
Açılış konuşmasını yapan Êlîh Belediye Başkanvekili Dicle Tekik, söz konusu festivalin emin adımlarla Türkiye’nin prestijli film festivalleri arasına girdiğini söyledi. Açılışta ‘KCK’ davasından yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunan Êlîh Belediye Başkanı Nejdet Atalay’ın yazılı mesajı okundu. „Sanat egemenlerin baskıcı ve sömürgeci tutumuna karşı muhalefet olma duyarlılığını göstermiştir. Egemen güçler ne yaparlarsa yapsın sanata yön veremeyecekler. Bu da bizi geleceğe dair daha da umutlandırıyor“ şeklinde ifadelerin bulunduğu Atalay’ın mesajı, ayakta alkışlandı.
Sanata önem verelim
Milletvekeili Ayla Akat Ata ise, konuşmasında şu konulara yer verdi: „Toplumu şekillendirmek sanatçı ve siyasetçilerin işidir. Oysa sanatçının bir filmle, bir resimle, bir müzik eseriyle anlatabildiğini bir siyasetçi aylarca konuşarak, araştırarak anlatamayabiliyor. Bu yüzden yüzlerce yıldır baskı ve zulüm politikalarıyla sindirilmeye çalışılan bu halkın sanata ve sanatçıya bütün toplumlardan daha fazla önem göstermesi gerekiyor. Bu festival de bu anlamda büyük önem taşımaktadır.”
Konuşmaların ardından müzisyen Mustafa Biber ve ekibinin verdiği kısa müzik dinletisi, ilgiyle karşılandı.
Vatan özlemi çekenlere
Festivalin açılış filmi M. Tayfur Aydın’ın yönettiği, Necmettin Çobanoğlu, Melahat Bayram ve Bilal Bulut’un başrollerini üstlendiği İz/Rêç gösterildi. Gösterim sırasında yer bulamayan izleyicilerin salondaki basamaklara oturarak filmi izlemesi dikkat çekti. 80 yaşındaki Şêristan’ın ölümün eşiğindeyken oğlu Mirza’dan kendisini vatanında gömmelerini istemesi üzerine başlayan hikaye, 1915 Ermeni Soykırımı’ndan sonra bir müslümanla evlendirildikten sonra İstanbul’a göç eden Ermeni bir kadını anlatıyor.
Gecenin bitiminde oyuncularıyla beraber sinemaseverlerle söyleşide buluşan yönetmen M. Tayfur Aydın, filmi, toprağına gömülemeyen bütün anaların anısına çektiğini dile getirdi. Aydın, „Şêristan Ana’nın yaşadıklarını hatta daha fazlasını yaşayan binlerce ana var. Bugün bile vatan özlemiyle kıvranan Kürtler ve Ermeniler var“ diye konuştu.
Önder’den ince eleştiri
Söyleşiye katılan Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Yılmaz Güney geleneğinden gelen gençlerimize bu fırsatı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Çünkü bu toplumun böyle festivallere ihtiyacı var. Bu festival de bu anlamda önemli bir örnek teşkil ediyor. Ne kadar çok sanat varsa, ne kadar çok film varsa sorunlar o kadar erken çözülür. Zaten bütün sorunları bir seferde bir tek Mahsun Kırmızıgül filmleri çözer” diyerek, sisteme dayanan sanatçılara da ince bir eleştiride bulundu.
Film gösterimleri sürüyor
Dün Nanni Moretti’nin „Habemus Papam“ filmi gösterildi. Film, Latince’de „Yeni bir papamız var“ anlamına gelen Habemus Papam adındaki film, yeni atanan Papa ve terapisti arasındaki ilişkiye odaklanıyor.
Kısa Film ve Belgesel kategorilerindeki Ölümün Rengi, Kesk, Bêdengî, Ademin Kuyusu, Ya Roj Di, Halepçe, Bêrîvan adlı filmler gösterildi. „Kısa filmin tarihçesi, konumu ve misyonu“ konulu panel ile Çiğdem Mater’in katıldığı bir söyleşi düzenlendi.
Bugün ise Erwann Briand’ın „Ağrı Dağının Kadınları“ adlı filmi ile Mezopotamya Sinema Atölyesi Öğrencileri Bitirme Projesi „Karanlığı Beklerken/Hewiya Tarîye“ gösterilecek. Ayrıca Zuhal Çetin Özkan ve Asiye Dinçsoy’un katılacağı „Türkiye Sinemasında Kadın Temsiliyeti“ konulu panel düzenlenecek.
MEHMET ÜÇAR/ÊLÎH