93 yıl sonra Lorca
Toplum/Yaşam Haberleri —

Federico García Lorca
- Franko rejimi tarafından katledilen İspanyol şair Federico García Lorca’nın daha önce bilinmeyen bir şiiri keşfedildi. Şiir şöyle başlıyor: “Saat şarkı söylüyor / Saatleri mekanik olarak sayıyorum / Yedi ya da on iki, hepsi aynı / Burada değilim”
TİJDA YAĞMUR
Federico García Lorca’nın daha önce bilinmeyen bir şiiri keşfedildi. Sekiz dizelik şiir İspanyol şairin bir elyazmasının arkasına not düştüğü tarihten tam 93 yıl sonra bulundu. Kayıp şiirin, Lorca’nın memleketi Granada’nın Arap şairlerine saygı duruşu niteliğindeki “Diván del Tamarit” derlemesi üzerinde çalıştığı 1933 yılında yazıldığı tahmin ediliyor.
The Guardian’ın haberine göre şiir, flamenco sanatçısı ve Lorca tutkunu Miguel Poveda’nın bir Alman antikacıdan satın aldığı “Gacela de la raíz amarga” adlı elyazmasının arka yüzünde bulundu.
Lorca uzmanı Pepa Merlo tarafından doğrulanan sekiz dize, şairin zamana olan takıntısını da bir kez daha gözler önüne seriyor. Şiir şöyle:
Saat şarkı söylüyor
Saatleri mekanik olarak sayıyorum
Yedi ya da on iki, hepsi aynı
Burada değilim
Etin izidir ayrıldığımda geride bıraktığım
Yerimi bilmek için
Dönüşümde…
Miguel Poveda, keşiften büyük heyecan duyduğunu belirterek, “Pepa Merlo bana ‘Bu Federico’nun el yazısı. Elinde Federico’ya ait yeni bir şey var’ dediğinde dikkatimi çekti. Bana göre bu, kalpten bir armağan” dedi.
Poveda, dizelerdeki “Etin izidir ayrıldığımda geride bıraktığım / Yerimi bilmek için / Dönüşümde” bölümünün özellikle etkileyici olduğunu söylüyor.
Merlo ise şiirin, başka bir eserin arkasına aceleyle karalanmış olması nedeniyle uzun yıllar gözden kaçmış olabileceğini ancak Lorca’nın zaman kavramına verdiği önemi net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Lorca’nın geçen yıl ailesi tarafından uzun süre saklanan Karanlık Aşk Soneleri de okurla buluşmuştu.
Yeni keşfedilen şiir ise Poveda ve Merlo’nun ortak kaleme aldığı “Öteki Tarafın Şeyleri: Federico García Lorca’da Yayınlanmamışlar” başlıklı kitapta yayımlanacak.
Endülüs ruhu…
Lorca, İspanyol şiirinin yerleşik biçimlerini çağdaş bir duyarlıkla yoğurarak zenginleştirdi ve çarpıcı imgelerle dolu, lirik özelliğini hiç yitirmeyen, son derece etkili bir şiir yaratmayı başardı.
Şiirlerinde hep ‘Endülüs ruhunu’ aradı. Bu ruhu en kusursuz biçimde Çingenelerin temsil ettiğini söylüyordu. Sonra “Çingene Romansları”nı yazdı, soneler ve kasideler kaleme aldı.
Granada’da varlıklı bir ailede doğan Garcia Lorca her defasında, burjuva ahlak anlayışını eleştirerek, dönemin faşizan yönetimine karşı kararlı bir mücadele yürüttü.
“Beni değiştiremezsiniz. Ben bir şair ve sanatçı olarak doğdum, diğerlerinin yakışıklı, kör ya da kusurlu doğması gibi. Kanatlarımı almayın benden, çünkü emin olabilirsiniz ki ben bu kanatları kullanmayı biliyorum.”
Çingene, sen de başla şarkına…
Lorca, şiirlerinin yanı sıra yazdığı oyunlarla da güçlü bir halkçı tutum sergiledi. Toplumsal ayrılıkların insanları nasıl mutsuzlaştırdığını ele alan yapıtlar kaleme aldı. Bu eleştirel duruşu nedeniyle faşist Franco rejimi tarafından sürekli hedef alındı. Eşcinsel kimliğinin duyulmasının ardından ise kilise Lorca’ya adeta ölüm fermanı çıkartılmıştı.
Çingene, sen de başla şarkına
Ölürsem
Açık bırakın balkonu.
Çocuk portakal yer.
Garcia Lorca bir çingene aşığıydı. Besteci kimliğini gitarıyla bütünleştirip Flamenko’ya dair en güzel sözleri söyledi.
Gün batıyor!
Gitarları duyalım artık,
Çingene, sen de başla şarkına,
Selam sana ay! Merhaba karanlık!
Yıldızlar, hoş geldiniz!
Hepinize binlerce kez teşekkür,
Bize düş kurmayı, düş kurup, peşinde koşmayı öğrettiniz
Her akşam üzeri bir çocuk ölür
İç savaşın şiddeti son dönemde giderek artmıştı. Franco rejimi, kendisine muhalif pek çok kişiyi infaz ettirmişti. Lorca ise infaz edileceğini hiç düşünmüyordu.
“Kimse şairleri vurmaz,
ben de şairim.”
Ancak olaylar hiç de umulduğu gibi gitmedi. 38 yaşındaki Lorca, 1936 yılının bir Ağustos sabahı faşistler tarafından kurşuna dizilerek infaz edildi. İnfazından hemen önce son kez şiirini haykıracaktı:
Her akşam üzeri bir çocuk ölür
Her akşam üzeri Granada’da
Her akşam üzeri yerleşir de su
Dostlarıyla konuşur baş başa.
500 bin bölü 120 bin kayıp
1936-1939 yılları arasındaki İspanyol İç Savaşı’nda, yani yalnızca üç yılda yaklaşık 500 bin kişi hayatını kaybetti. Franco rejiminin ilk 15 yılında kaybettirilen insanların sayısı ise yaklaşık 120 bin olarak tahmin ediliyor. Lorca da işte bu 120 bin kişiden biriydi.
Lorca’nın mezarı
Lorca’nın infazı, Granada’nın kuzeyinde Viznar ve Alfacar köyleri arasında, çam ağaçlarıyla kaplı bir tepenin eteğindeki zeytin ağacının önünde gerçekleşti. Bu nokta, Lorca’yla birlikte infaz edilen Halk Cephesi sempatizanı iki genç boğa güreşçisi ve bir öğretmenin cesetlerinin gömüldüğü yer olarak kabul ediliyor.
Zamanla zeytin ağacının altı, Lorca sevdalılarının uğrak noktası haline geldi. Diktatörlüğün sona ermesinin ardından burası “Lorca Parkı” olarak düzenlendi ve şairin gayriresmi mezarı olarak anılmaya başlandı.
Cesedi bugüne kadar bulunamayan Lorca’nın başyapıtları arasında Çingene Baladları, New York’ta Şair, Kanlı Düğün, Yerma ve Bernarda Alba’nın Evi yer alıyor.
* * *
Pablo Neruda: Bir gitar kadar neşeli ve hüzünlü
“Bir gitar kadar neşeli ve hüzünlü… Bir çocuk kadar berrak ve derindi. Birileri yılmadan, ülkenin her köşesini adım adım dolaşarak, bir kurban, sembolik bir kurban bulmak için inceden inceye araştırsaydı, İspanya’nın özünü, tezcanlılığını ve derinliğini temsil eden Lorca’dan başkasını bulamayacaktı.”







