Kendi deyimleri ile „barış kışkırtıcılığı“ yapan İnisiyatif, bu yılki barış ödülünü Kenyalı Fatuma Abdulkadir-Adan’a verdi.
Fatuma Abdulkadir-Adan, Kenya’da genç kadın ve erkekler için hazırladığı projelerden dolayı ödüle layık görüldü. Ülkesinde avukatlık yapan Adan, kendisi için en büyük ödülün, yaptığı projelerle hayatta kalan gençler olduğunu dile getirdi.
Die Anstifter’in düzenlediği ödülün galası ise önceki gün Siemensstrasse’deki tiyatro evinde gerçekleşti. Programda, enternasyonal bir tarzı esas alan AFREAX müzik grubu sahne aldı.
Kenya’nın Berlin Başkonsolosu Rashid Tulla da programa katılan davetliler arasındaydı. Tulla yaptığı konuşmada, „Fatuma yaptığı çalışmalarla, ülkemizde barışın inşaasının sağlam temellerini attı. Kendisini, yaptığı barış mücadelesi çabalarından dolayı kutluyorum. Bu konuda kendisine destek olacağım“ ifadelerinde bulundu.
Fatuma Abdulkadir-Adan, ödülünü kadın senarist Susanne Babila’dan aldı. Babila, ‘İm Schatten des Bösen- Kötülerin Gölgesinde-Kongo’da Kadına Karşı Savaş’ filmiyle, 2008’de Alman İnsan Hakları Film Ödülü’nü kazanmıştı.
Babila, „O’nun yaptığı barış mücadelesinden bizler çok şey öğrenebiliriz. Zeki, bir o kadar da cesaretli bu kadının önünde saygıyla eğilmek gerek“ dedi. Galada ödülü alan Fatuma Abdulkadir duygulu anlar yaşadı. Gözyaşlarına hakim olmayan Fatuma, „Bu ödül, şimdiye kadar kurduğum 180 erkek ve 10 genç kız futbol takımında oynayan çocuklarımındır. Onlar top oynama yerine birbirlerini öldürmeye devam etselerdi, şimdi yüzlercesi hayatta olmayacaktı. Onların hayatta olması, benim en büyük ödülüm“ duygularını dile getirdi.

‘Gol atmak için vuruyoruz ölüm için değil’

Kırsal ve yoksul olan Kuzey Kenya’da kızlar 11-13 yaşlarında evlenmek zorundalar. Çünkü ailelerin tek yaşama kaynağı olan hayvanlar, başlık olarak kız ailesine verilir. Verilen başlık parası değerindeki hayvan sayısı, 50 ila 100 arasındadır. Bu kadar hayvanı başlık olarak veremeyen erkekler evlenemiyor. Onun için evlenmek isteyen erkek, silahını alıp hayvan bulmak için savaşmaya başlıyor. Bu savaşı yürütmek de o erkeğin değerini arttırıyor, onur sahibi yapıyor. Ama bu şekildeki savaş, sürekli ölümlere neden oluyor. Yoksul insanlar, birbirlerinin hayvanlarını almak için birbirlerini öldürüyorlar. İşte bu yüzden Fatuma, avukatlık yerine barış için bu yoksul alanlarda çalışmaya başlıyor. Barış çalışmalarını ‘We shoot to score, not to kill’ (Biz gol atmak için vuruyoruz, ölüm için değil) sloganı altında, gençleri futbol oynayama ikna etmeye çalışıyor. Futbol oynamak için, çocuklarla çöpten topladıkları plastiklerle top yapmaya ve bu topla futbol oynamaya başlıyorlar. Futbol oynamak suretiyle birbirine düşman olan kabileleri bir araya getiriyor. İlk maçta konuşarak sorunlarını halletmeye alışkın olmayan, sorunların hemen birbirlerini öldürmekle çözmeye çalışan grupların arasına girerek kan dökülmesini önlüyor. Bu ilk maçtan sonra, taraflar arası barışmalar olmaya başlıyor. Bu çalışmalarını 5 kişilik grubuyla büyük bir çevreye ulaştırıyor. Kendisi de bazen antrenörlik yaparak, gençlere ve çocuklara futbol oynamayı öğretiyor.

‘Barışçıl zihniyeti geliştireceğiz’

Ayrıca Fatuma, futbol maçlarında kullanılan sarı ve kırmızı kartlar yerine, yeşil ve beyaz kartları kullanıyor. Maç süresince kimseye faul yapmayan oyuncuya yeşil kart, oyun boyunca karşı tarafa kötü davranmayan takıma da beyaz kart veriyor. Onun için gençler ve çocuklar bu ödülleri almak için şiddet değil, şiddetsiz bir maç yapmak için çaba sarfediyor. Böylelikle eskiden ayda 100 genç birbirini öldürürken, yapılan bu maçlar sayesinde  şimdi ayda bir oluyor.
11-13 yaşında evlenmek zorunda kalan ve çocuk yaşta anne oldukları için eğitim imkanı bulamayan kız çocukları için de, futbol aracılığıyla özgüven sahibi ve özgürleşmeleri için mücadele veriyor. Şimdiye kadar kurduğu 10 takımda futbol oynayan kızlar, özgüvenlerini kazanmaya başlıyorlar.
Kendisi 32 yaşında evlenen ve monogam (tek eşli evlilik) yaşayan Fatuma, aynı zamanda çok eşliliğe karşı da mücadele veriyor. Barış ve kadın hakları mücadelesi veren Fatuma „Çocuklarımızı savaş askeri değil, barış askerleri olarak yetiştireceğiz. Avrupa ve ABD ülkelerinin ürettiği savaş silahlarını, bulunduğumuz bölgeye sokmayacağız. Birçok insanımız bu silahlarla hayatını kaybetti. Biz barış maçları yaparak, silahı elimizde değil, zihnimizde geliştireceğiz. Ancak bu şekilde savaşları önleyebiliriz. Bu nedenle barış için futbol oynamaya devam edeceğiz“ cümleleriyle geleceğe ve mücadelesine dair düşüncelerini dile getirdi.


GÜL GÜZEL/STUTTGART