Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) Eşbaşkanı Ali Atalan, AB’nin Türkiye üzirinden Kobanê ve Şengal için yardım göndermesinin yanlış olduğunu, bu yardımların ulaşmayacağı yönünde uyardıklarını söyledi.
Kuzey Kürdistan’daki Kobanêli ve Şengallilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayan Kürt kurumları yerine Türk devletini muhatap almaya devam eden AB’nin yaptığı 20 milyon Euro yardımın tek bir kuruşu ulaşmadı. FKÊ Eşbaşkanı Ali Atalan, daha önce AB yöneticileri ile yaptıkları görüşmede, Türkiye’ye gönderilecek yardımların kesinlikle ihtiyaç sahiplerine ulaşmayacağını bildirdiklerini söyledi. Atalan, şunları ifade etti: “Bölgedeki devletler üzerinden yapılan yardımların halk için kullanılmadığını sürekli gündeme getirdik. Bu yardımların halka gitmediğini, devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda bu yardımları kullandıklarını vurguladık.”

Yerel muhatap alınmalı

Bu yardımların, yerel yönetimler üzerinden yapılması gerektiğini kaydeden Atalan, “Zaten göç eden Êzîdîler, Kuzey Kürdistan’da kalıyor ve DBP’li belediyeler bölgede etkin. DBP’li belediyeler, Êzîdîlerin sorunlarıyla ilgileniyor. Burada yapılması gereken en doğru şey; yardımın bu yerel yönetimler üzerinden ulaştırılması veya onlarla işbirliğine gidilerek ortak yardımın organize edilmesidir” dedi.

AB parayı heba ediyor

 Bunu sürekli gündeme getirdiklerini belirten Atalan, “Maalesef Türkiye bunu engellemekte. AB de Türkiye’ye boyun eğmektedir. AB kurumları bu parayı heba ediyor. Türk devleti üzerinden gönderilen yardımlar ihtiyacı olanlara kesinlikle gitmiyor. Yardımın bir faydası olmuyor. Kayboluyor” diye konuştu.

Êzîdîlere hakaret ediliyor

Êzîdîlere yönelik bir soykırım olduğunu; bunun sonucunda yüzbinlerce Êzîdî Kürt’ün Kürdistan’ın üç parçasına dağıldığını hatırlatan Atalan, şunun altını çizdi: “Bir kere topluma düşman, düşmanlık besleyen ve böylesi bir zihniyete sahip olan güçler üzerinden Êzîdîlere yardım götürülemez. Êzîdîlere düşmanlık besleyen güçlerin vasıtasıyla Êzîdîlere yardım götürülmesi, Êzîdîlere hakarettir.”

Talepleri olumlu karşıladılar

Atalan, AB yetkilileri ile daha önce yaptıkları görüşmelerde taleplerini dile getirdiklerini; bu taleplerin de olumlu karşılandığını, ancak daha sonra herhangi bir gelişmenin ortaya çıkmadığını söyledi. Atalan, insani yardım koridorunun açılması ve dağda DAİŞ’in kuşatması altında bulunan Êzîdîlere yardım götürülmesi taleplerinin yanı sıra özelikle Demokratik Özerklik’in de gündemde olduğunu belirtti.

Statü ve silahlanma

Êzîdî halkının bulunduğu bölgelerde soykırım tehlikesinden kurtulması için Demokratik Özerklik ve silahlanmanın şart olduğunu vurgulayan Atalan şu bilgileri verdi: “Önümüzdeki günlerde AB’den üst düzey bir yetkili Êzîdîlerin silahlandırılmasıyla ilgili Güney Kürdistan’a gidecek. Bizim kendilerinden istediğiz ve kendilerine söylediğimiz bu silahların doğrudan Êzîdîlere verilmesidir. Düşünceleri konusunda çok koordineli ve sistematik bir duruş yoktur.”
İlk anda insani yardım koridoru, silah yardımı ve daha sonra Êzîdîler için Demokratik Özerklik’in hayata geçmesi gerektiğini dile getiren Atalan, şöyle devam etti: “Çünkü böyle bir özerklik ve statü olmadan Êzîdî Kürtler kendi toprakları üzerinden sökülerek atılacaktır. Kalıcı bir statüye sahip olunmadan bu toplum oradan kaybolup gidecek. Dünyanın bir çok yerine göç edecek ve bu inanç/kültür böylece yok olacak. Bu konuda istenen hassasiyet maalesef yoktur.”

Güney yönetimi daha duyarlı olmalı

Son olarak Güney ve Kuzey Kürdistan’da Êzîdîlerin bulunduğu kampları ziyaret ettiğini söyleyen Atalan, Güney Hükümeti’nin konuya daha duyarlı yaklaşmasını istedi. Atalan, şunları paylaştı: “Kamplarda yer yer iyi çabalar var. Bütün parçalardan gerçekten büyük bir özveriyle, büyük bir çaba söz konusu. Özellikle Kuzey Kürdistan’da belediyelerimiz ve diğer yerel yönetimlerimiz, çok büyük bir gayret ve iyiniyetle Êzîdîlere
yardım ediyor. İmkanları kısıtlı olduğu için maalesef bu yeterli olamıyor. Güney Kürdistan’da halk büyük bir gayret sarfediyor. Güney Hükümeti’ndeki duyarlılık ise zayıf. Elbette yüzbinlerce insanının ihtiyacını karşılamak zordur. Bu konuda, insafsızlık yapmak istemiyorum ama orada bariz yadsıma var. Yaşanan sıradanmış gibi bir duruş var. Güney Kürdistan milyarlarca dolar bütçeye sahip. Her halde insanları insani bir şekilde sorunlarını çözme çok çok zor olmazsa gerek. Hem maddi hem de fiziksel imkanlar var. Bütün dost ve ilgili çevrelerin, güçlerin ve örgütlerin büyük bir hassasiyetle harete geçmeli ve bu zor günlerde Êzîdî toplumuna yardımcı olmalıdır.”



REHA SARI / HABER MERKEZİ