AKP Hükümeti ne yaparsa yapsın ve ne kadar saldırgan davranırsa davransın, Kürt Halk Önderi’ne özgürlük ve Demokratik Özerklik’i inşa hamlesi başarıyla gelişecek ve kesin zaferle taçlanacaktır. Halkımızın içinde bulunduğu koşullarda bundan başka varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanmanın yolu yoktur. Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü de, Demokratik Özerklik’in inşası da son derece güncel ve acil bir görev durumundadır. Halkımız on üç yıldır İmralı işkence sistemine dayanıyor. Belli ki daha fazla buna dayanma, bu sistemle birlikte yaşama sabrı kalmamıştır. Hatta on üç yıldır nasıl buna dayanıldığı ve bu sistemle yaşanıldığı sorgulama konusudur. Dolayısıyla artık İmralı sisteminin paramparça edilmesi, uluslararası komplonun yenilgiye uğratılması ve Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğüne kavuşması olmazsa olmaz düzeyinde bir taleptir.
Kürt Halk Önderi, Türk ve Kürt barışının tek yaratıcı gücüdür. Barış da, Türkiye’nin demokratikleşmesi de Kürt Halk Önderi’nin düşünce ve siyaset tarzıyla ulaşılacaktır. Öte yandan Kürdistan’ın ve Kürt halkının özgürlüğü Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü demektir. Dolayısıyla olacaksa bir barış, demokrasi, özgürlük, halklar arasında birlik ve kardeşlik içerisinde bir yaşam, bu kesinlikle Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğüyle olacaktır. Bu bakımdan da Kürt Halk Önderi’ne özgürlük mücadelesini ne pahasına olursa olsun, bizden ne bedel isterse istesin, güncel bir görev olarak etkili bir biçimde başarıyla yürütmek ve asla geleceğe ertelememek temel boyun borcumuzdur.
Demokratik Özerklik’in inşası, içinde bulunduğumuz koşullarda Kürt halkının yaklaşık kırk yıldır mücadeleyle ortaya çıkardığı değerlerin ete kemiğe büründürülmesi, toplumsal örgütlülüğe kavuşturulması, halkımızın kendi kendini yönetir hale gelmesi açısından kesinlikle gereklidir. Büyük mücadele değerlerinin yaşaması ve gelişmesi ancak böyle bir adımla mümkün olacaktır. Türkiye ve Ortadoğu çapında da güncel olarak yaşanan büyük siyasi mücadeleye Kürdistan’da verilecek en devrimci cevap Demokratik Özerklik’in inşası, Kürt sorununun çözümü olacaktır. Hem Ortadoğu’da yaşanan ve Arap baharı denilen devrimci-demokratik gelişmelere Kürdistan’dan doğru ve yeterli demokratik cevabın verilmesi, hem de Türkiye’de yeni demokratik anayasa arayışı temelinde sürdürülen yeniden yapılanma çalışmalarının demokratik kılınabilmesi Kürdistan’daki demokratik özyönetimin geliştirilmesine bağlıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun yeniden yapılandığı bu süreçte bunun demokratik olabilmesi, özgürlükçü olabilmesi, halkların kardeşliğine dayanabilmesi ancak Kürt sorununun Demokratik Özerklik temelindeki çözümüyle mümkün olacaktır.

