Şubat ayında açılan ve açıldığı günden bu yana birçok cezaevinden tutuklu ve hükümlünün sürgün yöntemiyle yerleştirildiği Şakran Cezaevi’nde hak ihlallerinde sınır tanınmıyor. Cezaevindeki tutuklular, taciz, çıplak arama, kötü muamele ve birçok hak ihlalinin yaşandığını yazdıkları mektuplarda belirtti. Tutuklular, hasta olan ve sık sık baygınlık geçiren bir tutuklunun tek başına hücrede tutulduğunu, kalbinde pil olan 60 yaşındaki bir tutuklunun gardiyanlarca dövüldüğünü belirtiyor. Özellikle kadınların cezaevine kabulleri esnasında çırılçıplak soyularak aranması, buna direnenlerin üzerlerindeki giysilerin yırtılması ve giysileri çıkarılan kadınların askerlerin gözleri önünde aranması gibi tacizlere dikkat çeken tutuklular, acil yardım talebinde bulundu.
Kadın tutuklulardan Nuriye Erim yazdıklarında, cezaevinde özellikle kadın tutuklulara dönük ağır işkence ve tacizlerin söz konusu olduğunu belirtiyor. Kendi yaşadıklarını anlatan Erim, 1 buçuk ay önce Urfa Cezaevi’nden Şakran’a sürgün edildiğini, eşinin yaşamını yitirdiği, bir oğlunun ise halen Urfa Cezaevi’nde olduğunu söylüyor. Erim, “10 ve 12 yaşlarında iki çocuğum var. Ve onları yanıma getirecek kimse yok. Beni cezaevine getirdiklerinde, çırılçıplak soyunmamı istediler. İtiraz ettiğim için ‘soyunmazsan seni askerlere soyundururuz’ diyerek beni darp ettiler, elbiselerimi zorla çıkararak x-ray cihazından geçirdiler. Çıplak aramadan dolayı onurumuz çok inciniyor” diyor. 

‘Çocuğu annesinden ayırdılar’


Mektuplarda, Gülfer isimli tutuklunun ise Burdur’daki Bucak Cezaevi’nden 4 yaşındaki çocuğu ile birlikte Şakran’a sevk edildiği, 4 yaşındaki çocuğun idare kararı ile cezaevine alınmadığı aktarıldı. Cezaevi idaresinin bu uygulamasının ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunu’ndaki 6 yaşını tamamlamamış çocukların anneleriyle birlikte cezaevinde kalabilmesine izin verildiği düzenlemeye aykırı olduğu ortaya çıktı.


Hasta ve tek kişilik hücrede

Cezaevinde kalan tutuklulardan Türkan İpek ise, aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından dolayı zorla tek kişilik hücreye konulmuş. Hasta olan İpek’in günde en az üç kez bayıldığı, yalnız kalmasından dolayı bu durumun farkına çok geç varıldığı ifade ediliyor.Tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayan İpek’in her geçen gün sağlığının bozulduğuna dikkat çekildi. Ayrıca akli dengesi yerinde olmayan adli bir kadın tutuklunun gece gündüz sürekli çığlık atarak inlediği aktarıldı.

‘Esat Oktay rolünde gardiyanlar’


Erkek tutukluların da benzeri muamelelere maruz kaldığı kaydedilen mektuplarda, T2 cezaevinde bulunan Ferit isimli gardiyanın 80’li yıllarda Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceleri ile bilinen Esat Oktay Yıldıran’ın rolüne büründüğüne vurgu yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde kalbinde pil olan 60 yaşındaki İdris Erinç isimli tutuklunun kameraların olmadığı bir odaya konarak dövüldüğü belirtiliyor. Yine Bolu Cezaevi’nden getirilen 9 tutuklunun çıplak aramaya zorlandığı ifade edildi. Öte yandan mevcut muamelelerin devam etmesi halinde T2 cezaevinde kalan 34 tutuklunun açlık grevine gireceği belirtildi. Mektuplarda, tüm insan hakları örgütleri ve hak savunucularından acil yardım talebinde bulunuldu.

‘Selam vermek yasaklandı’
Tutuklular yazdıkları mektuplarda, hak ihlallerini şöyle sıralıyor: “İç sohbet hakkının engellenmesi, ziyaretçi sayısının kısıtlanması, açık görüşte jandarmanın olması, kelepçeli tedavi, 3’lü protokole uyulmaması, kitap sayısına sınırlandırma getirilmesi, koğuş çıkışlarında (görüş, telefon) arkadaşların diğer koğuştaki arkadaşlara selam vermesine gardiyanların sert tepkide bulunması, iç-dış postaların geç verilmesi, mektuplara sansür uygulanması, ziyaretçilerin arama adı altında geciktirilmesi, yarım saati aşan hak gaspları, T1 ve T2 cezaevleriyle mektuplaşmanın engellenmesi...”


DENİZ TEKİN/FERHAT ÇELİK
 - DİHA/İZMİR