Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Roboskî Köyü’nde 34 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden aylar geçmesine rağmen failler korunmaya devam ediyor. Yürütülen soruşturmada arpa boyu kadar yol alınmazken, katliamda yakınlarını yitiren ailelerin mücadelesi de sürüyor. Yaşanan katliamı unutturmamak ve faillerin açığa çıkarılması için mücadele eden aileler, Ramazan Bayramı’nı da mezarlıkta karşıladı. Katliamdan bu yana yasta olan aileler, bayramı da yas havasında karşıladı. Bayramın ilk günü siyah elbiselerini giyen Roboskîli anneler, ilk iş olarak evlatlarının mezarlarını ziyaret ederek, mezarlarına şeker ve çiçek bıraktı. Aileler bir çadır açarak, nöbet tutmaya başladı.

Mezar taşlarına sarılıyorlar
Çoğu çocuk 34 Kürt’ün defnedildiği Gülyazı (Böceh) Köyü’ndeki mezarlıkta her mezarın başında oğlunun fotoğrafını almış, mezar taşına başını koyup çaresizliğin ve adaletsizliğin gözyaşlarını döken anne ve babalar bulunuyor. Küçük çocuklar ise olup bitenlerden habersiz bir şekilde mezarlıkta ağabeylerinin mezarlarına şeker koyarak bayramını kutluyor. Her mezarın başında yığılıp kalan bir anne, bir abla, bir kardeş, bir ağabey veya bir baba bulunuyor.

Boğazımızdan geçmiyor

Aileler çaresizliğini, acılarını, feryatlarını, parçalanmış yürekleriyle duygularını mezar başında dile getirirken, yaşadıkları acı gözyaşı olup gözlerinden süzülüyor. Katliamda oğlu Salih Ürek’i kaybeden Medine Ürek, her bayramda oğlu için özel yemekler yaptığını anlatarak, şöyle dedi: “Bu bayramda doğru düzgün bir yemek hazırlamadık. 8 aydır ne yediğimizi ne içtiğimizi biliyoruz. Boğazımızdan hiçbir şey geçmiyor. Bizler bayramı buruk ve yüreği parçalanmış anneler olarak karşılıyoruz. Herkes bayramı tatil yaparak keyifle geçirirken bizler acılarla karşıladık.  Burada sadece 34 insan değil bütün köy öldürüldü. Bu bayramda hiçbir şey almadı, ne bir şeker ne bir elbise. Bizim için artık yaşamın anlamı yok. 8 aydır gözyaşlarımızla yaşıyoruz.”

Katillerin yanına bırakılıyor

Oğlunun katillerinin yargılanmamasına tepki gösteren acılı ana, “Bizi bu hale düşürenler 8 aydır yargılanmadı. Yaptıkları yanlarına bırakılıyor. Kimse halimizi sormuyor. Yetkililerden annelerin bu feryadını duymalarını ve bu sorunu çözmelerini istiyoruz. Yetkiler artık ellerini vicdanlarına koysunlar ve bu işi çözsünler” diye feryat etti.

Bayramın bir anlamı yok!

Katledilen Serhat Encü’nün annesi Halime Encü de “Eğer Erdoğan bu sorunu çözmezse bir barış ortamı sağlamazsa inşallah sonu Saddam Hüseyin gibi olur. Ne hakkı vardı bize bu vahşeti uyguladılar. Bu bayram sabah erken kalktık, yırtık pırtık elbiseleri çocuklarımıza giydirdik. Bizim için bayramın bir anlamı yok” dedi.  Oğlu olmadan bayramın da anlamı olmadığını belirten Halime Encü, “Oğlum çok keyifli bir insandı. Bu bayram oğlum yok. Bayram bizim için yok. Yaşam bizim için yok. Günde üç öğün yemeği gözyaşlarımızla yiyiyoruz” dedi.  Türk annelerine seslenen acılı anne, “Yeter artık ‘vatan sağ olsun’ demesinler. Bu savaş bu çatışma sona ersin. Yeter artık barış olsun, kardeşlik olsun” dileğinde bulundu.