Yeni bir anayasa Demokratik Özerklik’e bağlı

Demokratikleşemeyen ve özgürleşmeyen bir Kürdistan ve Kürt halkı ne Türkiye’nin ne de Ortadoğu’nun demokratikleşmesini getirir. Türkiye’de gerçekten bir yeni demokratik anayasa yapılacaksa, bu anayasa demokratik hak ve özgürlüklere dayanacaksa, 12 Eylül anayasasını aşan, Türkiye’deki hakların, toplumsal kesimlerin, insanların hak ve özgürlüklerini gözetecek ve daha güzel yaşamalarını sağlatacaksa, bu ancak Kürt sorununun Demokratik Özerklik temelindeki çözümüyle olabilecektir.
Demokratik Özerklik çözümünü içermeyen bir anayasanın asla 12 Eylül anayasasından farklı ve demokratik olması mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye’nin demokratikleşmesi ve yeni bir anayasaya kavuşması kesinlikle Kürt sorununun Demokratik Özerklik temelindeki çözümüne ve Kürdistan’da Demokratik Özerklik’in inşasına bağlıdır. Aynı durum Ortadoğu’da gelişen halk mücadelelerinin demokratik ve kardeşçe olabilmesi, Ortadoğu’daki emperyalist baskı ve sömürüyü aşabilmesi de Kürt sorununun Demokratik Özerklik temelindeki çözümüyle sıkı bir bağlantı içindedir. Dolayısıyla Kürt sorununun Demokratik Özerklik temelindeki çözümü ve bunu gerçekleştirecek Demokratik Özerklik’in inşa mücadelesi oldukça güncel bir görevdir. Sadece Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü sağlama açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Ortadoğu’da demokrasi hareketinin gelişmesi açısından da en temel acil ve güncel bir görev durumundadır.

Kürt Halk Önderi’ne özgürlük hemen şimdi


Eğer Kürt sorunu açısından demokratik temelde bir çözüm olacaksa ancak şimdi olacaktır. Demokratik Özerklik inşa edilecek ve bu inşa Kürtler, Türkiye ve Ortadoğu açısından bir anlam taşıyacaksa, bu ancak şimdi gerçekleştiğinde olacaktır. Bunun ileriye ertelenmesi, yarım yamalak ele alınması, başka biçimlerde kamufle edilmesi kesinlikle doğru ve çözümleyici değildir. O nedenle Demokratik Özerklik’in inşası hemen şimdi gerçekleşmeli diyoruz. Kürt Halk Önderi’ne özgürlük hemen şimdi diyoruz. Bunlar güncel yürütülmesi ve başarılması gereken görevleri ifade ediyor.
Nereden bakılırsa bakılsın, dünyadaki gelişmeler, Ortadoğu’daki mücadele, Türkiye’deki durum Kürdistan açısından bu iki temel görevin mutlaka yerine getirilmesini gerekli kılıyor. Bu Kürt halkının varlığı ve geleceği açısından önem arz ettiği gibi, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Ortadoğu’da halklar baharının gerçekten demokratik birlik ve kardeşliğe dönüşebilmesi açısından da önem taşıyor. Bu görevlerin yerine getirilmemesi, yani Kürt Halk Önderi’ne özgürlük ve Demokratik Özerklik inşasının gerçekleştirilmemesi demek, elbette ki Kürt soykırımının devam etmesi demektir, Kürt köleliliğinin sürmesi demektir, Kürdistan üzerindeki inkar ve imha rejiminin devam etmesi demektir. Aynı zamanda Türkiye toplumu üzerinde faşist baskı ve zulmün sürmesi, Ortadoğu’nun emperyalist bölünmüşlük ve baskı altında yaşamasının devam etmesi demektir. Bu bakımdan da ne pahasına olursa olsun, hangi bedelleri gerektirirse gerektirsin, Kürt Halk Önderi’ne özgürlük ve Demokratik Özerklik’i inşa mücadelesinden bir an bile geri duramayız. Böyle bir mücadeleye zayıf yaklaşamayız.

Bu mücadeledeki görev ve sorumluluklarımızı tam başarmadan yaşayamayız. Bu görevlerin başarılması bizim için, halkımız için olmazsa olmaz kabilindedir. Mutlaka başarılmayı ve gerçekleştirilmeyi ister. Bunun için ne kadar bilinç gerekiyorsa o kadar bilinç üretmek, ne kadar örgütlenme istiyorsa onu yaratmak, ne kadar direniş gerektiriyorsa o direnişi başarıyla yürütmek hepimizin en temel ve vazgeçilmez görev ve sorumluluğu durumundadır. Bunun için de harcadığımız emek, yürüttüğümüz direniş, aştığımız zorluklar kesinlikle boşuna değildir. Akıttığımız kan ve döktüğümüz ter boşa gitmemektedir. Hepsi bu büyük, önemli ve tarihi görevin başarılması içindir.


