İnsan hakları savunucusu Avukat Eren Keskin’in, „KCK“ adı altında BDP’ye ve insan hakları savunucuları ile seçilmişlere yönelik artarak devam eden gözaltı ve tutuklamalara tepki olarak Özgür Gündem gazetesindeki köşesinde, „Muharrem, Deniz, Ayşe ve diğerleri KCK’li ise ben de ‘KCK’liyim“ diyerek, „acilen hepimiz KCK’liyiz kampanyası başlatılması“ çağrısı ses getirdi. Son olarak „KCK“ adı altında yapılan operasyon kapsamında BDP Parti Meclisi ve Anayasa Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile Yazar Ragıp Zarakolu’nun da tutuklanması birçok çevreninin tepkisine neden olurken, insan hakları savunucuları, yazarlar ve akademisyenler, „Hepimiz KCK’liyiz“ kampanyası başlattı.
Önümüzdeki günlerde kamuoyuna deklare edilecek olan kampanya çağrıcıları insan hakları savunucuları Avukat Eren Keskin, Avukat Ayşe Batumlu, Leman Yurtsever, Hürriyet Şener ve fotoğraf sanatçısı Veysi Altay kampanya kapsamında akademisyen, aydın, yazar ve insan hakları savunucularını mail yoluyla kampanyaya davet ediyor. Kampanyaya aralarında Roni Margulies, İsmail Beşikçi, Şebnem Korur Fincancı, Bilge Contepe, Sezai Temelli, Cüneyt Yalaz, Hakan Mörek, A.Hicri İzgören, Adnan Tonguç, Doğan Tarkan, Meltem Oral, Cengiz Algan, Ferhat Tunç, Şanar Yurdatapan, Fahriye Bikim’in de bulunduğu 50 aydın, yazar, akademisyen ve insan hakları savunucusu imza attı. İmzacıların kendilerini ihbar etmesinin de hedeflendiği kampanya çağrıcılarından Eren Keskin, Leman Yurtsever, Ayşe Batumlu ve Veysi Altay, kampanyanın amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Keskin, 30 yıllık süre içerisinde çok ağır şeyler yaşadıklarını belirterek, gözlerinin önünde arkadaşlarının katledildiğini, gözaltına alındıktan sonra kaybedildiğini söyledi. „Kürt siyasetinin engellenmesi amacıyla cezaevlerine girdik, silahlı saldırılar yaşadık. Çeşit çeşit baskı yöntemleri denendi“ diyen Keskin, „Son dönemde de KCK tutuklamalarıyla artık herkes ‘sıra bende’ diyerek yaşamaya başladı. Eskiden muhalifler olarak ‘ne zaman öldürüleceğiz, ne zaman silahlı saldırı yaşayacağız’ derken, artık ‘ne gün gözaltına alınacağız, ne gün tutuklanacağız’ diye düşünmeye başladık“ şeklinde konuştu.

Onlardan farklı düşünmüyoruz
Kürt illerinde yaşanan olaylara karşı Türkiye kamuoyunda bugüne kadar yeterli tepki oluşturulmadığının altını çizen Keskin, şöyle konuştu: „Biz o arkadaşlarımızdan farklı düşünmüyoruz ki, Kürt sorununun demokratik bir şekilde, onurlu bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Bu nedenle dedik ki eğer Ragıp Zarakolu, Büşra Ersanlı, Muharrem Erbey KCK’liyse biz de KCK’liyiz. Bu düşünceyi savunmakla KCK’li olunuyorsa biz de KCK’liyiz. Ayrıca biz KCK adı altında başlatılan gözaltı ve tutuklamaların düşünce özgürlüğüne bir engel olduğunu düşünüyoruz. Tamamen korkutma amaçlı, Kürt sorununa demokratik çözüm isteyen ya da ‘PKK’siz bir çözüm olmayacak’ diyen herkesin, risk altında olduğunu düşünmesini sağlayan bir gelişme. Korkunun ecele faydası yok. Cesaretli davranmak gerekiyor diye düşünüyoruz. O nedenle böyle bir kampanya başlattık.“

Sessizliği bozmak istiyoruz
Amaçlarının Türkiye kamuoyundaki sessizliği bozmak olduğunun altını çizen Keskin, „Amacımız batı illerinde daha çok imza toplamak. Çünkü bu Türk demokratlarının görevidir. İmzaların bu yönde çoğalmasını istiyoruz. Aslında bu kampanyaya çok sayıda Kürt’ün imza atacağına inanıyorum. Ama bizim meselemiz burada o değil. Biz aydın, yazar çevrelerin imza atmasını bekliyoruz“ dedi.

