Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında uzun bir süredir devam eden mülteci pazarlığı pazar akşamı Brüksel'de sonuçlandırıldı. Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, pazarlığın sonuçlarını ortak basın toplantısıyla açıkladı. Açıklamalara göre anlaşmanın nihai hedefi: "Avrupa’ya gelen mültecilerin sayısını azaltmak."
Anlaşmada ne var?
Bunu sağlamak için de AB, Türkiye'ye kimi taahhütler verdi. Anlaşmaya göre AB mültecileri topraklarında tutması için Türkiye'ye finansal ve insani yardım desteği sağlayacak. Başlangıç olarak Türkiye’ye 3 milyar Euro verilecek. Ayrıca AKP Hükümeti, Türkiye'de bulunan 2 milyonu aşkın Suriyeli mülteciyi Avrupa'dan uzak tutmayı başarabilirse ve Geri Kabul Anlaşması'nın şartlarını da tam olarak yerine getirebilirse Türkiye vatandaşları Ekim 2016'dan itibaren AB ülkelerine vizesiz girebilecek. Ancak bunun sadece Türkiye'yi anlaşmaya ikna etmek için taktiksel bir vaat olduğu belirtiliyor. Ayrıca Türkiye'nin AB üyelik sürecinin de 11 yıl sonra yeniden canlandırılması taahhüt edildi. İlk etapta 14 Aralık 2015 tarihinde ekonomi ve parasal politikalarla ilgili 17. başlık açılacak. Anlaşma metninde, AB Komisyonu’nun 2016’nın ilk çeyreğinde bazı başlıkların açılmasına yönelik hazırlık çalışmalarını tamamlama taahhüdü de yer aldı. Taraflar, diyaloğu arttırmak için yılda iki defa düzenli zirve yapılmasında da anlaştı. Zirvelerde Bakan/Yüksek Temsilci/ Komiser düzeyinde kapsamlı, düzenli siyasi diyalog toplantıları düzenlenecek. Üzerinde anlaşılan tüm unsurlarda paralel şekilde ilerleme sağlanacak ve bu yakından izlenecek.
AB, Türkiye'de olanlarla ilgilenmiyor
Ancak, "PKK terör örgütü değildir" dediği için AKP tarafından hedef gösterilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin suikaste uğramasından sadece bir gün sonra Davutoğlu ile anlaşan AB'ye tepkiler yükseliyor. Türkiye'de AKP Hükümeti eliyle savaşın tırmandırıldığı, Kürt illerinin sürekli ablukaya alındığı; kadın, yaşlı, çocuk, insan hakları savunucusu demeden her gün sivillerin katledildiği, Can Dündar ile Erdem Gül gibi nice muhalif gazetecinin tutuklandığı ve DAİŞ'le mücadele eden Rusya'nın jetinin düşürüldüğü bir dönemde yapılan anlaşma; AB'nin insan haklarının esas alınması, medya ve ifade özgürlüğünün sağlanması ile Kürtlerle çözüm sürecinin yeniden başlatılması gibi şartlardan "şimdilik" vazgeçtiği şeklinde yorumlandı.
BRÜKSEL