toplumunu cehalet ve kabalık ele geçirmiş durumda. Her gün onlarca, yüzlerce insanı zindana tıkan, adeta bütün toplumu arkasında polis dolaştığı paranoyasına sokan, işkenceci polisleri savunmaya kendini veli tayin etmiş olan, "devlet" ve "insan" konusunda insanlığın bunca birikimine küfür gibi yüzkarası sözlere imza atan bir yetki sahibi, iç şiddetten sorumlu bakan, yine kim bilir ne kadar önemli sözler söylediği vehmine kapılarak şunları söylemiş;
"Birilerine ne oluyor acaba? Sıkıntı nedir? Özgürlük... Hangi özgürlükten bahsediyorsun? O zaman tutuklanınca da şikayet etme... Dışarıda özgürlük yoksa, o zaman içeriden farkı yok demek ki. O zaman niye şikayet ediyorsun ki? Demek ki var dışarıda özgürlük..."
***
Böyle bir cehalete nasıl, hangi ifadelerle cevap verilir bilmiyorum ki… Ya da konuşmalı mı bu türden cehalet abidelerini, yer vermeli mi bunlara bu satırlarda, emin değilim… Ama bu topraklarda yaşıyoruz biz, bu yıkıcı cehalet hükmediyor bizim günlük yaşamımıza… Ne yapmalı bilmem ki; iyisi mi gelin biz, Halil Cibran’ın, "Gecenin Şarkısı" dizelerini paylaşalım bugün hep birlikte…
"... Derken, üç adam gördüm, civarda, bir kayanın üzerinde oturan...
...Ayağa kalktı içlerinden biri ve adeta denizin derinliklerinden gelen gür bir sesle şöyle dedi:
Tıpkı çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaca benzer sevgisiz hayat. Ve aynen tohumsuz bir meyve gibidir güzellikten yoksun sevgi...
...Ardından ikincisi kalktı ve çağlayan nehirlere benzer bir sesle şöyle dedi:
Tıpkı baharsız mevsimler gibidir isyandan yoksun hayat... Ve aynen kurak bir çölde yaşanan bahar mevsimine benzer dürüstlükten yoksun isyan...
...Üçüncü adam kalktı sonra ayağa, ve gök gürültüsünü andıran bir sesle şöyle dedi:
Tıpkı ruhsuz bir bedene benzer özgürlükten yoksun hayat. Ve aynen şaşkın bir ruh gibidir düşünceden yoksun özgürlük..."