
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın, 15 Şubat 1999 tarihinde Türkiye'ye getirilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. 15 Şubat ile Kürt sorununda gelinen diyalog ve müzakere aşamasını değerlendiren Agos gazetesi editörü Pakrat Estukyan ile Türkiye Barış Meclisi (TBM) Dönem Sözcüsü Hakan Tahmaz sürecin hassasiyetine dikkat çekti.
Türkiye halklarının 30 yıldır devam eden çatışmalı süreçte Kürt halkının uluslaşmasına tanıklık ettiğini belirten Estukyan, "Mesele terör meselesi değil" diyerek asıl meselenin, varlığı binlerce yıldır yok edilmiş bir halkın uluslaşması mücadelesi olduğunu söyledi. "Devletin kurucu mantığı, Kürtlerin asimile edilmesini öngörmeseydi, Kürtleri bir halk olarak tanısaydı muhtemelen biz bugün böyle bir siyasi mücadeleye ihtiyaç duyulmayan bir ortamda yaşıyor olurduk" diyen Estukyan, 30 yıl sonra gelinen noktada silahlı mücadelenin Kürt ve Türk halkında bir savaş yorgunluğu yarattığını kaydetti.
Çözüm için iradeye ihtiyaç var
Kürt sorununun demokratik temelde çözümü için akıllı bir iradeye gerek duyulduğunu belirten Estukyan, "Akıllı ve iyi niyetli bir yaklaşım bize şunu ima edecektir: Tüm bunlar niye oldu, niye bunları yaşadık, bunlardan kurtulmak için ne yapmamız gerekir. Sağduyulu yaklaşım budur. Karşısındakini anlama, algılama, ona göre de kararlar alma iradesi budur. Bu iradeyi biz siyasi temsilcilerden bekleyeceğiz" değerlendirmesini yaptı.
Öcalan'ın özgürlük koşullarının sağlanmasını mantıklı bulduğunu ve desteklediğini kaydeden Estukyan, "Abdullah Öcalan bugün milyonlarca Kürt adına konuşan bir lider konumundaysa bu adamın istediği insanlarla temaslarda bulunabilmesi, görüşler alması ve bunu özgürce yapabilmesi su kadar, ekmek kadar acil gerekli bir şeydir" diye konuştu.
'Sürecin şeffaf olması önemli'
TBM Dönem Sözcüsü Hakan Tahmaz ise, köklü değerlendirme yapabilmeleri için ellerinde yeterli bilgi olmadığını; ancak buna rağmen devleti Kürt sorununu çözme noktasına getiren dinamiklerin önemli olduğunu ifade etti. Bunlardan önde gelenin Kürt hareketi ve Kürtlerin hem Türkiye'de hem de Ortadoğu'da yürüttüğü mücadele olduğuna dikkat çeken Tahmaz, "Türkiye iç dinamikleri açısından baktığımızda toplumda ciddi bir savaş yorgunluğu ve barış isteği var. Ama siyasal bir özne açısından elle tutulur gözle görülür bir siyasi özne yok. Muhafazakar, demokrat olduğunu söyleyen bir siyasi iktidar var karşımızda. Ortadoğu'da AKP'yi çözüme zorlayan önemli dinamikler var" dedi.
Gelinen aşamada en öncelikli taleplerinden birinin sürecin şeffaf hale getirilmesi için, toplumun temiz bilgiye tek elden ulaşması gerektiğini kaydeden Tahmaz, "Çünkü her gün bir senaryo üretiliyor. İnsanlarda 'bu sefer de mi olmayacak' duygusu ortaya çıkıyor" diye konuştu. Hükümetin, güce dayalı bir çözüm yoluna girerek, "Ben bilirim ben ederim" yaklaşımıyla hareket ettiğini dile getiren Tahmaz, "Bunun sürecin hassasiyetine ve çözümüne katkı sunmadığını düşünüyorum. Bu ciddi bir problemdir" diye belirtti.
'Hükümet Öcalan'ın taleplerini düşünmeli'
Öcalan'ın 2011 yılı Temmuz ayında dile getirdiği sağlık, güvenlik ve özgür hareket koşullarının sağlanması talebinin hükümet tarafından görülmesi gerektiğinin altını çizen Tahmaz, "Hükümet, Öcalan'ı ciddiye almadan sürecin kalıcı bir çözüme evrilmesini sağlayamaz. Oslo sürecinden sonra ciddi bir güven sorunu ortaya çıktı. Özellikle Öcalan'ın avukatlarının tutuklanmasının verdiği başka anlamlar vardı. Çünkü avukatlar bir nevi Öcalan'ın dışarıdaki insanlara ulaşabilmesinin aracıydı" dedi. Tahmaz, "14 yıl oldu. Yoğun bir tecrit altında bulunuyor. Sürecin daha kalıcı olması için hükümetin Öcalan'ın taleplerini düşünmesi gerekir. Ben Öcalan'ın tecrit altında tutularak baskı altına alınmaya çalışıldığı ve böylelikle istediğinin dayatılmaya çalıştığına inanmıyorum. Devletin 14 yıldır çözüm alamadığı bir yöntemle sonuç almaya çalışacağı bana inandırıcı gelmiyor. Ahmet Türk'ün dediği gibi, Öcalan devletin yapamayacağı şeyler istemiyor" dedi.
Öcalan'ın bölgesel gelişmeler ile Kürt mücadelesi ve Türkiye'nin geldiği noktaya ilişkin ciddi bir değerlendirme yapma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünen Tahmaz, "Bunların üzerine her ne kadar hükümet, 'inisiyatif bizde' diyorsa da, yeni sürecin inisiyatifinin Öcalan'da olduğunu düşünüyorum. Ama Öcalan'ın açmaya çalıştığı yoldan yürüyüp yürümeyeceğimiz Öcalan'ın elinde değil, hükümetin elinde" diye belirtti.
FERHAT ÇELİK / ROJDA KORKMAZ - DİHA/İSTANBUL