“Kadın, KCK sistemi içerisinde hem özgündür hem de özerktir” diyen Çiçek Tekoşin ile PKK’nin Kuruluş yıldönümü üzerine konuştuk.

PKK hareketinin 33. kuruluş yıldönümü kutlanıyor. Bu 33 yıllık mücadele sürecinin Kürdistan ve Kürt toplumunda yarattığı değişimleri özet olarak değerlendirir misiniz?

Başta PKK’nin 33. Yıl dönümünü Önderimize, halkımıza ve tüm ilerici insanlığa kutlu olsun diyorum. Bizi bugünlere getiren Mazlum Doğan, Hayri Durmuş, Kemal Pir, Beritan, Zilan ve son olarak şehit düşen Rüstem, Çiçek, Alişer, Brusk, Ruken arkadaşlar şahsında tüm Kürdistan şehitlerinin anıları önünde saygıyla eğiliyorum.
Kölelik, soykırım ve büyük bir sessizliğin en üst düzeyde yaşandığı bir dönemde PKK ortaya çıkmıştır. Kimsenin Kürtlüğünden, özgür insanlıktan söz edemediği bir dönemdi. Beyaz Türk faşizmi Kürdistan’da büyük katliamlar yapmıştı. Kürt toplumunda, hatta Türkiye toplumunda büyük bir ölüm sessizliği yaşanıyordu. PKK, hiçbir imkanının olmadığı böylesi bir ortamda ortaya çıkan bir harekettir. Önce köle Kürde karşı mücadele eden PKK, ölü hale getirilen toplum yeniden diriltti.
PKK sadece Kürtler için bir özgürlük mücadelesi yürütmüyor. Bir insanlık hareketi olarak, halkların değerlerini, iradesini, özgürlüğünü esas alıyor, güçlü bir ideolojik temele dayanıyor. Gençler, kadınlar, çocuklar, ötekileştirilen tüm toplumsal dinamikler PKK’de kendisini bulabildi. İşte PKK’yi farklı kılan bu yönüdür. Onun için Önder Apo “Kürdistan’da partisiz yaprak dahi kıpırdamaz” dedi. PKK tarihi zorluğuyla, direnişiyle, yaratımlarıyla çok yönlü ele alınması gereken bir tarihtir. Araştırmak isteyenler önderlik gerçekliğini araştırmalılar, Amed zindan direnişini, Kemalleri, Mazlumları araştırmalılar. 15 Ağustos’u anlamalılar. Agit gerçekliğini araştırmalılar. Önderliğin Ortadoğu mücadelesini araştırmalılar. Bugün 12 yıldır İmralı zindan direnişini anlamalılar. Kısacası PKK Kürtleri mezardan çıkardı, ruh verdi, kimlik bulmasını sağladı. PKK’yi sadece bir parti olarak ele almak da yetmiyor. Enternasyonal yönleri olan bir harekettir. PKK sözle ifade edilen değil, yaşamda varlığını bulan bir harekettir.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan PKK için kadın özgürlük hareketi tanımlaması yaptı. Neden böyle bir tanımlama yaptı?

Önderlik “PKK kadın mücadelesidir” dedi ve kadın hareketine büyük bir anlam biçti. Kadında partileşmeyi, ordulaşmayı ve hareket haline gelmeyi yarattı. Bugün baktığımızda kadın hareketinin binlerce şehidi ve militanı var.
Kapitalist sisteme karşı önder Apo, kadının kendisi olması için tarihsel, toplumsal, felsefi ve yaşamsal boyutlarını çok köklü çözümlemiştir. PKK içinde büyük bir güç olan kadın örgütlenmesi, başta Ortadoğu’da ve tüm dünyada büyük bir etki uyandırmaktadır. Mücadelemizde kadın her konuda öncülük etmiş ve etmektedir. Bu bütün Kürt serhıldanlarında da ve PKK’de de böyledir. Özellikle 90’lı yılların başından itibaren Berivan arkadaşın şahsında Kürt kadınları serhıldanların öncülüğünü yapmışlardır. Savaş koşullarında Kürt kadını öncülük misyonunu devam ettirmektedir. Artık kadının bu gücünü kimse kıramaz ve geri adım attıramaz. Çünkü kadının özgürlüğe ve özgür bir yaşama ihtiyacı vardır. Kendi iradesiyle karar vermeye ihtiyacı vardır. Özellikle kadının irade sahibi olması için Önder Apo büyük bir çaba sarf etmiştir. Bu konuda binlerce öncü kadın kadroyu eğitmiştir. Bu anlamda PKK’nin gücü kadın gücünden ileri gelmektedir.