Demokratik, kardeşçe yaşanabilir bir ülke

Çok açık ki, bu görevlerin başarılması Kürtleri var edeceği ve özgür geleceğe taşıyacağı gibi, başarılmaması da Kürt soykırımının gerçekleşmesine yol açacaktır. Yine bu görevlerin başarılması Türkiye’yi özgürlükçü, demokratik, kardeşçe yaşanabilir bir ülke, Ortadoğu’yu halkların demokratik birlik içinde kardeşçe yaşadığı bir bölge haline getireceği gibi, başarılmamaları da Türkiye’deki faşist despotizmin devam etmesi, Anadolu’nun kültürler mezarlığı haline gelmesi, faşist zulmün halklar arasında boğazlaşma yaratması, Ortadoğu’nun üzerinde ise emperyalist ‘böl-yönet’ ve sömürü politikasının devam etmesi anlamına gelecektir.
Bu nedenle Kürt Halk Önderi’ne özgürlük ve Demokratik Özerklik’i inşa hamlesi tarihi bir hamledir. Büyük amaçları olan kutsal bir hamledir. Kürtler kadar Ortadoğu halklarına da, insanlığa da hizmet edecek büyük özgürlük hamlesidir. Bu hamlenin başarısı için ne gerekiyorsa yapmak elbette temel görevimizdir. Ne tür bedel gerekiyorsa ödemek boynumuzun borcudur. Bunun için harcanan emeğin, böyle büyük bir amaç için dökülen kanın en kutsal emek ve kan olduğu, en büyük değer ifade ettiği tartışmasızdır. Elbette bu büyük direnişi böylesi tarihî görevler için yürütüyoruz. Bu büyük şehitlerimizi böyle yüce amaçlar için veriyoruz. Onlar Kürt Halk Önderi’ne özgürlüğün, Demokratik Özerklik’i inşanın, dolayısıyla Kürdistan’ın ve Kürt halkının özgürlüğünün şehitleri oluyorlar, temsilcileri oluyorlar, andı oluyorlar; özgürlüğe giden zorlu yolu aydınlatıp düzlüyorlar, bütün halkın rahatlıkla geçmesini sağlıyorlar.

Şehitler hepimizin gerçek yaşam kaynağıdır

Kahraman şehitlerimiz, gerçeği temsil eden ve sürekli yolumuzu aydınlatan meşalelerimizdir. Yüce amaçlar doğrultusundaki yürüyüşümüzü dönülmez kıldıkları kadar, doğru ve yanlış olanı açığa çıkartma ve netleştirme bakımında da böyle bir gerçeği temsil etmektedirler. Bu nedenle şehitler gerçeğimizi doğru anlamak ve izlerinden başarıyla yürümeyi bilmek gerekir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, şehitlerimiz bize doğru yolu gösteren gerçek güç kaynaklarımızdır. Her koşulda bize güç veren, bizi yenilmez kılan, bizi doğru yaşama, hakikate bağlayan temel değerlerdir. Çünkü onlar yüce amaçlarımızın gerçek sahipleridir. Yaşamlarını özgürlük, eşitlik ve demokrasi gibi yüce amaçlarımızla birleştirmeyi bilenlerdir. Dolayısıyla Önderlik gerçeğini doğru temsil eden, bize doğru yaşamı gösteren onlardır. Hepimizin, halkımızın gerçek yaşam kaynağıdırlar.
Onlar her zaman özgürlük mücadelemizin gerçek sahibi ve belirleyenidirler. Onlar her zaman özgürlük ve direniş abidelerimizdir. Hepimize ruh veren, bilinç veren, cesaret ve fedakârlık aşılayan kaynaklarımızdır. Şehitlerimiz gerçek çekim gücümüz, örgütleyenimiz ve zaferin garantisidir. Gerçekten de her biri birer özgürlük ve insanlık abidesi olarak insanlık tarihinde, PKK ve Kürdistan tarihinde yüce bir yer edinmişlerdir.

