Son haftalarda ABD’nin medyası ve yakın müttefikleri sıkça "Suriye’de kimyasal silah kullanıldığını" iddia ediyor. Beyaz Saray yönetimi de geçtiğimiz hafta önce, bazı Kongre üyelerine gönderdiği mektupla, sonra da bizzat Savunma Bakanı Chuck Hagel tarafından bu iddiaları doğrulamıştı. ABD istihbaratı da benzer yönde bir raporu Obama'ya sundu. Açıklamalar ile haberlerin birbirini izlemesi üzerine geçen yaz "Kimyasal silahların kullanımı kırmızı çizgimizdir" diyen ABD Başkanı Barack Obama’nın, Suriye’ye yönelik ne tür bir politika geliştireceği üzerine tartışmalar yoğunlaştı.
Obama temkinli davranıyor
Ancak Obama, istihbaratın “Kimyasal silah kullanıldı” raporuna rağmen temkini elden bırakmadı. Zira selefi Bush'un Irak'ta yaptığını yapmak istemiyor. Obama, Suriye'deki iç savaşı elinden geldiğince dışardan yönetmek istiyor, çok mecbur kalmadıkça içeri girme taraftarı değil. Bu tavrını da "evet kimyasal kullanıldığına dair elimizde delil var ama kimyasal silahları kimin, nerede, nasıl kullandığını bilmiyoruz" sözleriyle bir kez daha ortaya koydu.
Bağımsız araştırma şart
Suriye'de kimyasal silahla ilgili 3 iddia var. Esad rejimine göre muhalifler 19 Mart’ta ordunun kontrolündeki Han el Asel’e kimyasal silah attı. Esad yönetimi, BM’den araştırma istedi. BM araştırmayı Suriye geneline yaymak isteyip heyette de Rus ve Çinlilere yer vermeyince Şam incelemeye izin vermedi. İkinci olay 13 Nisan’da Halep’te Kürtlerin kontrolündeki Şeyh Maksut’ta (Şêx Meqsûd) yaşandı. Atık kapsül ve kurbanların görüntülerini GlobalPost ve Independent’a değerlendiren uzmanlara göre burada sarin gazı ihtimali düşük. Uzmanlar, "Sarine maruz kalanlar 10 dakikada ölür. Kurbanlarda sarinin en önemli semptomu olan gözbebeğinin büzülmesi belirtisi yok" diyor. 29 Nisan’da İdlib’de benzer bir olayda yaralanan 13 kişi Hatay’a götürüldü. İlk tahlillerde kimyasal bulguya rastlanmadı. Kan örnekleri inceleme için Ankara’ya gönderildi.
Taraflar birbirini suçluyor
Esad rejimi ve muhaliflerin birbirini suçladığı bu üç olay da bağımsız bir araştırmaya muhtaç. Esad rejimine göre; 'kimyasal' söylentisi 2003 yılında Irak'ın işgali için uydurulan gerekçelere benziyor. Ayrıca Hür Suriye Ordusu sözcüsü Bessam Dade'nin Ocak'ta bir demecinde "kimyasal silahlara sahip olduklarını, gerekirse kullanabileceklerini" söylediği de dikkate alındığında "askeri müdahale isteyen muhalifler suçu Esad'a mı atıyor" sorusu akla geliyor. Ancak Esad rejimi, BM'nin ülkede inceleme yapmasına izin vermediği için gerçeğin ne olduğu ortaya çıkarılamıyor. Faili kim olursa olsun kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur ve sorumluların yargılanarak, en ağır cezayı alması için uluslararası kuruluşlarca gereğinin yapılması gerekiyor.
İsrail güvenliğini düşünüyor
Kimyasal silah iddiasını ilk İsrail ortaya atmıştı. İsrail, muhaliflere verilecek silahların Hizbullah'ın eline geçmesinden ve oyunun kendi aleyhine bozulmasından korkuyor. Ortadoğu'daki en önemli müttefiğinin endişelerini gidermek adına ABD, Ürdün'e baskı yaparak hava sahasını, İsrail’e açtırdı. İsrail, şu anda isterse Suriye'yi havadan vurabilecek pozisyonda.
ABD zaten müdahale ediyor
Ancak İsrail ile diğer bazı Batı müttefiklerine rağmen ABD, askeri müdahele yerine, muhalifler eliyle Esad'ı devirme tercihinde. Zira ABD, muhaliflere silah, teknik destek ve eğitim vererek Suriye'ye zaten müdahale ediyor. Ancak askeri müdahale taraftarları, ABD’den muhaliflere daha güçlü ve ölümcül silahlar vermesini, ‘uçuşa yasak bölge’ oluşturmasını istiyor. Bu yönde haberler ABD basınında günlerdir işleniyor. Haberlerde Obama yönetimi yetkililerine dayandırılarak 'Suriye’nin kimyasal silah tesisleri ve askeri merkezlerinin bombalanması ihtimallerinin de üzerinde çalışıldığı” da savunuluyor. Hatta bazı gazeteler Esad'a 23 Mayıs'a kadar süre tanındığını, bu süre zarfında yönetimi bırakmadığı taktirde ABD öncülüğünde Batılı ülkelerin Suriye'ye askeri müdahaleyi başlatacağını öne sürdü.
Haziran'daki görüşmeler önemli
Bu açıdan önümüzdeki günlerde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin temaslarda bulunmak için Moskova’ya gidecek olması, Obama ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de Haziran ayı başında bir araya gelmesi, yine Türk Başbakan Erdoğan'ın 16 Haziran'daki Washington ziyareti önemli görülüyor. Tüm bu görüşmelerin en önemli gündemi kuşkusuz Suriye olacak. Özellikle Obama-Putin görüşmesi sonrasında Suriye konusunda bazı şeylerin daha netleşeceği aşikar.
Rusya'nın duruşu belirleyici
Radikal Gazetesi Dış Haberler Editörü Fehim Taştekin, dünkü "Sarin gazıyla Obama'yı gaza getirmek!" başlıklı köşe yazısında "Belli ki Obama, kitle imha silahları yalanıyla Irak'a giren selefinin ayak izinden gidip âleme rezil olmak istemiyor ve Esad'ın kimyasal silah kullandığına dair delil zincirini sorguluyor" diyor. Taştekin'e göre, "Kimyasal mesele muhaliflerin istediği tarzda Amerikan müdahalesini getirmese de Esad’ı masaya oturmaya zorlayacak koşulları yaratan farklı müdahalelerin önünü açabilir. Rusya’nın duruşu çok önemli. Bu açıdan Suriye masası hazirana dek daha çok kart görecek gibi duruyor."
Asıl amaç Putin'i ikna etmek
Suriye analizleri ile tanınan Michael Weiss göre ise Suriyeli muhaliflere "daha ciddi bir yardım yapılacağının" işaretini veren haberler, önümüzdeki haftalarda Amerikalı yetkililerin Rus muhatapları ile yapacakları görüşmeler öncesi "caydırıcı etki yapma" amaçlı olabilir. ABD, Esad'sız çözüme yanaşmayan Rusya'yı ikna etmeye çalışıyor. Weiss, Moskova’nın bu konuda bir işbirliğine gideceğine pek ihtimal vermiyor. Bu görüşmeler kimyasal silah iddiaları ışığında Obama yönetiminin Moskova’yı ikna etmek üzere son bir denemesi olarak da görülebilir.
HABER MERKEZİ