Bayram coşkusu yok
Katliamda yaşamını yitiren Özcan Uysal’ın amcası Cabar Uysal da yeğeninin bütün bayramları büyük bir keyif ve coşkuyla karşıladığını anlatarak, “Katliam olmadan önce bayram köyde büyük bir coşkuyla kutlanıyordu. Ama yapılan bu katliamın ardından bizim için bayramın bir anlamı kalmadı. Hiçbir zevki kalmamış bayramların ve hayatın. Zaten hiçbir hazırlık da yapmadık. Bu yıl bayramı mezarlıkta çocuklarımızla evlatlarımızla geçiriyoruz. Onların mezarı başında geçiriyoruz. Köy, yapılan katliamın ardından dağılmakla karşı karşıyadır. Bizler artık barış ve adalet istiyoruz. Başka anneler ağlamasın. Katliamın faillerinin ortaya çıkarılması için hükümetin çabası yeterli değil. Bizler kanımızın son damlasına kadar bu hükümetle bu adaletin savaşını vereceğiz” şeklinde konuştu. 

Dünyamız yıkıldı

Yaşamını yitiren Seyithan Enç’in ablası Behiye Enç, kardeşinin nişanlı olduğunu ve bunun için çalıştığının belirterek, “4 yıldır nişanlıydı kardeşim. Maddi imkansızlıklar nedeniyle düğününü yapamıyorduk. Kaçağa düğün hazırlıklarını bitirmek için gidiyordu. Masrafını karşılamak için gidiyordu. Ama görüyorsunuz sonucu ne oldu” diyor. Katliam öncesi bayramlarda büyük bir coşku ve büyük bir sevincin hakim olduğunu anlatan abla Enç, “Onların gidişinin ardından bizim için dünya yıkıldı. Artık bizim için yaşamın bir anlamı kalmadı. Bayramı hiçbir hazırlık yapmadan mezarlıkta evlatlarımızla geçiriyoruz. Bizler adalet sağlayana kadar bu mezarlıkta onların yanı başlarında olacağız. Artık kan dökülmesini istemiyoruz, barış, kardeşlik, huzur ve demokrasi istiyoruz.”diye kaydetti. 
Bayram namazına gidemedim

Kardeşleri 15 yaşındaki Savaş ve 29 yaşındaki Hüsnü Encü ile birlikte 13 yaşındaki oğlu Erkan Encü’yü kaybeden Mehmet Encü, “Ben katliamda iki kardeşimi ve bir çocuğumu kaybettim. Acımız çok büyük, yüreğimiz yanıyor çünkü bu gün bayram” dedi. Encü, “Her bayramda kardeşim Hüsnü gelip beni çağırıyordu ve birlikte bayram namazına gidiyorduk. Ardından da hep birlikte köyde bayram ziyaretleri gerçekleştiriyorduk. Bu bayramda kardeşlerim ve oğlum aramızda yok. Bu bayram, bayram namazına yetişemedim. Çünkü kardeşlerim bu bayram beni kaldırmadı ve ben uykuda kaldım. 13 yaşındaki oğlum Erkan, bayram öncesi büyük bir coşkuyla köyde bayram kutlamalarına katılıyordu” dedi. 

Güvenimiz kalmadı

Hükümet ve devlet yetkililerinin bu bayramı kendilerine zehir ettiğin belirten Encü, şunları söyledi: “Bu katliamı yapanlar umarım bir gün adalet önünde hesap verecekler. Bu dünyada olmasa bile öbür dünyada onların yakasını bırakmayacağız. Evlat ve kardeş acısını bize yaşatanlar bu bayramı bize zehir edenlere Allah da evlat ve kardeş acısı nasip etsin. 8 aydır evimizde bir saat bile rahat oturamıyoruz. 8 aydır hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda sadece alay ettiler. Bu katliamı yapanları lanetliyoruz. Bu hükümetten hiçbir umudumuz yok. Eğer bize karşı hükümet samimi ise bu katliamın faillerini bulsunlar ve yargılasınlar. Aksi takdirde onlara güvenimiz hiçbir şekilde kalmamıştır.”

‘Vatan sağ olsun’ demeyin
Savaşın sona ermesi için asker ve polis annelerine seslenen Encü, “Çocuklarınız öldüğü zaman siz de Kürt anneleri gibi barış ve kardeşlik isteyin. Akan kanın durmasını isteyin. ‘Vatan sağ olsun’ deyerek ateşi körüklüyorsunuz” dedi.



JİHAT AKÇA/CENGİZ OÐLAÐI
 / DİHA/ŞIRNAK