‘Rojava ve Serêkanî  ne kadar gurur duysa azdır’

Rüstem Cûdî bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük yolunda harcanmış çeyrek asırlık koskoca bir ömürdü. Apocu çizginin ve PKK mücadelesinin kararlı bir militanı, Kürt bilgeliğini temsil eden derin bir bilinç birikimiydi. Tutarlı Kürt yurtseverliğinin en güçlü temsilcisiydi. Karıncayı bile incitmek istemeyen, son derece duyarlı bir insandı. Her koşulda mütevazı yaşamayı bilen, demokratik ve halkçı bir kişilikti. Zorluklar karşısında çareyi kendinde yaratan, kendi küllerinden kendini yeniden yaratmayı bilen derin bir mücadeleci ruhun sahibiydi.
Her zaman özgürlük çizgisinde kararlılıkla yürümeyi bilen ve Apocu bilinçle donanmayı esas alan kararlı bir kişilikti. Kendisini ve çevresini sürekli aydınlatan, yenileyen bir eğitimci, hiç kimsenin kalbini kırmayan bir insan ve yoldaş canlısıydı. Kürt Halk Önderi Agît yoldaş için “Bu kahraman yoldaşı tanımak ve anmak gerekir” demişti. Gerçekten de Rüstem yoldaşı tanımak, anlamak ve her zaman anmak gerekir. Herkese yaşam pratiğiyle yıllardır öğrettiği çok şey olmuştur. Gerçekten de anlatmakla bitmez. Bu kahraman yoldaşları yaşamak gerekir. Rojava ve Serêkani halkı, Kürdistan halkı ve gençliği kendi içinden böyle büyük insanlar çıkardığı için, kendisine ve özgürlük değerlerine bu kadar bağlı evlatlar yetiştirdiği için ne kadar gurur duysa ve övünse yeridir.

Rüstem Cûdi, yirmi dört yıllık uzun mücadele yaşamı içerisinde gerilladan halk çalışmasına, propagandadan eğitime kadar her alanda görev yürütmüş, dağda ve yurtdışında devrimci çalışmalar içerisinde kalmış, yüklendiği görevleri başarabilmek için tüm gücünü ve enerjisini seferber etmiş bir önder devrimcidir. Nerede olursa olsun, dağda ve yurtdışında hangi görevi yürütürse yürütsün, halk çalışmasından gerillaya kadar hepsinde Önderlik çizgisinde yürümeyi ve kahraman şehitlerimizin izinde olmayı, onlara bağlı kalmayı temel bir ilke bilmiş, hiçbir zaman bir savrulma ve zayıf duruma düşme gibi bir tutum göstermemiştir. Uzun yıllardır Kürt Özgürlük Hareketi’nin hem parti hem de siyasi yönetim düzeyinde genel sorumluluk katında çok değerli çalışmalar yapmış, hizmetlerde bulunmuş, Özgürlük Hareketi’nin yönetim gücünün gelişmesine, karar düzeyinin oluşmasına büyük katkıları olmuştur. Nerede olursa olsun, Önderliğe ve gerillaya bağlılıkta ve gerillaya hizmet ederek onu gözbebeği gibi koruyup geliştirmede en küçük bir kusur etmemiştir. Rüstem Cûdi’nin değerli özellikleri, yaşamı ve anısı hepimiz için her zaman eğitici ve yol gösterici olacaktır. DEVAM EDECEK


SELAHATTİN ÇİÇEK