
Eylül ayından itibaren kurum olarak Almanya’da bir çalışma yürütüyorsunuz? Bu çalışmalarınız bir boyutu kitle çalışması ise bir boyutu da diplomatik temaslardır. Görüşmelerinizde, ya da başvurularınızda şaşırdığınız bir durum oldu mu?
Kimlik Kampanyası çerçevesinde çeşitli eyaletlerde kurumlarımız adına dilekçeyle başvurular yaptık. Yine Hamburg Parlamentosu’nda Milletvekili Cansu Özdemir bir soru önergesi de vermişti. Biz gerek başvuru gerekse de soru önergesinden sonra şunu öğrendik: Almanya’da göçmen bakanlıkları ya da göçmen senatörlüklerine bağlı bir kurul var. Bu kurula, atama usülü ve kıtaları temsilen çeşitli derneklerden geliniyor. Kurul, Afrika kıtası, Amerika kıtası, Avrupa kıtası, Asya kıtasını temsilen çeşitli derneklerden oluşuyor. Ancak işin ilginç yanı kendi başına bir katagori de var: Türkler. Araplar, Farslar, Süryaniler, Kürtler ve Ortadoğu’nun diğer halklarını temsilen dernekler Türkler kontenjanından bu kurula girebiliyor.
Biz Hamburg Eyaleti Göçmen Senatörlüğü’ne itiraz ettik ve bunun doğru olmadığını, “Kürtler olarak biz de o kurumda temsilimizin olmasını istiyoruz” dedik. Başvurumuzda Kürtleri eğer kendi adına bu kurula giremeyecekse, Ortadoğu haklarını temsilen bir kontenjanın olmasını ve Kürtlerin de bu kontenjan içinde yer bulması yönünde öneride bulunduk. Senatörlük bize şöyle ilginç bir cevap verdi: “Biz daha önce böyle bir karar aldık. Şimdi herşeyi yeniden düzenlememiz olmaz.” Tamam diyelim ki, Kürtler devletsiz bir halk ve Türkler adıyla bir katagoride yer alıyor. Ancak ilginç olan Kürtler dışında İranlıların, Arapların ya da farklı halklardan insanların da Türk kontenjanından alınmasıdır. Almanya’da bütün eyaletlerde böyledir. Bu kurumun tam olarak adı Göçmen Bakanlığı Danışma Kurulu’dur. Bizim Hannover’deki derneğimiz de ya da bazı şehirlerdeki derneklerimiz de bu kurulda yer alıyor. Ama biz, Kürtler adına değil, Türk kontenjanından girdiğimizi öğrendik. Yani hiçbir dernek temsil ettiği halkları temsilen o kurulda yer almıyor. Bu durum aynı zamanda Almanya Federal Anayasası’nın ikinci maddesi olan ‘eşitlik’ ilkesinin de ayaklar altına alınmasıdır.
Peki, Araplar ya da Farslar, kendilerinin Türk kontejanında gösterilmesine nasıl bakıyorlar? Konuya itirazları var mı?
Berlin’deki 26 Arap ülkesini bünyesinde barındıran Çatı Örgütü ile konuyu görüştük. Onlar da şimdiye kadar bu durumu bilmiyordu. Önümüzdeki günlerde onlarla tekrar ortak bir toplantı yapacağız. Durumu değerlendirecekler.
Anlaşılan Kimlik Kampanyası size çok şey öğretmiş?
Evet kesinlikle...
Bir başka sorumda üye kampanyasına ilişkin olacak. Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD), Avrupa’daki derneklere 50 bin yeni üye kampanyası başlattı. Bu kampanyaya Almanya’da ilgi ne boyutta? Bu çalışmada yaşadığınız zorluklar nedir ve kampanya ne zaman sona erecek?
