ABD Başkanı Barack Obama, 11 Eylül olaylarının 13. yıldönümü arefesinde IŞİD'e karşı 'yeni strateji' adıyla açıkladığı planlamayla aslında önümüzdeki dönem Ortadoğu'daki politika tarzını da deklare etmiş oldu. 'Yeni strateji' Obama tarafından "ABD’nin dostları ve müttefikleriyle IŞİD olarak bilinen terörist grubu önce zayıflatıp sonra tamamen yok etmek için yapılması gerekenler" şeklinde formüle edildi. Yani 'IŞİD'e karşı yapılacaklar' şeklinde kamuoyuna duyurulan 'yeni strateji'de ABD'nin liderliği ve desteğinde ABD ve müttefikleri için tehdit oluşturan oluşumlara karşı bölge ülkeleri ve güçlerinin savaşması öngörülüyor.


Yeni bir savaş konsepti

Böylece 1991 Körfez Savaşı, Afganistan, 2003 Irak'a yönelik hava destekli kara operasyonu ve söz konusu ülkelere askeri olarak yerleşme tarzı terk ediliyor. 'Yeni strateji'yi ABD'nin stratejisini belirlediği, liderlik ettiği ve hava bombardımanı, silah, parasal ve 'insani' olarak desteklediği güçlerin savaştırıldığı yeni bir savaş konsepti olarak da algılamak mümkün.

Strateji dört başlıktan oluşuyor

Obama'nın açıklamasında bu strateji; "Sistematik Hava Saldırıları", "IŞİD ile Savaşanlara Destek", "Terörle Mücadele" ve "İnsani Yardım" şeklinde dört başlık altında belirlenmiş. Bu stratejisini devreye koymak için IŞİD'in kurulmasını, palazlanmasını, Rojava ile Şengal'da katliamlar yapmasını ve Hewlêr kapısına dayanmasını bekleyen ABD'nin yeni konseptinin savaş bölgelerine yansıması ise pratikte şöyle olacak; Karada IŞİD veya diğer bir güce karşı savaşan bölge ülkelerinin orduları veya müttefik güçlerin hava bombardımanlarıyla desteklenmesi, hedeflerin belirlenmesi ve savaşan güçlerin eğitimi için uzmanların gönderilmeye devam edilmesi, müttefik güçlerin silahlandırılması ve savaş bölgelerindeki sivillere yönelik gıda, ilaç gibi yardımların ulaştırılması.

Anlamsızlaşan sınırlar

Obama'nın açıkladığı 'yeni strateji'yle IŞİD'in sınırları anlamsızlaştıran hareket tarzına karşı ABD'nin de yeni hamleleri gündeme gelecek. Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) olarak kendini tanıtan ve ele geçirdiği bölgelerde sınırları kaldırarak 'halifelik' ilan eden çete örgüte karşı hava oparasyonları Irakla sınırlı kalmayacak. Suriye'deki IŞİD hedefleri de vurulacak. 15 dakika süren konuşmasında Obama bu konuyla ilgili şunları söyledi: "Ülkemizi tehdit eden teröristleri nerede olurlarsa olsunlar vuracağız. Bu demektir ki, Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki IŞİD’e karşı da harekete geçilmesi konusunda tereddüt etmeyeceğim."

Yine dünyayı kurtaracaklar!

Obama kendi coğrafyalarına yönelik bir IŞİD tehdidinin tespit edilmediğini de vurgulayarak aslında 'yeni strateji' ile ABD'nin kendisinden ziyade müttefiklerini, bölge ülkelerini, hatta Müslümanlar dahil tüm insanları bu tehditten korumak için büyük bir fedakarlık yaptığına inandırmaya çalışıyor. Bu konuda ikna etmek veya inandırıcı olmak için de şöyle söylüyor: "Henüz anavatanımıza yönelik bir tehdit belirlememiş olsak da IŞİD liderleri Amerika ve müttefiklerimizi tehdit etti. İstihbarat örgütlerimiz Avrupalılar ve bazı Amerikalılar da dahil binlerce yabancının Irak ve Suriye’de onlara katıldığına inanıyor. Eğitilmiş, savaş tecrübesi edinmiş bu savaşçılar kendi ülkelerine dönüp ölümcül saldırılar düzenlemeyi deneyebilirler."