33 yıllık PKK mücadelesi KCK sistemini yarattı. Öcalan kadını KCK sisteminin öncü gücü olarak nitelendirdi. Bugün baktığımızda kadın KCK sistemi içinde nasıl bir misyona sahiptir?
PKK, KCK sistemiyle birlikte mücadelesini daha da geliştirdi. KCK, Kürdistan’ın dört parçasında Demokratik Özerklik’i geliştirmeyi hedeflemektedir. Nasıl ki PKK’de kadın partileşme, ordulaşma ve özgür kimlik konularında günümüze kadar öncülük rolünü oynamışsa bugün de KCK çatısı altında KJB, partileşme de PAJK, askeri olarak YJA-Star, toplumsal alanda YJA ve genç kadınlar olarak dört ayak üzerinde kendisini örgütlemektedir. Bu anlamda kadın KCK sistemi içerisinde hem özgündür hem de özerktir. İdeolojik, politik, askeri ve araştırma çalışmalarını KJB çatısı altında yürütmektedir. Kadınlar bulundukları tüm alanlarda, kendi kimlikleriyle örgütleniyorlar. KCK sisteminin toplumun her alanında Demokratik Özerklik olarak ifadesini bulması ve Kürtlerin özgürlüklerine kavuşması için en büyük görev şüphesiz ki kadına düşmektedir. Tabii ki kadın da buna göre kendisini güçlendirmiş, örgütlemiş ve sistem haline getirmiştir. Mücadelenin yol ve yöntemlerini yaratmıştır. Bu anlam da KCK’nin özünü kadının varlığı teşkil etmektedir. Kadınlarda bu temelde mücadelesini sürdürmektedir.

İçinden geçtiğimiz süreçte her alanda yoğun bir baskı ve saldırı söz konusudur. Böylesi bir süreçte kadınlara düşen görevler nelerdir?
33 yılı geride bırakan PKK’nin mücadele tarihi boyunca saldırılar ve inkar ve imha politikaları hep devam etti. Bugün de aynı saldırılar ve farklı uygulamalar Kürt toplumuna dayatılmak isteniyor. Önderlik şahsında saldırılar tüm hızıyla devam etmektedir. Dört aydır önderliğimizin üzerinde ağır bir tecrit uygulanıyor. Kürt halkı ve özgürlük hareketinden bağlantısını kesmeyi amaçlıyorlar. Adeta beyaz Türk faşizmi, yeşil Türk faşizmine dönüşmüş durumda. Devlet, Fethullah Gülen ve AKP şahsında Kürt halkının kökünü kurutmak için her türlü yol ve yönteme baş vurmaktadır. Geçmişte İngiliz politikalarıyla beyaz faşizmle Kürtler nasıl ki ulus-devletlere kurban edildiyse, günümüzde de ABD, yeşil faşizmle tekrardan Kürtleri kendi politikalarına kurban etmek istemektedir. Bu görev de AKP’ye vermiştir. Bugün 12 Eylül sürecindeki gibi Kürdistan’da Yahudi soykırım kampları kurulmaktadır. Gülen cemaatinin eliyle siyasi soykırım operasyonlarını önderliğin avukatlarını tutuklamaya kadar genişletiler. Bu anlamda Kürdistan’da çok ciddi bir faşizm uygulanmaktadır. Mevcut durumda Kürdistan’da siyasi, toplumsal ve kültürel bir soykırım yürütülmektedir. İçinden geçtiğimiz olağanüstü bu süreçte PKK’nin 33. Kuruluş yıldönümü mücadelenin her alanda daha da yükseltilmesi anlamına gelmektedir. Yürütülen bu faşizme karşı hiç kimsenin sessiz kalmaması gerekmektedir. Günümüzde Kürt halkı tarihi bir soykırımla karşı karşıyadır. Özellikle kadınlar olarak bu siyasi soykırıma karşı durmalı ve önderliğin özgürlüğü için yoğun bir mücadele yürütmeliyiz. Bunun için dönem serhıldan ve devrimci halk savaşını yükseltme dönemidir. PKK’nin 34. yılına girerken kadın hareketi olarak her alanda mücadelenin yükseltilmesi kararını almış bulunmaktayız. Geçmişteki eksikliklerimizi telafi edip daha güçlü bir biçimde çalışmalara sarılmalıyız. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Önderliğin ve PKK’nin yarattığı değerlere sahip çıkmak bu dönem de siyasi soykırım operasyonlarına verilecek en büyük cevaptır.


XEYRÎ BARAN