- Türkiye’nin tehdit ve hazırlıkları üzerine QSD’nin teklifiyle diplomatik girişimlerini sürdüren ABD, dün hem Ankara’ya hem de Rojava’ya heyetler gönderdi.
- ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’nin Türkiye’ye geldiği saatlerde ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Kenneth McKenzie ve Koalisyon Temsilcisi William Roubeck de Rojava’daydı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin Türkiye’ye geldiği saatlerde ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie ve ABD’nin Uluslararası Koalisyon Temsilcisi William Roubeck, Rojava’da QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile görüştü.
ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, dün Ankara’da temaslara başladı. Aynı saatlerde ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie de Rojava’da temaslarda bulundu. Jeffrey, dün hükümet yetkilileriyle başladığı görüşmelerini bugün de sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ”Büyükelçi Jeffrey ve Türk yetkililer, Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını, Suriye ihtilafının çözülmesine yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının uygulanması ve DEAŞ’ın yenilgisinin kalıcı hale getirilmesi gibi devam eden çabalarımızı ele alacak” diye belirtildi.
McKenzie de Rojava’da
Jeffrey’nin Ankara’ya geldiği saatlerde CENTCOM Komutanı ve Uluslararası İttifak Güçleri Merkez Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie ve ABD’nin Uluslararası Koalisyon Temsilcisi William Roubeck de Hesekê’de Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî’yle bir araya geldi. QSD Basın Sözcüsü Mustafa Bali, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmede DAİŞ’le mücadele ile Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeler ile Türkiye’nin tehditlerinin ele alınacağını bildirdi.
Heyetler görüşürken tehdit
Jeffrey başkanlığındaki ABD heyeti görüşmelere başlarken Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, tehditler savurdu. Suriye’de ‘güvenli bölge’ için ABD ile bir görev gücü oluşturulduğunu ve görüşmelerin sürdüğünü hatırlatan Çavuşoğlu ”Bu görüşmeleri savsaklamanın bir faydası olmayacağını da Amerikalılara söylüyoruz. Güvenli bölge oluşmazsa biz buradan bir harekatı başlatırız. Cumhurbaşkanımızın talimatı kesindir, askerlerimiz hazırlıklarını zaten yaptılar, bu harekata gireriz. Fırat’ın doğusunda tabii. Hazırlıklar bunun için” dedi.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin temaslarına işaret eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti: ”Heyetler geliyor, askeri heyetler de geliyor. Bugün başlayacak toplantılarda yeni önerilerimiz var dediler, önerilerinin olduğunu söylediler. Bugün toplantıda göreceğiz, bizi tatmin edecek mi etmeyecek mi? Fakat artık bu konuda net bir adım atmamız lazım. Bu, bizim güvenliğimiz bakımından önemli. Güvenli bölgenin oluşturulması, aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Türkiye’deki Suriyelilerin bu bölgelere yerleştirilmesi bakımından da çok elzem. Bu işi artık sürüncemede bırakmamamız lazım. Ne olacaksa olsun. Amerikalılar da artık bu işi sürüncemeye bırakmayacağımızı görmeliler, görüyorlar. Umarım bu ziyarette bir anlaşmaya, bir mutabakata varırız ve güvenli bölgeyi bir an önce oluştururuz. Eğer buralardan netice çıkmazsa zaten hazırlıklarımız var.”
Türkiye’nin işgal planı
Türkiye, ”Güvenli Bölge”nin 30 kilometre olmasını; çeteleri de yerleştirmek istiyor; ÖSO dedikleri ve Efrîn’i işgal eden çeteler… Hatta devreyeler içinde Türk askerinin olmasını da dayatıyor. Bu, Türkiye’nin sureti haktan görünmek için dayattığı ama asıl niyet ve planını ise Erdoğan zaten açık açık anlatıyor. Erdoğan, yeniden savaşın 4. yılına girilirken Başûrê Kurdistan’daki aişgal saldırılarını, aşama aşama geliştirdiklerini belirterek, Efrîn’de batı ucunu, Xakûrkê’den Şengal’e kadar da uzanarak doğu ucunu kapatmayı hedeflediklerini söylüyor.
Erdoğan, Temmuz’un ikinci haftasında Türk medyasının sorumlularını toplayarak ‘terör koridoru’ olarak adlandırdığı Rojava ve Medya Savunma Alanları’na yönelik saldırılarını ve amaçlarını teker teker anlattı. Efrîn ve diğer Kuzey Suriye kentlerinin işgaliyle batı ucunu kapattıklarını söyleyen Erdoğan, Başûrê Kurdistan’daki işgal saldırısının devam ettiğini belirterek, “Bu sürecin sonunda artık Kandil diye bir tehdit kaynağı kalmayacak. Sincar’ı inşa etmeye çalıştılar orası da şu anda temizlenmiş durumda. Böylece Fırat’ın doğusunda kökleştirmeye çalıştıkları terör koridorunun doğu ucunu da kapatmış olacağız” dedi.
