“İleri demokrasi” savunucularının 1990lar ile günümüzün Kürt sorunu açısından karşılaştırılmasına alerjileri var. Çiller-Ağar-Güreş üçlüsünün terör estirdiği yıllarla Erdoğan-Şahin-Özel üçlüsünün icraatlarının bağdaştırılmasını pek hazmedemiyorlar.
Geçtiğimiz gün arşivleri karıştırırken bundan 18 yıl önce DEPli milletvekillerinin ilk kez hakim karşısına çıktığı duruşmaya ilişkin bir küpür ilişti gözüme. Mahmut Alınak, Hatip Dicle, Sırrı Sakık, Orhan Doğan, Leyla Zana ve Ahmet Türk idam cezası talebiyle Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin karşısına çıkarılmıştı. O mahkeme sahneleri bugün ibretle anılan bir dönemin sembollerinden biri.
Peki AKP döneminde ne oldu?
Mahmut Alınak, KCK operasyonları sırasında gözaltına alınıp tutuklandı. Cezaevine girdi. Geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldı. Tutuksuz olarak yargılanmaya devam ediliyor.
Alınan 2005 yılında da düşünce suçu nedeniyle mahkum edildiği para cezasını ödememiş ve bu nedenle hapse girmişti.
Hatip Dicle davanın baş sanıklarından biriydi. Bugün de KCK Ana Davası olarak bilinen davanın baş sanığı. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. O zaman milletvekilliği düşürülmüştü, AKP döneminde milletvekilliği gasp edildi.
Sırrı Sakık aralarında durumu en parlak olanlardan. Hakkında BDP’nin açıklamalarına göre 2 fezleke hazırlanmış. Çok sayıda konuşması nedeniyle mahkemelerde davaları sürüyor.
Orhan Doğan serbest bırakıldıktan sonra birçok konuşması nedeniyle kovuşturmaya uğradı. Ömrü o kovuşturmaların sonunu görmeye yetmedi.
Leyla Zana yeniden milletvekili seçildi. Geçtiğimiz Mayıs ayında PKK propagandası yaptığı suçlamasıyla 10 yıl hapse mahkum edildi. Hakkında Türk mahkemelerinde onlarca dosya bulunuyor.
Sıranın sonundaki Ahmet Türk’ün ise DTP’nin kapatılmasının ardından iki sene önce milletvekilliği düşürüldü ve hakkında siyaset yasağı getirildi. Daha sonra yasal düzenlemelerle adaylığının önü açıldı. Halen Mardin milletvekili. Kürt vekiller arasında hakkında dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin 16 fezlekeyle BDPliler arasında birinci sırada bulunuyor.
Bu fotoğrafta bulunanların hepsi halen kovuşturmalara, soruşturmalara uğruyor. Kimi cezaevinde, kimi mahkeme kapılarında.
18 yıl sonra Türkiye’nin geldiği nokta bu.