Bu kampanyayı, Kimlik Kampanyamız ile bir bütünsellik içinde algılamak gerekir. Kürtler gerek Almanya gerekse de Avrupa’da büyük bir güçtür. Canlı, diri, örgütlü ve siyasallaşmış bir kesimdir. Ancak, biz bu gücümüzü siyasal etki alanına dönüştüremiyoruz. Yıllardan beri böyle bir eksikliğimiz var. Taleplerimizi çok net hale getiremediğimizden dolayı yaşadığımız sıkıntılar var. Bu da bizden kaynaklanıyor. İşte son yıllardaki tartışmalarla hem kurumlar olarak kendi, hem de halkımızın taleplerini daha somut bir hale getirdik. İşte düzenlediğimiz imza kampanyasını da bu çerçevede ele almak gerekir. Dernekler halka hizmet veren kurumlardır. O şehirdeki halkın sosyal, kültürel ve göçmenlikten kaynaklanan sorunlarında en yakın muhatabı kendi kurumlarıdır. Onun mentalitesini iyi tanıyan, sorunlarını bilen ve ona göre çözüm üreten kurumlardır derneklerimiz.
Şu anda bir üyelik kampanyası var, öncelikle üyelerimiz ve halkımıza şunu anlatmamız gerekir. Şu anda Almanya’da yapılan bilimsel araştırmada göçmenler, oldukça önemli birçok sorun yaşıyorlar. Bütün göçmenler ve tabii ki, Kürtler de buna dahildir. Her yerde nesiller arası kuşak çatışması vardır. Ancak burada ailelerle çocuklar arasında hem kuşak çatışması, hem de mentalite çatışması vardır. Bu giderek derinleşiyor ve yaygınlaşıyor. İşte Kürtlerde çözüm adresleri derneklerdir. Bir de aileler kendi içinde de sorunlar yaşıyorlar. Diğer göçmen topluluklarının yaşadığı sorunların benzerlerini Kürtler de yaşıyor. Öte yandan diğer göçmen toplumlarda olduğu gibi Kürtlerde de sosyal, siyasal ve ekonomik haklar konusunda çözüm üretebilecek olan yerler de derneklerdir. Siz ne kadar derneklere üye olursanız o dernekler de çözüm adresleri olarak ortaya çıkar. Diğer yönüyle bulunduğumuz alandaki derneğe üye olmak dış temsiliyet açından da önemlidir. Örneğin Köln kentinde 200 üyesi olan bir Kürt derneği ile, 5 bin üyesi olan bir Kürt derneğinin belediye başkanı ya da ilgili kurumun yetkilisi üzerinde bıraktığı etki farklıdır. 5 bin üyesi olan dernek istense de istenmese de o şehrin göçmen yapıları içinde önemli bir yer tutar. Bütün şehir ya da eyaletlerde şöyle bir gerçeklik var; uyum bakanlıklarına bağlı, yabancıların sorunlarını çözme amacını taşıyan ve içinde devletin atadığı yetkililerin bulunduğu mekanizmalar var. Bunlara kimi yerlerde ‘integrationsrat’ kimi yerlerde ise ‘rundtisch’ yani yuvarlak masa deniyor. İşte bu kurumlara o şehirdeki en aktif olan ve en fazla üyesi bulunan dernekleri çağırırlar. Almanya’da hak ettiğimiz yerlerde değiliz ama bu düzeyde derneklerimiz de var. Üyesi çok olan dernekler atama usulüyle bu integrationsrat ve rundtisch’e dahil edilebiliyor. Bunu atama usulü ile devlet yapıyor.
