
Avrupa Dêrsim İnisiyatifi ve Mainz Alevi Kültür Merkezi, Almanya’nın Mainz kentinde „Dêrsim 38“ adıyla bir seminer düzenledi. Mainz Alevi Kültür Merkezi salonunda yapılan seminerde, bugüne kadar Türk devletinin Kürt ve Alevilere yönelik gerçekleştirdiği katliamlara dikkat çekildi. Seminerde, ilk olarak Avrupa Dêrsim İnisiyatifi ve Mainz Alevi Kültür Merkezi adına kısa sunum yapıldı.
Halkların diyarı Dêrsim
Ardından araştırmacı-yazar Turabi Saltık konuştu. Konuşmasına „Tarih Dêrsim’e hiç iyi davranmadı„ sözleri ile başlayan Saltık, Dêrsim’deki işgal ve katliamın kısa bir kronolojisini sundu. „Dêrsim’in dinlerin, dillerin ve halkların diyarı olduğu“ vurgusunu yapan Turabi Saltık, Munzur’un çok eskiden beri değişik halklara ev sahipliği yaptığını söyledi.
Saltık, Aşuwa Krallığı’ndan günümüze kadar Dêrsim’e yerleşen ve yaşayan halkları tek tek sıraladı. Saltık, Dêrsim’in tarih boyunca isimlerini sıralayarak, bugünkü Dêrsim coğrafyasının üzerinden Roma, Bizans, İran Pers gibi imparatorlukların gelip geçtiklerini belirtti. Saltık ayrıca 1895-1915 yılları arasındaki tarihçeyi de aktardı.
Ermenilerle ilişkiler
Saltık, Ermenilerin okuma-yazma bilmeyen Dêrsim halkına Xozad, Malkişî (Çemizgezek), Peri ve Pûlûr gibi yerleşim birimlerinde ilkokul açarak okuma-yazma öğrettiğini ve kendi tecrübeleri sonucu elde ettiği ticari bilgileri onlara aktardığını söyledi.
Osmanlı’nın Ermeni Soykırımı sırasında, Dêrsim’in otonom ve yarı bağımsız bir yaşam tarzı ile direndiğini sözlerine ekleyen Saltık, Türkiye Cumhuriyet’nin kuruluşu ile Dêrsim’in sistematik bir biçimde yok edilmek istendiğini aktardı. Saltık, 1921 Koçgirî Katliamı‘nda 20 bin ve 1938’deki Dêrsim Soykırımı’nda da 80 bin kişinin katledildiğini, her iki katliamda 100 bin Alevi’nin vahşice yok edildiğini söyledi.
Raporlar katliamcıları belgeliyor
Saltık, Tunceli Kanunu, İskan Kanunu ve sunulan onlarca raporda isimleri ve imzaları geçen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar gibi Cumhuriyet’in tepesinde yer alan yöneticilerinin sadece haberdar değil, aynı zamanda bizzat Dêrsim Soykırımı’nı onaylayan isimler olduğunu vurguladı.
Saltık konuşmasının devamında Dêrsimli ailelerin Samsun, Kütahya ve Edirne gibi değişik illere sürüldüğü, ailelerden koparılan çok sayıda çocuğun da Türk ailelerine verildiğini ifade etti. Bu politikalarla Dêrsimli çocukların kendi isim ve kimliğinden koparılmak ve kendi kimliğine yabancılaştırılmasının amaçlandığını belirten Turabi Saltık, Türk-İslam sentezinin devreye konulduğunu hatırlattı.
Bugün de barajlarla katliam yapılıyor
Saltık, devamla şunları söyledi: „Dün açık katliamlar, 1994’te köy yakmalar, bugün de barajlar. Devlet 1921’den 1938’e kadar stratejik katliamlarla Dêrsim’i soykırımdan geçirdi. 1993-1994’te köy yakmalarla Dêrsim’i insansızlaştırmak istedi. Bugün ise barajlar kurarak, Dêrsim’i boğmak istiyor.“
Dêrsimlilerin kendilerine yönelik tarih boyunca yürütülen katliamları unutmadığını sözlerine ekleyen Saltık, bugün ise Dêrsimlilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Saltık, güç birliği ile katliam tehlikesinin durdurulabileceği ve soykırımın Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gitmesinin yüzleşmek açısından çok önemli olduğunu belirtti.
NİHAL BAYRAM/MAİNZ
Seyid Rıza Berlin'de anıldı
Dêrsim 38 direniş önderi Seyid Rıza’nın idam edilişinin 74. yıldönümü vesilesiyle, Almanya'nın başkenti Berlin'de bir panel düzenlendi. Berlin Ana Fatma Dergahı tarafından düzenlenen panele, araştırmacı-yazar Munzur Çem konuşmacı olarak katıldı.
Ana Fatma Dergahı Başkanı Cahit Akyar, Dêrsim Soykırımı'nın iki yönlü bir soykırım olduğuna dikkat çekerek, "Bu soykırım Dêrsim'in Kürt kimliğine ve aynı zamanda Kızılbaş Aleviliğe yöneliktir. Bu nedenle direniş önderi Seyid Rıza’nın yeri ve konumu önemlidir" dedi.
Munzur Çem, Dêrsimlilerin tarihçesini özetledikten sonra, Dêrsim 38'in planlı, programlı ve belgeli bir soykırım olduğunu belirterek, Dêrsim olayının İttihat ve Terakki'yle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Çem devamla, "Kürtler için hazırlanan katliam 1. Dünya Savaşı nedeniyle ertelendi. 1915'te Ermenilere uygulandı" şeklinde konuştu. Çem, Şark Islahat Planı’nın Kürdistan için hazırlanmış özel bir anayasa olduğunu ve 38 Dêrsim Soykırımı'nın bu çerçevede yaşama geçirildiğini belirtti. Soruların cevaplanmasının ardından yönetmenliğini Özgür Fındık’ın yaptığı Kara Vagon belgeseli gösterildi.
HIDIR ATEŞ/BERLİN