İddialara göre raporda İran’ın henüz nükleer silah üretmediği ancak bu yönde “ciddi oranda” ilerleme kaydettiği görüşü yer alacak.
Sızan bilgilere göre raporun öne süreceği en önemli bilgi, İran’ın nükleer başlık tasarımı konusundaki çalışmalarını içeren beş sayfalık bir belge olacak. Buna karşılık raporda, İran’ın nükleer silah üretimi konusunda resmi bir karar aldığı konusunda bir kanıta ulaşılamadığı görüşü de yer alacak.
Raporda gündeme getirilecek bir başka önemli iddia, Tahran yakınlarındaki bir tesiste nükleer silah denemeleriyle ilgili birimler oluşturulduğu yönünde. Sözkonusu tesiste 2005 yılında iki IAEA müfettişi tarafından inceleme yapılmış ancak nükleer silah üretimine dair herhangi bir kanıt bulunamamıştı.
Bazı kaynaklar bu iddianın yeterli bilgiye dayandırıldığından oldukça şüpheli ve kurumun daha önce Suriye’ye karşı öne sürdüğü iddialar gibi fiyaskoyla sonuçlanabileceğini dile getiriyor. IAEA geçtiğimiz aylarda Suriye’deki bir tesiste nükleer silah üretiliyor olabileceğini iddia etmiş, ardından sözkonusu tesisin bir tekstil fabrikası olduğu ortaya çıkmıştı.

Zenginleştirme potansiyeli 6 kat arttı

İddialara göre raporda yer alacak bir başka önemli bilgi, İran’ın uranyum zenginleştirme potansiyelinin yüzde 3,5’tan yüzde 20’ye ulaştığı yönünde olacak. Nükleer silahta kullanılacak uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerektiği için bu bilgi doğrudan İran’ın nükleer silah üretebileceği anlamına gelmiyor ancak İran’a karşı yaptırım uygulanmasını isteyen diplomatlar bunun yürütülen çalışmaların esas olarak askeri amaçlı olduğunu gösteren bir kanıt olarak görülebileceğini iddia ediyor.
Raporda ayrıca Vyacheslav Danilenko adlı bir Rus bilimci ile Pakistanlı ve Kuzey Koreli fizikçiler tarafından İran’a nükleer silah konusunda teknik bilgi verildiği iddiaları da yer alacak. Ancak iddialar üzerine açıklama yapan Danilenko, İran’da yaptığı çalışmaların tamamen enerji üretimi amaçlı olduğunu söyledi.
İran: Rapor politik
Rapor daha yayınlanmadan diplomatik çevrelerin hareketlenmesine neden oldu. İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, raporun “sahte” ve “%100 politik” olduğunu dile getirerek, IAEA’nın Batılı devletler tarafından yönlendirilen bir kurum olduğunu ve inandırıcılığının bulunmadığını söyledi.
ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa raporun dengeleri değiştirebileceğini ve İran’a dönük uluslararası yaptırımların kapısını açabileceğini umut ediyor. Bu ülkeler uzun zamandan beri İran üzerinde baskıların artırılması ve bu ülkeye karşı BM tarafından yaptırımların devreye sokulmasını istiyor ancak bu yöndeki girişimler Rusya ve Çin tarafından engelleniyor. Yaptırım yanlısı ülkeler raporun 17 Kasım’da toplanacak Güvenlik Konseyi’nde İran’a karşı uluslararası bir karar alınmasına zemin oluşturabileceğini umuyor ancak Rusya ve Çin’den gelen sinyaller bu ihtimalin oldukça zayıf olduğunu gösteriyor.

‘Mesajlar blöf’
Raporla ilgili sızan bilgiler savaş yanlısı kesimlerde de hareketliliğe yol açtı. Eski IAEA yöneticisi David Albrigh, raporun son derece ciddi olduğunu ve İran’ın “istediği zaman” nükleer silah üretebilecek kapasiteye ulaştığını ispat ettiğini iddia ederek bir an önce harekete geçilmesini istedi. Albright daha önce Libya ve El Kaide’nin de nükleer silaha sahip olabileceğini iddia etmişti.

İsrail’in rapordaki iddialara dayanarak İran’daki hedefleri vurabileceği iddiaları da yeniden gündeme geliyor. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Pazar günü yaptığı açıklamada İran’ın nükleer tesislerine dönük bir askeri operasyonun eskiye oranla çok daha fazla gündemde olduğunu söylemişti. Ancak Guardian gazetesine konuşan İsrailli nükleer silah uzmanı Avner Cohen, şu anki müdahale mesajlarının yüzde 80 blöf olduğunu, esas amacın savaş riskini gündeme getirerek Rusya ve Çin’i İran’a karşı ekonomik ambargoya razı etmek olduğunu söyledi.

BARIŞ KINIK/ANF/LONDRA