‘Çok yönlü olamıyoruz’
Biz halk olarak ya da Kürtler olarak kendi sorunlarımızı çözmek istiyor muyuz? Öncelik bu soruya cevap vermemiz gerekiyor. Bu cevap eğer ‘evet’ ise, sorunlarımızı bu adını belirttiğimiz kurumlarla tartışarak ve onlarla gücümüzü ortaklaştırarak çözmemiz gerekiyor. İşte bu mekanizmalarda mutlaka yer almamız gerekiyor. Biz çocuklarımızın, gençlerimizin eğitim ve iş sorununu, aile sorunlarını hem kendi kurumlarımızda hem de ilgili kurumların gündemine getirmek ve ortaklaştırmamız gerekiyor. Biz tek başımıza çözemeyiz, bu kurumlar da tek başına çözemez. İşte buralara girmek önemlidir. Bu kurumlarda yer almanın yolu da üye sayımızın yüksekliğine bağlıdır. İnsanlarımız, ‘Biz derneklerin gönüllü üyeleriyiz’ diyorlar ama o ‘gönüllülük’ dönemi kapandı. Bu şekilde dernekçilik ve lobi faaliyetleri olmuyor. Biz Almanya’da örgütlü gücümüz kadar, sosyal, siyasal ve ekonomik alanda da bir güç olmak istiyoruz. Bu düşünce doğrudur. Bütün toplantı ve kongrelerimizde konfederasyon, federasyon ve dernekle için halkımızın bize yönelik eleştirileri oluyor.
Neden etkili olmuyorsunuz? diye. İşte bizim elimizi bağlayan da budur. O yüzden bu üye kampanyamıza mutlaka güçlü bir şekilde katılmamız gerekiyor. Kampanyaya belli bir ilgi var. Ancak maalesef biz Kürtlerde eksik bir yan var o da aynı anda çok yönlü olamıyoruz. Wan depremi ve ülkedeki gelişmeler nedeniyle bu kampanya biraz geri kaldı. Ancak buna rağmen bazı derneklerimiz üye kampanyası konusunda iyi çalıştılar. Başarı bizim bu kampanyayı yoğunlaştırmamıza bağlı. Kampanyamız, 21 Mart 2012’de yani Newroz ile sona erecek.
Yeni üye konusunda Avrupa genelinde somut başarılı sonuçlar alan dernekler var mı?
Bazı yerler önüne konulan hedefleri geçti. Örneğin İskandinav ülkeleri belirlenen hedefi geçti. Yine Benelux ülkelerinde bu konuda iyi sonuçlar var. Almanya’da ise biz bu kampanyaya biraz geç bir giriş yaptık. Bu bizden kaynaklı bir eksikliktir. Wan depremi ve benzeri gelişmeler, bu kampanyaya geç bir giriş yapmamıza neden oldu. Çünkü çalışmalar ağırlıklı buraya kaydı. Ama buna rağmen bu kampanyayı başarılı yürüten bir kaç dernek yönetimimiz var. Örnek olarak Lohne derneğimiz bu konuda çok başarılıdır. Ingolstadt’taki derneğimiz önemli bir potansiyeli ortaya çıkardı. Şu an kadar bir Hildesheim’daki derneğimiz ise önüne konulan hedefi geçti. Şu ana kadar önüne konulan hedefi geçen tek derneğimizdir. YEK-KOM olarak bütün derneklerin önüne hedef koymuştuk. Hildesheim derneğimizin hedefi 300’dü. Onlar 400 üye yapmışlar. Biz inanıyoruz ki bu derneklerimiz 21 Mart’a kadar önüne konulan hedefleri ikiye katlayacaktır. Çalıştığımız zaman önemli sonuçlar yaratacağımızı bu derneklerimizin çalışmaları ortaya koyuyor.
