Öcalan’ın açıklamasından sonra gündemin en önemli konusunu gerillanın sınır dışına çekilmesi oluşturdu. Tartışmalar, karşılıklı söylemler çoğunlukla bu konu üzerinden gelişti.
Gerillanın sınır dışına çekileceği çağrısını sayın Öcalan yaptı ve KCK’de bu çağrıya uyacaklarını belirterek ateşkes ilan etti.
Kürt tarafı açısından gelişmeler hem hızlı, hem de çok umut verici oldu. Ama iş hükümetin atacağı adımlara gelince meclisin ‘yasa’ çıkarması sorun oldu. Sorunun esasını ise hükümet yetkilileri ve bazı çevreler ‘yasa çıkarsa PKK meşrularşır’ gibi sürecin ruhuna uymayan açıklamalar yaparak kamuoyunda ‘acaba bu süreçte sekteye mi uğrayacak’ gibi kaygılar yarattı...
Bu sorun, ‘akil adamlar’ (akil insanlar olması için kadın temsiliyetinin yeterli olması gerekiyordu) ve Meclis Araştırma komisyonu ile şimdilik aşılmış gibi gözüküyor. Şimdilik böyle, çünkü ‘akil adamlar’ın çalışmalarında bazı sorunlar çıkabilir.
Mesela Kuzey Kürdistan’a gidecek komisyon üyeleri ‘teröristlerin geri çekilmesi’ tartışmasını çocukları dağda olan ailelerle nasıl yürütecek merak ediyorum?
‘Terörist çocuklarınız önümüzdeki günlerde Öcalan’ın çağrı ile sınır dışına çıkacaklar’ deyince halkın ne tür tepkileriyle karşılaşırlar acaba. Bu aileler çocuklarını terörist olarak görmediklerini yıllardır basbas bağırıyor.
Yine farz edelim Türkiye’nin batısına bu komisyonlar halkı ikna etmek için gitti. ‘Bizim düşman teröristler, artık iyi teröristlerdir’ mi diyecekler? Ya da yasal olarak hiçbir gelişme olmadan, adım atılmadan ‘akil adamlar’ komisyonu yarın hangi yasa ile karşılaşacaklarını düşünmezler mi?
Yine komisyon yıllardır süren savaşın nedenlerini, Kürtleri dağa mahkum eden ırkçı zihniyeti, devletin yıllardır Kürt halkına yaşattıkları acıları anlatabilecekler mi?
Şu an yürürlükte olan yasal mevzuatın yapılan bu çalışmaları karşılamadığı kesin. Çünkü yürürlükte olan yasalardan dolayı on bine yakın insan cezaevlerinde. Ve dün yapılan ‘akil adamlar’ toplantısında ‘terörist’ kavramına itirazlarına başbakan Erdoğan’ın cevabı, "Ben anayasada tanımlanan 'terörizm' kavramı üzerinden konuşmak durumundayım. Yasalar içinde ifade ediyorum" dediği basına yansıdı. Fakat bu yasalar sadece Başbakan için geçerli değil ki. Bu süreçte rol almak, sürece katkı sunmak isteyen herkesi engelleyecek bir durum yaratıyor. Yani ‘akil adamlar’ komisyonundan daha önemli olan, akil adımların atılması ve kırılgan gibi duran bu sürecin sağlıklı yürümesini geliştirmektir.
Demem o ki yıllardır meşru ve yasal olarak savaşan taraflar barış yapacaksa o zaman yasal düzenlemeler kaçınılmaz olarak gelişmek zorundadır. ‘Kötü teröristleri iyi terörist’ olarak göstererek bu süreç sancılı yürür. Kaldı ki bu sadece dağla da sınırlı değil. Neredeyse ‘terörle mücadele yasası’ kapsamında davası olmayan siyasetçi, kurum temsilcisi yok gibi. Yarısından fazlası terörist olarak nitelendirilen bir halk olarak yasalara geçen Kürtler yinede yıllardır barış mücadelesinden vazgeçmedi.
Diğer konu tabi ki kadınlar. Barış süreçleri aynı zamanda toplumsal inşa süreçleridir. ‘Akil adamlar’ komisyonuna yeterli sayıda kadının katılmaması ciddi bir yetersizlik. Ancak kadınların bu sürecin inşasından vazgeçmesi de beklenemez. Toplumsal dokuda demokratik algının gelişmesinde kadın mücadelesi yine belirleyici olacaktır ve olmalıdır. Bu sadece Kürt kadınların yürüteceği bir mücadele de olmamalıdır. Türkiye’nin bütün kesimlerinde ki kadınların katılımı, sorumluluk üstlenmeleri mutlaka ki daha ortak ve sağlıklı algılar oluşturabilir.
‘İyi teröristler’
Amed Newroz’undan şimdiye kadar başdöndürücü bir süreç yaşandı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz’da yaptığı açıklamadan sonra Türkiye toplumunun çoğunluğu yönünü barışa döndü. Bazı farklı sesler çıksa da barış umudu ve kaygılar iç içe büyüdü. Karşılıklı kaygılar ve talepler dile getirildi. Yine de çoğunluk barışın daha insani, vicdani bir şey olduğunu hatırladı.