Liderlik benden, savaşmak sizden

Herkesi tehdit eden, katliamlar yapan ve gün geçtikçe güçlenen IŞİD'in durdurulması, zayıflatılması ve nihayetinde ortadan kaldırılması için büyük bir koalisyona ihtiyaç duyulduğunu anlatmaya çalışan Obama, böyle bir koalisyonun da ancak ABD liderliğinde işlev göreceğinden şüphe duymuyor. Bir başka ifadeyle, "Tehdit altında olanlar sizlersiniz. Bu tehditi bertaraf etmek için benim stratejimi benimseyeceksiniz ve benim liderliğim altında hareket edeceksiniz. Strateji ve liderlik benden, savaşmak sizden" diyor. Obama'nın bu konudaki ifadeleri de net ve açık: "Amerikan gücü belirgin bir fark yaratabilir ama onların yapması gerekeni Iraklıların yerine biz yapamayız. Arap ortaklarımızın yerine onların bölgelerini biz güvenlik altına alamayız. Ama Amerika’nın bu terörist tehdidi geriletmek için geniş bir koalisyona liderlik edeceğini duyurabilirim."

Kürtlerle ortaklık resmileşiyor

ABD'nin politikaları, desteği veya gözyumması sonucu yaratılan IŞİD canavarına karşı bölgede direnen tek güç ise Kürtler. Irak ordusu ile peşmerge kuvetlerinin en ufak bir direniş göstermeye bile cesaret etmediği IŞİD'e karşı Rojava'da direnen ve çete örgüte ağır darbeler vuran tek güç YPG ile YPJ. Rojava'da IŞİD katliamları yaşanırken sessiz kalan, destekçileri olan Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve KDP üzerinden yürüttüğü politikalarla IŞİD'in elini güçlendiren ABD'nin harekete geçmesi için çete örgütün Şengal'a saldırması ardından Hewlêr kapısına dayanması gerekiyordu. 'Yeni strateji'de "IŞİD ile Savaşanlara Destek" başlığı altında merkezi Irak hükümeti ve Suriye'deki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi güçlerden bahsedilse bile asıl amacın Kürtler ile pratikte yürüyen ortaklığın resmileştirilmesidir.

Ulusal birliğin avantajları

IŞİD'in Rojava'dan sonra Güney Kürdistan'daki kazanımları da tehdit eden bir noktaya ulaşması Kürtlerin de ortak hareket etmesini beraberinde getirdi. Birlik olma eğiliminde bile Kürtler dengeleri değiştirmeye başladıklarına göre, saldırılar ve şartların zorlamasıyla gerçek manada ulusal birliği sağlamayı başaran Kürtlerin ortaya çıkaracağı potansiyeli hesaplayanların başında da ABD geliyor ve 'yeni strateji'nin kısa vadedeki ihtiyaçları gereği Irak, Suriye ve uzun vadede İran hatta Türkiye'deki değişimler de belirleyici olabilecek bir Kürt potansiyelini ortak, yandaş veya ittifak gücü olarak hesaba katmalarını kendi çıkarları gereği görüyorlar.  

PKK'nin belirleyeciliği kabul ediliyor

ABD'li yetkililer resmiyette ısrarla Güney Kürdistan yönetimini muhatap ve desteklenmesi gereken güç olarak ifade etseler de bunların KCK'den bağımsız, HPG, YPG, YPJ'nin dinerişçi yapısı ve savaş kabiliyetini gözardı ederek yapılan açıklamalar olduğuna kimse inanmaz. Rojava'da iki yıldır ve haftalardır Güney Kürdistan'da IŞİD'e karşı görkemli bir direniş gösteren YPG, YPJ ve HPG'nin varlığı hesaba katılmadan hiçbir strateji sonuç vermez. Eğer bu direniş olmasaydı ne ABD bombardımanı ne de peşmerge gücü IŞİD'in ilerlemesini durduramazdı. Rojava'daki iki yıllık direniş ile birlikte Rabia, Şengal, Mexmûr ve en son Cezaa'daki direniş; saldırı ve çatışma ihtimali olan her noktaya gerillaların gönderilmesi ve KCK'nin bu konudaki hassasiyet ve kaygılarının haklı çıkması ile birlikte Kürtler ve domine edici gücü PKK ile etkisindeki oluşumlar, Ortadoğu'daki belirleyici konuma geldiler. Kürtlerin kendi üzerlerindeki tehditleri ortadan kaldırmaları, Ortadoğu'da etkili bir güç olabilmeleri ve diğer halklara öncülük edebilmelerinin tek yolunun birlik olduğunu son süreç yeniden gösterdi. Birlik eğilimi ve aynı cephede savaşmak bu kadar etki yaptıysa toplanacak bir Ulusal Kongre ile resmileşen, işlevseleşen bir Kürt birliği ve stratejisi Kürt ve Kürdistan zaferinin teminatı olacak.  



AZİZ OÐUR/HABER MERKEZİ