
Almanya Sol Parti Federal Parlemento Milletvekili Andrej Hunko, Harald Weinberg, İngrid Remmers, Heidrun Dittrich, Ulla Jelpke’nin yanısıra Hamburg Eyalet Parlementosu Üyesi Cansu Özdemir, Hessen Eyaleti Milletvekili Barbara Cardenas, NRW Eyaleti Milletvekilleri Bärbel Beuermann ile Ali Atalan ve Rosa Luxemburg Vakfı Hessen Yöneticisi Murat Çakır ortak yaptıkları basın açıklamasında, uluslararası hukuka aykırı olan İran işgalinin kabul edilmeyeceğini deklare etti.
29 Haziran günü yapılan ortak açıklamada, işgalin sonuçlarına ve Kızıl Haç’ın sivillerin maruz kaldığı tahribata yönelik açıklamasına dikkat çekildi. Ayrıca, PJAK ve PKK’nin barışçıl çabalarına rağmen, İran Kürt Özgürlük Hareketi’nin yerleşim alanları olan Kandil’i işgal etme girişimini sürdürdüğü ifade ediliyor.
Basın açıklamasında, ayrıca değişik kesimlerin beyanlarına yer verilerek, „İran’ın Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik tehlikeli girişimini Türkiye ile çok iyi koordine edildiği“ belirtilerek, R. T. Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Zaman gazetesi yazarı Fehmi Koru’nun „Sri Lanka devletinin Tamillere yönelik yaptığı katliamın benzerinin PKK ve PJAK’a karşı yapılmasını“ önermesinin altında ABD ile Türkiye işbirliğine İran’ın dahil edilmesine işaret ediliyor.
Açıklama, İran ve Türkiye Büyükelçilikleri’nin yanısıra Almanya’da bulunan her iki ülkenin tüm konsolosluklarına da gönderildi.
Milletvekilleri ortak açıklamada, işgale ilişkin görüşlerini de dile getirdi:
Sol Parti Milletvekili Harald Weinberg: İran ordusunun uluslararası hukuka aykırı sınır ihlali kabul edilmez. Biz Alman Hükümeti ve AB’yi hemen tüm siyasi yolları değerlendirip, daha fazla kan akmaması için girişimlerde bulunması için çağrıda bulunuyoruz.
Almanya Fedaral Parlementosu üyesi İngrid Remmers: Türkiye bariz tehditler yerine Kürt sorununun çözümü için Kürtlerin uzun zamandır talep ettiği demokratik, barışçıl yolu artık ciddiye alması gerekiyor. Türkiye, Ordadoğu’da aracı rolüne üstlenmeye çalışırken, bunu şiddetli müdaheleler ya da şiddetle müdahale edenleri desteklemekle sağlayamaz. Bu durumda Almanya Federal Hükümeti, Türkiye’nin AB yerine yönünü farklı belirleme beyanına karşı bir girişimde bulunmalıdır.
Fedaral Parlemento Milletvekili de Andrej Hunko: İran’ın Güney Kürdistan’ı işgal girişiminde Türkiye’nin çıkar ve teşviki vardır. Türkiye’de ortam, 12 Haziran seçimlerinden sonra gerdirildi. Türk hükümeti, hilelerle Hatip Dicle şahsında Kürt halkının parlementoda temsilini engelleyerek, Kürt-Türk çatışmasının çözümünü de engelliyor. Kürt sorununu ilişkin İran ile koordineli bir askeri ‘çözüme’ girme belirtileri kaygı uyandırıcıdır. Dolayısıyla Almanya hükümeti ve AB, jeostratejik çıkarlarından dolayı yaşanan duruma sessiz kalarak onaylamalarını artık durmalıdırlar.
Hamburg Eyalet Parlamento üyesi Cansu Özdemir: Ordadoğu’daki durumlar, kaygı verici bir biçimde şiddetlendi. İran’da ise günlük işkencenin yanısıra geçen yıl içerisinde en az 388 idam gerçekleşti. Mevcut durumda her türlü yasal haktan mahrum bırakılan 16 siyasi tutsak hakkında çıkarılan idam kararının da, her an uygulanma tehlikesi var. Uluslararası kamuoyu gerek askeri müdahalelere gerekse de insan hakları ihlallerine sessiz kalmamalı.
Federal Parlamento Milletvekili olan Ulla Jelpke: ABD istihbarat bilgileri ile Kürt özgürlük savaşçıları hakkında Türk ordusuna verdiği bilgiler ile İran-Türkiye savaş ittifakını cesaretlendiriyor. Almanya Hükümeti de, bu anti Kürt ittifakının bir parçasıdır. Nihayetinde burada yaşayan Kürtleri PKK yasağına dayandırarak kriminalize ediyor ve ‘terörist’ olarak fişliyor. Dolayısıyla tüm demokratik kesimler başta olmak üzere barış hareketi yeniden Kürt halkına karşı geliştirilmek istenen katliamlara karşı dayanışma içinde olmalıdır.
Hessen Eyaleti Sol Parti Milletvekili Barbara Cardenas: Temel hakları ile yaşayan Kürtler, Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağlayabilirler. Ayrıca Batı hükümetleri, Kürt halkının barış çabalarını görmezden geliyor.
Fedaral Parlemento Sol Parti Milletvekili Heidrun Dittrich: Peine ve Hannover’deki Kürt derneklerine yönelik saldırı ile Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan faşist saldırıların, Kürtlere yönelik askeri ve siyasi operasyonlar ile bağlantısı var. Sol Parti olarak, her yerde ve sürekli faşizme ve sağcı şidete karşıyız. ABD ve AB, Ortadoğu’nun yeniden yapılandırmasındaki çabalarında, örnek model olarak Kürt halkının özgürlükçü, demokratik, kalıcı ve toplumcu örgütlülüğünden sonuç çıkarmalı. Bunu yapmazlarsa, bölgeyi istikrarsızlaştırma ve gereksiz yere döktükleri ve dökecekleri kandan sorumlu tutulmadan da kaçamazlar.
DEVRİŞ ÇİMEN