Bu derneklerimiz çalışmaları diğer derneklerimize de örnek olması gerekir. Üye kampanyası ve Kimlik Kampanyası‘nın bir benzeri çalışmamız var. Bilindiği gibi, ülkede siyasi soykırım operasyonları ile içeri alınan belediye başkanları, il meclisi üyeleri yani seçilmişler var. YEK-KOM olarak tutuklanan seçilmişler için buradaki belediye başkanları ve yerel yöneticilerden destek almayı amaçlıyoruz. Bu desteği almamız gerekiyor. İşte bütün bunları iç içe yürütmemiz gerekiyor. Bununla birlikte Wan depremi için derneklerde çalışmalar var. Örneğin Düren derneğinin çalışması örnektir. Depremzedeler için dernek ve Belediye Başkanı ortak kampanya yürütüyor. Bütün derneklerimizin bu çalışmayı örnek alması gerekiyor. Bir derneğin yürüttüğü olumlu bir projeyi diğer derneklerimizin de başlatması gerekiyor. Böylesi bir çalışma ile AKP’nin depremi Kürt halkına karşı bir şantaj durumundan çıkartmış oluruz. Wan halkının acısıyla ortaklaşmanın bir tek yolu var. Ortaklaşmalarla böylesi kampanyaları yürütmektir. Gücümüzü bu şekilde harekete geçirmemiz gerekiyor.
Kimlik Kampanyası ve diğer çalışmalarınıza diğer Kürt kurumlarını da ortak edebiliyor musunuz?
Bu Kimlik Kampanyası ile birlikte Güneyli ve Kuzeyli Almanya’daki bütün Kürt kurumları, Türkiye’den Almanya’ya İş Göçü’nün 50. Yılı vesilesiyle bir açıklama yapmıştı. Bütün Kürt kurumları ilk defa Almanya’da ortak açıklama yaptı. Güneyliler de dahildir buna. Örneğin KDP ve YNK’ye yakın dernekler yine Doğu Kürdistanlı dernekler ve farklı Kürdistani derneklerden katılmıştı.
Gerek Kimlik Kampanyası’nda gerekse de yürüyüş, Wan halkıyla dayanışma ve farklı etkinliklerde, Türkiyeli örgütlerinde aktif destek sunduğu görülüyor. Özellikle son bir yıldan beri etkinliklerde bu durum göze çarpıyor. Bunda etkili olan neydi?
‘Demokratik Kitle Örgütleri Platformu -Avrupa’ adı altında YEK-KOM olarak bizim Türkiyeli demokratik kesimlerle son 4 ya da 5 yıla dayalı ortak platformumuz var. Demokratik ve sol çevrelerin yer aldığı bir platformdur. Fakat bu birliktelik son dönemlerde Avrupa’da daha fazla ön plana çıktı bunun iki nedeni var. Birincisi, ülkedeki ülkedeki seçim bloku burayı etkiledi. İşte ülkedeki çatı örgütü tartışmaları ve tartışmaların somut olarak kongreye dönmesi ve oradaki ortaklaşmalar burayı da birebir etkiliyor. Şimdi herkes şunu düşünüyor. Biz ne kadar ortaklaşırsak sorunlarımızın çözümünü de kolaylaştırmış oluruz. Demokratik kesimlerde bu bilinç gelişiyor. İkincisi ise seçim döneminde Kürtlerin ulusal ittifakıydı ve çok farklı grupların bu ittifakta yer almasıydı.
‘Sorunlarda ve çözümde ortaklık’
Yine gerek Güney gerekse de Kuzey Kürdistan’da ulusal birlik ve ulusal konferans tartışmaları bir bütün olarak tabii ki burayı da etkiliyor. Türkiyeli devrimci demokratlarla belirli bir platformumuz var. Bunun dışında hedefimize bütün farklı Kürt kurumlarını bir araya getirmeyi koyduk. Doğrusunu söylemek gerekirse, Kürt kurumları başlangıçta çekingendiler. Kimlik Kampanyası’na da başta destek verenler çok az oldu. Herkes olumlu buluyor, herkes bunu çok önemli bir proje olarak görüyordu, yine bu projeyi geç kalmış bir proje olarak değerlendiriyorlardı. Herkesin bu konuda olumlu baktığı ortaya çıktı. Pratikte ise belirli bir çekingenlik yaşandı. Ama imzalar içeri verildikten sonra ortaklaşma noktasında bu çekingen ve aktifleyen yapı giderildi. Henüz bir bütünen giderilmiş midir? Hayır. Ancak çekingenlik önemli düzeyde aşıldı. Bizim hedefimiz bundan sonra onlarla birlikte yürümektir.
