Bakırköy Kadın Tutukevi'nden 28 Mart'ta İstanbul Adliyesi 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ara kararı ile tahliye edilen hasta tutuklu Yasemin Karadağ, cezaevlerindeki kanayan bu duruma dikkat çekerek, devletin bilerek hasta tutukluları ölüm sınırına getirdikten sonra serbest bıraktığını ifade etti. Kendisinin tahliyesinin de hastalığı nedeniyle değil kamuoyu baskısı ve cezaevinde ölmemesi için gerçekleştirildiğini vurgulayan Karadağ, "Hasta tutuklulara bilinçli bir şekilde eziyet ediliyor. Sadece cezaevinde ölmemesi için tahliye ediliyor" dedi. Bir böbreği olmayan diğeri de yüzde 18 çalışan, daha önce beyin kanaması geçirmiş ve yüksek tansiyon hastalığı olan Karadağ, "Boyum kadar rapora rağmen mahkemeyi inandıramadık. Kemik erimesi nedeniyle 160 santimetreden 153 santime kadar kısaldım. Kilom 40'a kadar düştü" diye konuştu.

'Sessizce ölüp gidiyorlar'
İhtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma geldikten sonra tahliye olan ve şu an ailesinin yardımıyla ayakta kalabilen Karadağ, cezaevinde yaşadığı zorlukları şöyle ifade etti: "Hasta tutuklulara engel sınırsızdır. O koşullarda hasta olmayan bir tutuklu bile hastalanıyor. Revir günlerinin dışında revire çıkılmaz. Sevk edilirseniz hastaneye gidiş çilesi başlıyor. Bu sefer de asker içeriden çıkmıyor. Askerin önünde muayene olmak istemiyorsunuz. Hem hasta olarak hem de insani olarak haklarımız gasp ediliyor. Kimi doktorun yaklaşımı da olumsuz oluyor. Asker önceden giriyor, doktoru korkutuyor."
Hastaneye gidiş süreçlerinin her biri ayrı bir işkence diyen Karadağ, "Kelepçeyle gitmek, ringlerin havasızlığı ve bunun üzerine bir de fiili saldırı eklenince, sadece bu gidiş gelişler yüzünden en az 1 gün yataktan kalkamaz hale geliyorsunuz. Tedavin işkenceye, baskıya dönüştürülüyor. Adli tutuklular daha da kötü durumda. Habersiz bir şekilde ölüp gidiyorlar" diye konuştu. 

'Muayene etmeden ilaç yazdılar'
Asker muayene odasında çıkmadığı için, muayene olmadan geri döndüğünü ve doktorun ilaçları arkasından yazdığını anlatan Karadağ, yaptırdığı testlerin sonuçlarını bile göremediğini söylüyor. Bu yüzden büyük bir tehlike atlattığını aktaran Karadağ, "Aldığım tansiyon ilaçlardan bir tanesi vücudumdaki suyu çekmiş. Durum ağırlaşınca sevk yaptırmak zorunda kaldım" diye ekliyor.
Cezaevinde bütün ihtiyaçlarını arkadaşları yardımıyla karşıladığını sözlerine ekleyen Karadağ, şöyle devam etti: "Arkadaşlarımın sayesinde ayakta kalabildim. F tipi koşullarında olsaydım bugün bunları konuşuyor olabilir miydim?" Mahkemeye sundukları çok sayıda raporla beyin kanaması geçirdiğini, böbrek hastası olduğunu kanıtlayan delillere rağmen mahkemeyi inandıramadıklarını vurgulayan Karadağ, tahliyesini şu sözlerle değerlendirdi: "Hasta tutukluların cezaevinde yaşamını yitirmesinin Hükümeti daha fazla zorlayacağı için tahliye edildim. Güler Zere ölümün kıyısında tahliye edildi. Güler ölüme tahliye edildi."

'Ölümlerden AKP sorumlu'

Hasta tutuklular için daha fazla kampanya yürütülmesi ve baskı yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen Karadağ, kamuoyuna şöyle seslendi: "Sağlık durumum açık olmasına rağmen mahkeme tahliye etmedi. Kamuoyunun etkisi oldu tahliyemde. Orada hasta tutukluları adım adım ölüme gönderiyorlar. Adli ya da siyasi sırayla ölüyorlar. Sessiz imha diye boşuna söylemiyoruz. Cezaevinde yaşayamayacağımız çok açık. Hasta tutukluları derhal serbest bırakmalı hükümet. Tüm ölümlerden tek tek AKP Hükümeti sorumlu."

GÜLER CAN/DİHA-İSTANBUL