‘Güvenli bölge’ oluşturulması konusunda Türkiye’nin dışarıda tutulması gibi bir durumun söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, “Biz bu terör koridorunu, gerek Afrin’de gerek Cerablus’ta gerekse El Bab’ta, yani bizim daha önce Obama döneminde Zeytin Dalı Harekatı düşündüğümüz o bölgeyi, biz farklı operasyonlarla DEAŞ’ı oradan def etmek suretiyle aştık ve bitirdik. Ve tabii ki, PKK’nın yan kuruluşları olan malum YPG, PYD bunlar, orada bizimle ciddi mücadeleye girdiler. Onlar da gerekli dersi aldılar.
Münbiç’i boşaltacaktı. 90 gün demişlerdi ama boşaltılmadı. Münbiç’in sahibi bir defa Araplar. Şu anda Arap aşiretleri, ciddi manada ‘Burayı da bunlardan temizleyelim’ diyorlar. Biz de her görüşmemizde bunları Amerika’ya söylüyoruz. Şu andaki hedef, orayı bir an önce sahiplerine teslim etmek için terörden temizlemek” şeklinde konuştu.
Girê Spî (Til Abyad) ve Til Rifat’ta bazı çalışmaların olacağını açıklayan Erdoğan, “Aslında terör koridoru denilen bu bölgeyi, bir güvenli bölge haline getirmek istiyoruz. Hedefimiz bu. Bunun için bu hazırlıklar. Bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz. Bunu koruyacağız. ‘Bu güvenli bölgenin en az 30-40 kilometre derinliğindeki bölgeyi korumamız gerekir ki bir anlam ifade etsin. Yoksa, güvenli bölge hiçbir işe yaramaz.’ dedik. Bunlara rağmen güvenli bölgeyi koruma adına adımlarımızı atıyoruz. Milli Savunma Bakanlığımız, Silahlı Kuvvetlerimiz kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Tedbirlerimizi alalım, sonra telaşa kapılmaya gerek olmasın” diye konuştu.
İki yıldır Başûrê Kurdistan’da devam eden işgal saldırısının, zaman sınırı olmadığını söyleyen Erdoğan, şunları ileri sürdü: “Burayı aşama aşama temizleyeceğiz. Bir sistematik içerisinde götürüyoruz. Dolayısıyla Sincar dahil, Mahmur Kampı’nın hemen yakınındaki yuvalanmış teröristler dahil bunların hepsini hedeftir. Kandil dahil hedeftir. Bunları bir şekilde temizlenecektir.”
Erdoğan’ın açıklamasını ardından Güney’deki işgalini genişletmeye çalışan Türk devleti, 19 Temmuz gecesi Mexmûr Mülteci Kampı’na hava saldırısı düzenledi. Buna paralel olarak Rojava’nın sınıra askeri yığınağını yoğunlaştırdı. Özellikle Kobanê ve Girê Spî hattı süreklilik kazandı.
-
QSD’nin teklifi
- Erdoğan’ın saldırı tehditleri üzerine QSD, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’den arabulucu olmasını istedi. Kendisi de memnuniyetle bu rolü üstlenebileceğini söyledi. Süreç böyle başladı. Erdoğan ile Trump’ın telefon görüşmesinde ”Güvenli Bölge” projesi ortaya çıktı. QSD, kendi projesini hazırlayıp ABD tarafına sundu. QSD, ”Güvenli Bölge”nin 5 kilometre olmasını; bu 5 kilometrelik alandan savaşan YPG güçlerini çekip yerine yerel güçlerin girmesini kabul ediyor. Ayrıca bu 5 kilometreden ağır silahları, menzili Türkiye’ye ulaşacak silahları çıkartabileceğini ekliyor. Türkiye’nin ”dışarıdan gelenler yönetiyor’’ iddiasına karşılık da yerel halkı ve kurduğu meclisleri işaret ediyor. Buna karşılık Türkiye, saldırmayacağına dair bir taahhütte bulunacak. Bu bölgedeki devriye görevi için de uluslararası bir gücün olmasını ya da Koalisyon’un üstlenmesini istiyor. Koalisyon ya da başka bir güç. Taraf olan Türkiye ise bu devriye gücün içinde olmayacak. Türk askeri, devriyeler içinde yer alması ancak şunlar yerine getirilirse kabul edilecek: İstisnasız bütün Efrînlilerin topraklarına geri dönecek. Çeteler Efrîn’den çıkarılacak. El konulan mal ve mülkler Efrîn halkına iade edilecek. Nüfus yapısıyla oynamak için dışarıdan getirilip Efrîn’e yerleştirilenler çıkartılacak. Bütün bunlar uluslararası güçlerin güvencesi altında ve Efrîn Meclisi’nin kontrolünde yapılacak… Yeni Özgür Politika’ya konuşan QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Türk devleti gibi kendilerinin da sınıra yığınak yaptıklarını ve savaş hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi. Ebdî, şunları ifade etti: “Bir gerilim var. Herhangi bir kıvılcım, ateşe dönüşebilir. Doğu Fırat ile Efrîn bir birine benzemez. Efrîn savaşını Efrîn ile sınırlı tutmak istedik ve öyle de oldu. Bizim açımızdan Doğu Fırat’ta öyle olmayacak. Türk ordusu herhangi bir yere saldırırsa bu büyük bir savaşa dönüşecek. Mesela Türkiye Girê Spî’ye saldırırsa Dêrik’den Minbic’e kadar bir savaş cephesi oluşur. Herkese söylemişiz. Türkiye de biliyor, Amerika ve Fransa da. Bize saldırı olursa 600 kilometrelik sınır savaş alanına dönüşür. Türkiye stratejisi, gelip Girê Spî ve Kobanê’yi de alıp durmaktır. Ancak herhangi bir saldırı olursa Türkiye geri çekilene kadar savaş sürer.”