Bütün Kürt kurumları ile tartışırken şunu söylüyoruz; Kürtler Almanya’da tanınmıyor, bu sadece YEK-KOM’un değil, bütün Kürt kurumlarının, Kürt aydınlarının sorunudur. Herkes bu noktayı kabul ediyor. İşte bizim bu noktada tartışmamız gerekiyor. İkinci olarak Almanya’da Kürtler kriminalize ediliyor. Bu da sadece bizim sorunumuz değil bütün Kürtlerin sorunudur. Kürt kurumlarına yönelik baskı ve yasak, bütün Kürtlerin bu topluma entegre olmasını, bu toplum için sosyal ve siyasal haklardan yararlanmasının önünde engel oluşturuyor. Yine Türkiye’de Kürt sorununun çözümü önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Üçüncüsü ve en önemlisi de Almanya’da Kürt göçmenlerini devlet hiçbir zaman muhatap olarak kabul etmemiş. Sadece YEK-KOM’u demiyorum. Hiçbir kurumu resmi muhatap olarak kabul etmemiştir. İşte biz ortaklaştığımız zaman, şunu söyleyebiliriz; “Biz Kürtler ortak bir platform oluşturduk, ortak hareket ediyoruz. Göçmenlik ve kimlik sorunlarımızıda muhatabınız biziz.” Bu konuda önemli bir çalışmamız var, önemli bir aşamaya da gelmişiz. Yaptığımız ortak açıklama da önemlidir. Ortaklaşmayı daha da derinleştireceğiz.
Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’na sunulan talepler:
1 - Kürt göçmenler ayrı bir göçmen grubu olarak tanınmalı ve diğer göçmen gruplarıyla eşit görülmelidir;
2 - Gerek Kürtlerin Alman toplumuna entegrasyonunu teşvik etmek ve gerekse de Türkiye’de Kürt sorununun çözümünü desteklemek için, PKK yasağı ve bu bağlamda süren Kürt örgütlerine yönelik yasaklar kaldırılmalı ve baskılara son verilmelidir;
3 - Kürt göçmenlere, mültecilerine ve özelde kadınlara yönelik Kürt dilinde danışmanlık ve destek hizmetleri verilmeli ve Kürtçe bilgilendirme materyali çıkarılmalıdır;
4- Kürtçe anadil dersleri tüm eyaletlerde yaygınlaştırılmalıdır;
5 - Kürtlerin geldikleri ülkelerin resmi makamları onaylamasa bile, Kürt isimlerin verilmesi ka 0bul edilmelidir;
6 - Kamuya ait radyo vb yayınların yabancı dilde yayınlarında Kürtler eşit muamele görmelidir;
7 - Newroz günü UNESCO (BM) 23. Şubat 2010 tarihli kararı doğrultusunda tatil günü olarak kabul edilmelidir;
8 - Entegrasyon için Federal Danışma Konseyi’ne Kürt temsilciler de alınmalıdır;
9- Özyardım teşvik edilmeli, siyasal ve kültürel bilgiler Kürtçe ana dilde yayınlanmalıdır;
10- Siyasal olarak aktiv olan Kürtlerin sınır dışı edilmesine ve ilticası kabul edilmiş olan Kürtlerin dosyalarının yeniden açılmasına son verilmelidir;
11 - Federal hükümet, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için daha fazla çaba göstermelidir;
12- Kürtler farklı dinsel inançlara sahiptir. Hristiyanlık, Êzîdîlik, Alevilik ve İslam. Bundan dolayı Dinlerin Diyalogu İçin Çalışma Grubu’na dahil edilmelidirler.
BİTTİ