Henüz çocuk yaşında müzik ile tanışan Macar sanatçı Petra Gesti, sonraki yıllarda klasik müzik ve opera eğitimi alır. Ancak Gesti’nin ilgisini dünya müzikleri ve geleneksel ezgiler çeker. Bu ezgileri opera ile harmanlayarak kendi tarzını oluşturan Gesti’nin yolu Kürtlerle kesişir. Kürtçe şarkıları opera tarzı, başarılı bir performansla yorumlayan Gesti ile müzik hayatını ve Kürtlerle tanışmasını konuştuk. Gesti, Kürtçe ezgilerin bir ilahi gibi ruhunu sardığını belirtiyor.

Kürtçe söylediğin şarkılar insanları adeta mest ediyor. Yolun Kürt müziğiyle nasıl kesişti?
Körfez Savaşı’ndan sonra Macar halkı Kürtlerin varlığından haberdar oldu diyebilirim. İnternet üzerinden Ortadoğu müzikleri dinlerken Kürtçe müzik ile tanıştım. Bu tanışmadan sonra Kürtleri merak ettim. Sonradan edindiğim araştırmalar sonucu Budapeşte’de bir derneklerinin olduğunu öğrendim. Derneğe ilk gittiğimde bir müzik dinletisi vardı. Dakikalarca kapıda durup bu müziği dinlediğimi hatırlıyorum. Kürtçe melodi adeta ilahi gibi ruhumu sarmıştı. Derneğe ilk adım atışım böyle oldu.
O gün bugündür yönetim kurulunda yer alarak Kürt halkı için bir şeyler yapmaya, öğrendiğim Kürtçe şarkıları herkesle paylaşmaya çalışıyorum.

Aile ve çevren nasıl karşıladı bu durumu?
Dediğim gibi ben her zaman özgürlük arayışları olan bir insanım. Her zaman baskı ve esaret altında olan insanlara yardım etmek isterim. Kürtlerin tarihini araştırdığımda ilginç bir noktayla karşılaştım. 1920’li yılların başında ülkemiz Macaristan Lozan’da dörde bölündü. Şimdi bütün Macarların evinde bugün kulanıllan haritanın yanı sıra büyük Macaristan’ın haritasını da görmek mümkün. Ülkemiz dörde bülündükten sonra birçok insanımız dilini unuttu. Bu beraberinde bir asimilasyonu getirdi. Bugün komşu devletlerde dillerini bilmeyen çok sayıda Macar var. Kürtlerin de aynı yıllarda Lozan’da dörde bölündüğünü öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım. Bu gibi ortak noktalar Kürtleri daha yakından tanımama sebep oldu. Ailem beni her zaman teşvik etti. Annem ve babam Kürtler tarafından düzenlenen tüm etkinliklere katılıyor.

Peki Kürtler tarafından nasıl karşılandın?
İlk girişim olduğu için oldukça çekindiğimi belirteyim. Ama Kürtlerin candan karşılayışları ve misafirperverlikleri karşısında ne yapacağımı şaşırdım. Kısa bir zaman içerisinde kaynaştığımızda sanki yıllardır tanışıyormuşuz izlenimine kapıldım. Sanatçı yönümü de bildikten sonra bana Kürtçe müzik yapıp yapamayacağımı sordular. Hiç düşünmeden evet dedim. Kürt halkının karşısına ilk kez Avusturya’nın Graz şehrinde çıktım. Binlerce Kürdistanlının karşısına çıktığımda düşüp bayılacağımı sandım. Daha sonra beni Zilan Festivali’ne davet ederek onure ettiler. Ben Kürt halkının müziğinde onların saklı tarihini buldum.

Kürdistan’dan bir konser teklifi alsanız…
(Gülerek) Değerlendirmem, hemen giderim. Amed Festivali’nde milyonların karşısına çıkıp Kürtçe şarkılar söylemek, en büyük hayallerimdendir. Kürdistan coğrafyasını, eşimin doğup büyüdüğü yerleri her zaman görmek istemişimdir. Gitsem görsem bu benim için çok büyük bir motivasyon olacaktır.
Kürt müziği adeta bir derya. Ben bu deryanın içinde eriyip kaybolmak istiyorum. Kürtçe şarkı söylediğim zaman adeta trans haline giriyorum. Ulus olarak müziğinizin, dilinizin ve kültürünüzün kıymetini bilmelisiniz. Dil bir ulusun temel yapı taşıdır. Onun için Kürtlerin kendi dillerine yönelmelerini rica ediyorum. Beni bu deryayla tanıştırdığı için hayat arkadaşım Cemil Sözen’e özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Geleneksel ezgileri opera ile harmanladı

Petra Gesti, 1977’de Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de dünyaya gözlerini açar. Plastik işiyle uğraşan bir baba ve kültür ve sanat menajerliği yapan bir annenin ilk çocuğu olan Petra Gesti, müziğe küçük yaşlarda başlıyor. Evlerinde sürekli klasik müzik çalındığını belirten Gesti, devamla müzik hayatına ilişkin şunları belirtiyor: „Ailem opera sanatçısı olmamı istiyordu. İlk öğrenimimden sonra Pecs Üniversitesi’nde kültür ve sanat menajerliği bölümünü okudum. Bunun yanı sıra özel bir okulda klasik müzik ve opera eğitimi aldım. Zamanla operanın bana göre olmadığını anladım. Özgürlüğüme çok düşkün bir insan olduğum için dünya müzikleri ve eski geleneksel otantik şarkılar beni cezbediyordu. Ben de kendi stilimi oluşturarak bu ezgileri opera ile harmanlayarak yeni bir müzik anlayışı geliştirdim. Macarca, İtalyanca ve Almanca söylediğim otantik parçalar daha sonra müzik hayatıma bir yön verdi diyebilirim.“


M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG