Desinler.
Desinler de sonra ne yapıyorlar?
Sonra “medya terörü” estiriyorlar. Taraf’tan Ahmet Altan gitmişti. “Hassasiyet” yüzünden Milliyet’ten de medyanın vicdan terazisi Hasan Cemal gitti. Sırada başkaları da var…
Bu yolla istemedikleri “görüntü, resim ve haberleri” önlüyorlar.
Sebep ne?
Sebep şu: CHP ve MHP böyle “görüntülerden ve resimlerden” yararlanıyor ve Başbakanı “hoyratça zorda bırakıyor”muş…Örneğin, BDP heyetinin Kandil’de KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’la yaptıkları görüşmenin resmi “zorda” bırakan bir resimmiş. Biri diyor ki, “TBMM’nin temsilcileri terör örgütünün yöneticisinin ‘başkanlığında’ nasıl böyle bir görüntü verir?” Demek istedikleri şu; masanın başında Karayılan var, bu nasıl olur? Masanın başına kim otursaydı? Sırrı Süreyya Önder mi? Ertesi gün “hassas” medya manşeti atardı: KCK’nin “gizli” başkanı meğer Sırrı’ymış…
“İkinci Habur” gürültüsü sürerken, bir de ne görelim?
Newroz da “eski Newrozlar gibi olmamalıymış…” Başbakanı zora sokarmış. Hele BDP’nin bu Newroz’u “Kürtlere statü ve Öcalan’a özgürlük” şiarıyla kutlaması olacak şey değilmiş. Böyle sloganla Newroz kutlamak demek, “biz bu çözümde yokuz” demekle eş anlamlıymış. “Statü” nerden çıkmışmış; Öcalan’ın özgürlüğü de neyin nesiymiş. Kendileri çözümden böyle şeyleri anlamıyorlarmış.
Ne anlıyorlarmış? Bunu da Başbakan zaten söylemişmiş; çözüm öyle böyle bir şey değilmiş, şöyle bir şeymiş; “silahları ayaklarınızın altına alacaksınız, çözümü siyasette arayacaksınız”…
Newroz neyin nesi? Silahlı kalkışma mı; Newroz alanı TSK ile HPG’nin çarpıştığı bir cephe mi? “Öcalan’a özgürlük ve Kürtlere statü” siyasi değil de, “astronomik”, “biyolojik”, “teknolojik”, “ültrasüpersonik” bir talep mi?
Cemaat’in “gizli-illegal sözcüsü” Hüseyin Gülerce, şöyle yazdı: “Önümüzdeki 17-21 Mart arasında BDP tarafından yapılacak Nevruz kutlamaları bir provokasyon endişesi doğurdu.”
Neden böyle bir acayip şey doğurdu? Duyum mu aldınız? Bomba yüklü El Kaide kamyonlarına benzer kamyonlarla şehirler mi havaya uçurulacak? Suriyeli çetelerin yaptığı gibi, kitlesel katliamlarla sivillere mi saldırılacak? Cephanelik mi ele geçirdiniz? “Ortam dinlemesi”nde “suikast” bilgilerine mi ulaştınız? Bir “canlı bombanın” “patlayacağım, tutmayın beni” sözleri telefon dinlemenize mi takıldı? Neyin nesi bu “provokasyon”?
Hüseyin Gülerce “provokasyonu” açıklıyor:
“Önce BDP genel merkezinden bir genelge gönderildi. ‘2013 Nevruz’u ‘Öcalan’a özgürlük, Kürtlere statü’ şiarı ile karşılanıp kutlanacaktır’ denildi… Sonra Demirtaş, Kışanak ve Ahmet Türk’ün aynı minvaldeki çağrıları geldi. ‘Nevruz’u Kürtlerin geleceğinin belirleneceği ve Sayın Öcalan’ın özgürleşmesi, Kürtlerin adil eşit yaşamı için kendi statüsünü belirleyecek bir Nevruz olarak değerlendiriyoruz.’ dediler…”
Bak sen! Adamın “porovokasyon” dediği meğer buymuş. Kürt tarafı “iz’an” dedikçe bunlar “uzan”ıyorlar. Ama bu kadar değil, Gülerce devam ediyor:
“Sayın Başbakan’ı, hükümeti, tam da muhalefetin suçlamalarına malzeme olacak şekilde böylesine hoyratça zorda bırakmaya çalışmak sürece hiçbir fayda sağlamaz. “Öcalan’a özgürlük” şartı, daha yolun başında “biz çözümden vazgeçtik” demenin başka bir yolu mudur? Yeni sivil demokrat bir anayasa ile eşit yurttaşlık üzerinde mutabakat sağlamaya çalışırken, “Kürtlere statü” çağrısı ile “iktidarı paylaşma” talebinde bulunmanın samimi bir izahı var mı? Bir yandan “birlikte yaşamayı istiyoruz” denirken, diğer yandan gözümüzün içine baka baka hassasiyetimizin sinir uçlarına basılacak. Bu kabul edilebilir mi?”
Bu “hassasiyet bilin ki, artık kabak tadı vermeye başladı.
Başbakan’ı asıl zorda bırakacak olan “Kürtlere statü ve Öcalan’a özgürlük” talebinin Newroz’da zılgıtlarla dile getirilmesi değildir; Başbakan’ı zora sokacak olan, “Kürtlere statü ve Öcalan’a özgürlük” talebinin kalaşnikof tarrakası, doçka gümbürtüsü, mayın patlaması ile dile getirilmesidir.
Hakkını yemeyelim. Hassas Gülerce, “nevruzdaki tahriklere rağmen yüreğimize taş basıp, süreci destekleyelim” de demiş…İnsanı nasıl da “mütehassis” ediyor. Müthiş…
Ama benden söylemesi “bu terazi bu kadar hassasiyeti çekmez…”
‘Kürde statü, Öcalan’a özgürlük’: Silahla mı Newroz ateşiyle mi
Başbakan, onun yeni İçişleri Bakanı, her ikisinin medyası, günlerdir “ikinci Habur istemiyoruz” deyip duruyorlar.