Kendimizi ihbar edebiliriz
Şimdiye kadar 50-60 civarında imza toplandığını dile getiren Keskin, „Yeni başladık. Ama zamanla artacağını düşünüyoruz. Bir sürü düşüncelerimiz arasında Ağır Ceza Mahkemelerine gidip ‘bizi de alın’ demek gibi bir durumumuz olabilir. Ama bizim bu kampanyayı başlatmamızın tek amacı Kürt sorununa demokratik çözüm isteyen herkes üzerinde artık bir tehlike var. Biz bu tehlikeye sessiz kalmayacağız. Sessiz kalırsak yarın bizler de cezaevinde olacağız. O nedenle vakit geçirmeden tepkimizi göstermek istedik“ şeklinde konuştu.

Batumlu: Sonuç alınıncaya kadar sürecek
Avukat Ayşe Batumlu da amaçlarının „KCK“ adı altında sürdürülen hukuksuzluğa son vermek olduğunu belirterek, operasyonlar sürdüğü müddetçe kampanyanın da süreceğinin altını çizdi. Batumlu, şunları söyledi: „Bu kampanyaya Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen ve bunun birinci koşulu olan Kürt sorunun da çözümsüzlüğünün önlenmesini isteyen herkesinde katılması gerektiğini düşünüyoruz. ‘Eğer bu insanlar KCK’liyse biz de KCK’liyiz’ dedik. Bunu şunun için söylüyoruz, burada ciddi bir hukuksuzluk var. Biz de Kürt sorununun onurlu barışçıl çözümünden yana olan insanlarız. Biz de demokratik siyaset, sivil siyaset alanının açılmasından yana insanlarız. KCK dosyasından tutuklanan insanlar da öyle. Aramıza bu anlamda hiçbir fark yok. Dolayısıyla onlara yönelik bu hukuksuzluk son bulana kadar bu kampanyayı sürdürmek lazım. Biz sadece imza toplamakla yetinmeyi düşünmüyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte konuştuk, belki önümüzdeki süreçte planlayacağımız şey bizzat gidip adliyelere ‘eğer bunlar KCK’liyse biz de KCK’liyiz’ diyerek kendimizi ihbar etmek olacak. Bu sorun bitmeden mücadele bitmez. Bu kampanya sonuç alana kadar sürecektir. Başka şekillere evirilebilir, ama sonuç almadan bırakmamız söz konusu olmayacaktır“ şeklinde konuştu.

Yurtsever: Biz de varız demek istedik
İnsan hakları savunucusu Leman Yurtsever de şunları vurguladı: „Sadece imza kampanyasıyla değil daha farklı şekillerde hükümete baskı yaparak, Kürtler üzerindeki baskıların son bulması için çalışmak gerekiyor. Biz de varız demek, onların yalnız olmadığını anlatmak amacımız. Arkadaşlarımız yalnız değil. ‘Onlar KCK’liyse biz de KCK’liyiz’ demek için, sokağa çıkmak için bu kampanyayı başlattık. İmza verenler de oluyor vermeyenler de oluyor. Onlara da saygı duyuyoruz. Ama bir gün imza vermeyenler de imza verecek. Çünkü herkes ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diye düşünüyor. O yılan insanlara dokununca tepki gösteriliyor. Sadece bizim imza kampanyalarımızla değil. İnsanlar sokağa dökülsün, artık buna bir dur desin.“

Altay: Suçsa biz de suçluyuz
Fotoğraf sanatçısı Veysi Altay ise, „Birilerinin siyaset yapma hakkının önüne geçiliyor ve birilerini terbiye etmeye alışıyorlar. Biz bunun için operasyonlara karşı tutuklanan arkadaşlarımız gibi düşünüyoruz ve onlar ne yapmışsa biz de onu yaptık. Devletin resmi politikasında yaptıkları suçsa biz de bu suçu işliyoruz ve bundan sonrada işleyeceğiz. Kampanyada farklı etkinliğimiz şu olacak, çok netleşmemiş olmasıyla beraber bu kampanya imzalarını topladıktan sonra bazı dilekçeler yazıp savcılığa bizzat kendimizi ihbar edeceğiz. Dilekçelerimizi yazacağız, kendi adreslerimizi, telefonlarımızı, isimlerimizi yazıp kendimizi ihbar edeceğiz“ dedi.


 DİHA/İSTANBUL