
Iğdır’ın Çamoğlu Köyü’nden olan Necife Nefs, Türk sömürgeci devletinin baskısıyla daha küçük yaşlarda tanışan birisi. Devletin baskısının yanı sıra bölgede yaşayan Azerilerin de fırsatlarını buldukları anda Kürtlere karşı her türlü kötülüğü yaptıklarını belirtiyor. Gelişen Kürt Özgürlük Mücadelesi’nden etkilenen eşi, uzun süre milislik yapar.
1990 yılında deşifre olan eşinin dağların yolunu tutması üzerine Necife Ana, 4 çocuğuyla tek başına kalır. Eşinin dağa gitmesinden sonra evleri Türk devlet güçlerince defalarca basılır. Bölgede yapılan her eylemden sonra eşi yaptığı gerekçesiyle evleri darmadağın edilir, gözaltına alınan Necife Ana hakaretin ve işkencenin her türlüsüne maruz kalır. Bütün bu baskılar sonucu Iğdır şehir merkezine taşınan Necife Ana rahat bırakılmaz. Oysa Necife Ana sadece dört çocuğuna bakmanın telaşındadır.
Kızı Berivan’ın cesedi
Tarla, temizlik, ev işleri olmak üzere her işte çalışan Necife Ana birgün eve döndüğünde 13 yaşındaki büyük kızı Berivan’ın cesediyle karşılaşır. Küçük kardeşlerinin başını yıkamak isteyen Berivan elektrik akımına kapılarak ölmüştür. Bu Necife Ana’nın ilk büyük acısıdır. Eşinin yokluğuna bu kez de kızının yokluğu eklenmiştir. Bu esnada küçük Wedat da büyümüş okula başlamıştır. Wedat’ın kişilik olarak çok sakin birisi olduğunu belirten Anne Necife Nefs, okulda Azeri çocukların sık sık Wedat’ı dövdüklerini belirtiyor. Küçük yaşta bu ayrımcılığın farkına varan Wedat’ın ruh dünyası değişmış sık sık babasını sorar olmuştur. Anne Necife Nefs, Wedat’ı amcasının üzerine kaydederek Fransa’ya gönderdikten sonra İstanbul’a taşınır. İstanbul Bağcılar’a yerleşen Necife Ana bir yandan hayata kalmak için çalışırken bir yandan da siyasi faaliyetlerini aksatmadan sürdürür. Bağcılar HADEP ve DTP kadın komisyonlarında 8 yıl aralıksız çalıştığını belirten Necife Ana oğlunun bir gün dağlarda olduğunu öğrenir. „Oğlum Fransa ve İsviçre’de 8 sene gençlik faaliyeti yürütükten sonra babası gibi onurlu bir yol seçmişti“ diyen Necife Ana bu kararından dolayı oğluyla gurur duyduğunu belirtiyor.
‘Yüzü hep ülkeye dönüktü’
„Wedat’la konuştuğumda sık sık Avrupa’nın kendi ülkeleri olmadığını söylüyordu. Avrupa’da yaşayan Kürtlerin büyük bir asimilasyonla karşı karşıya olduğunu belirtiyordu“ diyen Necife Ana, Wedat’ın hep yüzünün ülkesine dönük olduğunu sözlerine ekliyor. „Wedat’ıma daha yakın olmak için Maxmur Kampı‘na geldim“diyen Necife Ana insanlığı da, Kürtlüğü de bu Kamp’ta birebir yaşadığını vurguluyor.
Wedat Aydın News, Kürdistan dağlarında gerillalık yaparken, ölüm haberi annesine ulaştırılır. Wedat Aydın Nefs, Kandil’de düzenlenen askeri törenle toprağa verilmiştir. „Uğruna bu kadar yol teptiğim, evimin en küçüğünü, Wedat’ımı kaybetmek benim için çok büyük bir kayıptı“ şeklinde anlatıyor duygularını Necife Ana... Wedat, büyük hayal ve umutlarla gittiği Kürdistan dağlarında bir sene kalabilmişti. Bu kadar kısa bir süre içinde yaşamını yitirmesi Necife Ana’ya daha da büyük bir acı veriyor.
Kendisini Özgürlük Mücadelesi’ne adadığını belirten Necife Ana, kararının gerekçesini de „Bu acıya rağmen hep Wedat’ıma layık bir anne olmaya çalıştım. Bu kadar acıya ve işkenceye rağmen yine de barışa olan inancımı barışa olan umudumu korumak istiyorum“ şeklinde açıklıyor.
Oğlu Wedat’ı çoğu zaman rüyasında gördüğünü de dile getiren Necife Ana sözlerini şu ifadeyle sonlandırıyor: „Wedat çoğu zaman geceleri rüyalarıma girerek iyi olduğunu ve arkadaşları ile beraber olduğunu söylüyor. En son rüyamda Wedat’ımın derin bir uykuda olduğunu gördüm. Uyandırmaya kıyamamıştım. Ondan bahsedildiğinde hep onu öyle hayal ediyorum. Wedat’ım özgürlüğün koynunda derin bir uykudadır şimdi.“
M.ZAHİT EKİNCİ - MAXMUR