
Uluslararası Koalisyon diye bilinen, Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Harekatı (CJTF-OIR) dün Musul’daki üssünü de terk etti. CJTF-OIR resmiyette Irak ve Suriye devlet sınırları içerisinde DAİŞ’e karşı askeri mücadele yürütme amacıyla ABD Merkez Komutanlığına bağlı olarak 66 devlet veya uluslararası kuruluşun askeri birimleri tarafından oluşturulduysa da, günümüzde artık daha çok ABD ordusu demektir. O yüzden şöyle formüle etsek daha doğru olur: Amerikan askerleri dün Musul’dan çekildi.
Pazar günü, 300 Amerikan askerinin kaldığı (daha önce Kerkük cephesinde DAİŞ’le savaşan HPG ve YJA-Star gerilla güçleri de burada üsleniyordu) Kerkük’teki stratejik K1 üssü törenle Irak güvenlik güçlerine devredildi. Hemen öncesinde Suriye sınırına yakın Kaim üssü ve 1 Şubat’ta füze saldırısına uğrayan Irak’ın batısındaki Kayyare askeri hava üssü boşaltıldı. Beşinci üssün ise haftaya boşaltılacağı bekleniyor. ABD’nin Bağdat, Ain al-Asad, Hewlêr ve Mart ayında iki kez füze saldırısının düzenlendiği Taci üsleri ise kalacak. Yani daha çok DAİŞ’le mücadele kapsamında konuşlanan üslerin boşaltılıp Irak ordusuna teslim edildiğini görüyoruz. Dolayısıyla ABD açısından Irak’ta DAİŞ gündemi resmen kapanıyor, DAİŞ’le mücadele gerekçesiyle askeri dönüşün yapıldığı Irak’ta İran’a karşı üslenme başlıyor.
Peş peşe boşaltılan Amerikan üslerinde görevli askeri güç, Trump’ın sözde vaat ettiği gibi evlerine dönmedi elbette. Bir kısmı Ortadoğu’daki diğer üslere çekilirken, Kerkük’teki gücün ise Hewlêr ve Süleymaniye’ye konuşlandırıldığı belirtiliyor. Zira daha önce de ABD’nin Hewlêr’de inşa edeceği yeni merkezi üs yanı sıra Süleymaniye ve Halepçe’ye askeri üsler kuracağı haberleri çıkmıştı. Anlaşılan o ki artık uygulamaya geçiliyor. Böylece ABD’nin ilk kez YNK’nin denetimindeki İran’a sınır bölgede askeri üssü bulunacak.
Bu gelişmelere paralel olarak ABD ordusu, Ocak ayında İran’ın füze saldırısına uğrayan Ain al-Asad ve Hewlêr üslerine önceki akşam Patriot füze savunma baterileri yerleştirdi. Patriot füze savunma sisteminin yerleştirilmesi merkezi Irak hükümetinin onayına bağlı olduğu için Amerikan güçleri Ocak ayından beri konuyla ilgili Bağdat’la görüşüyordu. Bağdat’ın kaygısı Patriot sistemine onay vermesi durumunda Tahran’ın öfkesini çekmesiydi. ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie Şubat ayında bu konuyu görüşmek için Bağdat’ı ziyaret ettiğinde üst düzeyli Irak devlet yetkilileri, Tahran’a karşı ellerinin güçlendirilmesi amacıyla ülkedeki Amerikan asker sayısının azaltılmasını talep etmişti.
Geçtiğimiz günlerde New York Times gazetesinde çıkan bir habere göre Pentagon komutanlara Irak’ta Kataib Hizbullah’a karşı askeri mücadele planı oluşturma talimatı verdi. ABD yönetiminde ve ordusunda İran ve Irak politikasında görüş farklılıkların olduğu ileri sürülen haberde, Dış İşleri Bakanı Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert C. O’Brien gibi isimler İran ve vekalet güçlerine karşı sert bir çizgi savunduğu, Savunma Bakanı Esper’in de taraflarında yer aldığı ordu temsilcileri ise bu süreçte temkinli. Zira Irak’taki yönetim boşluğu devam ediyor, hükümeti kurmakla görevlendirilen ikinci isim olan (eski Necef Valisi) Adnan ez-Zurfi ne Sünni ne de Kürtlerin desteğini henüz henüz almış değil.
Koronavirüsü ile boğuşmakta olan İran’daki boşluklardan da faydalanmak isteyen ABD’nin Başûr’daki üslenmesinin – şu anda ciddi bir ekonomik darboğazda olan -Kürtler açısından risk ve sonuçları ne olur? Bu konuyu da haftaya ele alalım.