
Tana Pirolo, Kürt dostu bir İtalyan. Almanya’nın Pforzheim kentinde faaliyet yürüten Kürt Aileler Derneği’nde dış ilişkiler alanında çalışma yürüten Pirolo, Kürtlerle daha fazla kaynaşma önünde en büyük sorunun dil olduğunu vurguluyor. Tana Pirolo ile çalışmaları hakkında konuştuk.
Bir Kürt derneğinde çalışma yönünde nasıl karar aldınız?
Daha önce Kürtleri pek fazla bilmiyordum. Eşimin aracılığı ile Kürtleri tanıdım. Kendisi sürekli yürüyüşlere gidiyor beni de götürüyordu.Kürtleri tanıdıkça çektikleri zorlukları, haksızlıkları gördüm. Milyonlarca nüfusa sahip bir halk yok sayılıyor. Ki, Kürtleri sadece içinde bulundukları rejimler inkar etmiyor, Avrupa ve bütün dünya da Kürtleri inkar ediyor. Kürtler çıkar politikalarına kurban ediliyor. Ben de bir insan olarak bu halkın yanında yer almak, onlar için biraz olsa da hizmet etmek istedim. Umarım katkım kabullenilir ve sonuç almaya hizmet eder. Kuşkusuz kendime göre Kürtlerin beğenmediğim yönleri de vardır. Bu da doğal bir şey. Fakat Kürtler kadim bir halktır. Kültürleri ile saygıya değer bir halktır. Kendime örnek aldığım yönler var. Onlarla beraber olmaktan mutluyum.
Dış İlişkiler Komisyonu’ndasınız hedefleriniz nedir?
Komisyondaki çalışma arkadaşlarımla ilk önceliğimiz, Pforzheim kentinde var olan yabancı kurumlar gibi derneğimizi de resmi bir statüye kavuşturup bütün var olan yasal haklardan yararlanmaktır. Derneğimize karşı bazı ön yargılı yaklaşımlar vardır. Bunları kırmak için başta belediye olmak üzere bütün siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, dernek ve değişik kurumlarla ilişkiye geçip amacımızı anlatmaktır. Kürdistan’da yaşanan askeri ve siyasi haksızlıklara dikkat çekmek de en büyük hedeflerimizden biri.
Çektiğin zorluklar var mı?
(Gülerek) Evet var. Örnek, dernekte sohbet etmek, gelişmeleri ve Kürt sorununu daha iyi anlamak, Sayın Öcalan’ın durumunu öğrenmek yani kısaca Kürtleri daha iyi tanımak istiyorum. Ama bu konuda yardım alamıyorum. Daha çok anlık gelişmeler hakkında bilgileniyorum. Yani bilgileri, Almanca yazılı kaynaklar ve internetten alıyorum. Bu da yeterli olmuyor. Bazen beni zorluyor.
Kürt kadınları ile ilişkilerin nasıl?
Daha çok dernek ortamında bir araya geliyoruz. Ama bu sadece merhaba ile oluyor. Çünkü kendileri Almanca ben de Kürtçe bilmiyorum. Bu dil sorunu bizi birbirimize karşı soğuk tutuyor. Gençler biliyor. İlişkilerimiz daha çok onlarla oluyor. Kürt kadınlarının, özgürlükleri için verdikleri mücadelenin farkındayım.
Avrupa’daki Kürtleri kimliklerine sahip çıkma noktasını yeterli görüyor musunuz?
Avrupa’da yaşayan Kürtler için hayır diyorum. Kürdistan’da yaşayan Kürtler bütün baskı ve zorluklara rağmen her gün sokaklarda zalim panzerlere karşı elindeki taşıyla mücadele ediyor. Boyun eğmiyor, özgürlüğünü haykırıyor. Canıyla bedel veriyor. Her gün insanlar öldürülüyor ama kimlik ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmiyorlar. Avrupa’da yaşayan Kürtler ise çoğunluğu çok soğuk, adeta her şeyi kabul etmiş gibi bir yaklaşım var. Aslında bunun tam tersi olması gerekiyordu. ‘Kimliğim, dilim, kültürüm yok edilmiş, ülkesiz bırakılmış bir halk olarak mücadeleden soğumamam gerekiyor’ şeklinde düşünmelidirler. Zoruma giden bir başka şey de, Türk kurumlarına gitmeleri ve kendileri ile alışveriş yapmalarıdır. Son olarak şunu söylemek istiyorum; iyi ki Kürtleri tanıdım. Umarım yakın bir süreçte özgürlüklerine kavuşurlar.
SAİT ÖZTÜRK / PFORZHEIM