Öncelikle böyle bir süreç var mı? Bence yok! Türkiye’de ciddi bir Anayasa problemi ve bu problem ekseninde çoğunlukla kendiliğinden gelişen kimi tartışmalar var. Ancak bunların belli bir amaç ve programlanmış hedefler doğrultusunda yürütüldüğü söylenemez.
Özellikle iktidar böyle bir perspektiften oldukça uzak/yoksun…Anayasa konulu görüş, demeç, tartışma ve açıklamalarının hiç birinde neyi ne amaçla hedeflediğinin doğru, doyurucu karşılığı yok.   Bilen de yok…
***
Oysa Anayasa ciddi bir iştir.
Öyle “Genelgelere”, “Kanun Hükmünde Kararnamelere”, “talimnamelere” benzemez.
“Dedim, yapılacak”, “söyledim, olacak” yapılmaz.
İkide bir oynamak, “yaz-boz” yapmak, “yamamak”, olmadı değiştirmek olmaz.
Yeni Anayasa; yeni bir Türkiye, yeni bir siyasal toplumsal sistem demektir çünkü…
Türkiye’nin siyasi, idari, hukuki ve kültürel yapısını yeniden yorumlamak, çağın ihtiyaç ve özelliklerine göre yeniden biçimlendirmek gibi ağır bir anlam da taşır. 
Önemli bir ayrıntısı da var:
Nasıl bir Türkiye? Sorusuna yanıtı olmayanlar ve bu doğrultuda yeni bir Türkiye tanımı yapmamış olanlar ya da yapamayanlar yeni bir anayasa da yapamazlar.
“Nasıl bir Türkiye?” sorusu, “Nasıl bir Anayasa?” sorusundan ayrı ele alınamaz…
AKP’nin “Türkiye tanımı” var mı?
Siyasi, iktisadi, idari, kültürel kriterleri belli mi? Değişen çağı ve ihtiyaçları referans alan bir algı ve duyarlılığa sahip mi?
Yeni Anayasa perspektifi, gerçekten de değişim ve demokratikleşme mi?
Olmadığı ayan-beyan…
Doğru, çözümcü bir anayasa düşünülüyorsa; önce Türkiye tanımı, Türkiye tahlili yapılmalı…
Bu tahlil Türkiye’nin siyasal, idari, hukuki ve kültürel yapısı hakkında gerekli verileri oluşturacak, bu da “nasıl bir Türkiye?” sorusunu yanıtlayacak…
“Nasıl bir Türkiye?” de,  “Nasıl bir anayasa?” sorusunu karşılayacak…
***
Tekrarlamakta fayda var:
“Süreçler”, kendi içinde kimi belirsizlikler, gelgitler, yavaşlamalar barındırsa da özünde, amaçlar doğrultusunda programlanmış hedefleri ve bu hedeflere ulaşma da bilinçli ve örgütlü eylemler bütününü kapsar.
“Süreç” de zaten, belli bir amaç doğrultusunda belirlenmiş bir hedefe ulaşmak için yaşanan ve yaşanılacak olan eylemsel aralıktır.
Süreçler sarkabilir, değişkenler içerebilir. Yavaş ya da hızlı işleyebilir; ancak tamamen belirsiz ve kendiliğinden olamaz.
***
Tam da bu nokta da BDP’nin “Yeni Anayasa” ve “Anayasa Süreci” konusunda geliştirdiği iktidar eleştirisi son derece yerindedir.
Ayakları havada, “Yeni Türkiye” perspektifinden uzak bir “Anayasa” ya da “Anayasa çalışması” toplumsal sorumluluk taşımayan, ciddiyetten uzak bir anayasa olacaktır.
AKP, her konuyu olduğu gibi Anayasa konusunu da sulandırmış, dejenere etmiştir.
Toplumun değişim ve demokratikleşme isteğiyle oynamak, oyalayarak zamana yaymak ve zaman içinde yozlaştırmak, böylece oluşan ilgiyi dağıtmak AKP’nin temel taktiğidir. Aynı taktiği bir önceki “Anayasa değişikliği” sürecinde de izlemiş; kısmen başarılı da olmuştur. 
“Yeni Anayasa sürecinde” aynı başarıyı göstermesi demek, toplumun, değişim ve demokratikleşme hedefinden biraz daha uzaklaşması anlamına gelecektir. 
Yeni Anayasa konusunda doğru formül şu olabilir:
Bir: Önce bir “Türkiye” tanımı/tahlili yapılmalı...
İki: Buradan, “Nasıl bir Türkiye?” sorusuna yanıt bulunmalı...
Üç: Yeni Anayasa, “Yeni Türkiye” perspektifiyle gerekçelendirilmeli...
Dört: “Yeni Türkiye” kimliği, yapılacak Anayasanın hem gerekçesi olmalı hem de içeriğini oluşturmalı...
Beş: Tüm bunlar “Anayasa sürecini” oluşturmalı, niteliksiz girişimlerin yerini, zamanı kadar, amacı ve hedefi belirlenmiş planlı çalışmalara bırakmalı...