Kürt gençleri zorunlu gittikleri T.C. askerliğinde ‘intihar etti’ denilerek, ailelerine cansız bedenleri geri dönüyor. 19 yaşındaki Eren Özel, 7 Eylül 2011’de Gurgum’da (Maraş) 5. Zırhlı Tugay 1. Mekanize Taburu’nda askerlik yaparken öldürülmüştü. Oğlunun öldürüldüğünü ilk günden beri söyleyen annesi Zeynep Özel, isyanını yazdığı mektupta dile getirdi: „Nedense hep bebekliğini hatırlıyorum bugünlerde. Kara gözlerin, tombul beyaz yanakların, alt çenende iki dişinle gül goncası gibi gülen ağzın… Hep bebekliğini hatırlıyorum bugünlerde nedense.
Eren, askerde vurulmuş, dediklerinde Pirpirim döndü, Malatya döndü, Beydağları döndü, Fırat nehri döndü… Ben, hepsinin altında kaldım. Yavrum, sen hepsinin altında kaldın. Boğazıma bir taş, göğsüme koca bir kaya oturdu. Soluk alamadım. Almak da istemedim.


Senin acınla ağıtlar söylüyorum

Bebeğim soluk almayacaksa, Pirpirim sokaklarında yürümeyecekse… Gülen gözleriyle, anne ben geldim, demeyecekse… Sokağın başından dayeeeeee, halteeeey, aneeeey diye seslenmeyecekse…
Artık yürüsem, soluk alsam, konuşsam neye yarar? Ayaklarım, her gün senin üstünü örten toprağa götürüyor beni. Soluğum, senin acınla ağıtlar söyletiyor bana. Göğüs kafesim dar geliyor senin acını taşımaya. Ölüm, beni de al, götür Eren’ime diyorum. Duymuyor sesimi.
Eren’im, babasız büyüdü. Eren’im okula çoğu gün aç gitti. Eren’im çocukluğuna, gençliğine doymadı. Gitme, dedim; Eren’im gitme. Sen daha küçüksün; vururlar seni. Sen Kürtsün; vururlar seni. Sen Alevisin, vururlar seni. Sen solcusun vururlar seni… Sen daha çocuksun, vururlar seni…
Siyasi hükümlü babanı ziyarete cezaevlerine gittiğimizde itilip kakılarak kendiliğinden öğrenmiştin bu ülkedeki yerini. Bu ülkedeki değersizliğini…


Ne almıştın ki borcun olsun?

Borcumu ödeyeceğim, dedin. Ne almıştın ki borcun olsun? Babanı elimizden alıp seni babasız bıraktıkları mıydı sana verdikleri? Borcun, babasızlığın mıydı? Borcun, okula aç gitmen miydi? Borcun, okulunu yarıda bırakarak ayak işlerinde çalışmak zorunda kalışın mıydı? Borcun, köyünü sevmen miydi? Borcun, aileni, komşularını, akrabalarını, ülkeni sevmen miydi?
Eren yaşamayı severdi, neşeliydi. Yavrum süslüydü. Güzel giymeyi severdi. Kefeni de güzel giydirdiler yavruma. Daha 19 yaşındaydı. Nasıl kıydınız yavruma, ben saçının teline kıyamazken? Nasıl vurdunuz gözünden, ben öpmeye kıyamazken? Askerim, çocuk askerim, anan öleydi yavrum…
Vatan sağ olsun, demiyorum. Benim vatanım oğlumdu. Vatanımı öldürdünüz işte. Daha niye diyeyim sağ olsun vatanım, diye? Öldürdünüz vatanımı. Ölüler sağ olur mu?


Artık taşı toprağı kucaklıyorum

Erenim’i vurduranlar, sizin yavrunuz yok mu? Evlat sevgisi tatmadınız mı hadi evlat acısı tatmadınızsa da. Siz hiç gözünden vurulan, yüzünün yarısı parçalanan yavrunuzu kucakladınız mı? Ben indim mezarına yavrumun. Yüzünün, parçalamadığınız yanını öptüm. Ellerini okşadım, öptüm ellerini. Yüzünün sol yanı yoktu yavrumun.
Yavrumu vurduranlar, kardeşi kardeşe vurduranlar, siz hiç yavrunuzu toprağın altına koydunuz mu? Çocuğunuzun üstüne toprak attınız mı? Yavrum, diyerek taşı toprağı kucakladınız mı? Ben artık, taşı toprağı kucaklıyorum. Eren’imin başucuna dikilen bir kalas parçasını öpüp okşuyorum. Artık, böyle yaşamak da istemiyorum…”



Eren Özel’i asker vurdu
Eren Özel, Gurgum’da 2011 yılında askerlik yaparken Yozgatlı Akmat Aktaş tarafından gözünden vurularak öldürülmüş, ailesine de ‘oğlunuz intihar etti’ denilmişti. Ancak ailenin intihara inanmayıp şüphe etmesi üzerine açılan soruşturma sonucu  Özel’in intihar etmediği ve Aktaş tarafından vurulduğu ortaya çıkmıştı. Özel, Meletî’de (Malatya) toprağa verildikten sonra, ailesi kentteki 2. Ordu Komutanlığı önüne giderek, Özel’in tabutu üstünde bulunan Türkiye bayrağını askerlere teslim etmiş ve “Olay aydınlatılana kadar bu bayrağı almayacağız” demişti. Özel’in annesi Zeynep Özel, oğlunun şüpheli ölümü karşısında sessiz kalmayacağını açıklamıştı.


SELMA BİNGÖL - ANF/MALATYA