-
-
Goşinê’ye yerleşme hazırlığı
Türk ordusunun, Rojava’ye yeni saldırıyla eş zamanlı olarak Xakurkê ve Xinêrê arasında bulunan Goşinê bölgesine yerleşme hazırlığı yaptığı öğrenildi. KDP ile birlikte Mexmûr ve Şengal’e yönelik de ”baskının artırılması” kararı alındı.
MA’nın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Türk ordusu Şemzînan’ın Derecik beldesine çok sayıda korucunun da aralarında bulunduğu asker ve mühimmat sevkiyatı yaptı. Sınıra kaydırılan askerler, Hewlêr’in Soran ilçesine bağlı Barzan bölgesine yönelik ”özel operasyon” için hazırlık yapıyor. Özel operasyonun amacı, Xakurkê ve Xinêrê arasında bulunan Goşinê bölgesine yerleşmek.
Bu operasyonla paralel olarak Rojava’ya da bir saldırı planının olduğu öğrenildi. Buna göre; Rojava’nın Girê Spî kentiyle sınırı olan Urfa’nın Akçakale ilçesine uzun bir süredir yapılan asker yığınağı da bununla bağlantılı. İki saldırının da eşzamanlı yapılması planlanıyor.
Mexmûr ve Şengal’e baskı
Bu gelişmelerin yanı sıra Mexmûr ve Şengal’a dönük baskıların daha da artması bekleniyor. Ankara yetkililerinin Federe Kürdistan yönetimiyle bu konuyu görüştükleri ve ”baskıyı artırma” kararı aldıkları öğrenildi.
Gözaltılardan haber yok
Hewlêr’deki eylemin faili olarak gösterilen Mazlum Dağ’ın Türkiye’ye iade edileceği ileri sürüldü. Olayla ilgili Türkiye’den 18 kişilik üst düzey MİT ekibinin Hewlêre geldiği ve Dağ’ın sorgusuna katıldıkları iddia edildi. MİT yetkililerin Dağ’ın iki gün içinde Türkiye’ye iadesi için Federe Kürdistan yönetimiyle görüşmeler yürüttüğü belirtildi.
Hewlêr’de çalışan Mexmûrlu gençlerin evlerine baskınlar yapılmış; 16 genç kadın, bir yerde ise 4 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan kadınlar serbest bırakılırken, 4 kişinin akıbeti ise bilinmiyor.
ABD destek verecekmiş
Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Irak ile ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirterek, ”En son dışişleri ve savunma bakanları ile istihbarat başkanı geldi. Üç artı üç toplantılarımızı yaptık. Burada esas amacımız güvenlik iş birliği anlaşmasının imzalanmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sene yapacağı Irak ziyaretinden önce bunu biz nihayete ulaştırmak istiyoruz. Önümüzdeki süreçte bizim de Irak’a ziyaretimiz olacak” dedi.
Bağdat, Hewlêr ve Ankara’nın PKK’ye birlikte saldırması gerektiğini savunan Çavuşoğlu, şunları ileri sürdü: ”ABD de burada destek vereceğiz, diyor ama istihbarat paylaşımı ve diğer konularda bazı eksiklikler var. En son bir şehidimiz oldu. PKK’nın Süleymaniye’den sonra Erbil’e de rahatlıkla girdiğini gördük. Dolayısıyla alınması gereken tedbirler var. En sağlıklı tedbir ise PKK’nın tamamen Irak’tan da temizlenmesidir.”
ABD iki tarafa heyet gönderdi