Zeki AKIL

İdlib’deki gelişmeler giderek daha fazla dikkat çekmeye başladı. İdlib’in gündeme geleceği bekleniyordu. Rusya, Türkiye ile anlaşarak Efrîn’i kendilerine peşkeş çekmişti. Ayrıca Halep, Guta ve diğer bölgelerden çıkarılan silahlı gruplar İdlib’e yerleştirilmişti. Bu grupların çekilmesine büyük oranda Türkiye arabuluculuk yapmış, onlarına hamisi olarak sorumluluk altına girmişti. Rusya da onlar gibi gayet pragmatik davranarak önemli bölgeleri temizlemeye ve Esad rejimini ayakta tutmaya, güçlendirmeye çalışmıştı. Esad rejimi güçlenip toparlandıktan sonra idlib’i gündeme getirecekti.

İdlib’de büyük bir askeri güç biriktirildi. Rejime teslim olmayan, esas olarak direnen El Nusra gibi örgütlerin denetimi vardı. Sayıları on binlerle ifade ediliyor. Şimdi sıra idlib’e geldi. Aslında bilinen ve beklenen bir durumdu. Türkiye oradaki grupları koruyarak, silahlandırarak güçlendirmeye çalışıyordu. Bu da bilinmeyen bir konu değildi. Ama Rusya veya İran tek başlarına bu sorunu çözecek güçte değillerdi. Bunun için bu üç ülke çıkarlarını esas alarak görüşmelerini ve hazırlıklarını sürdürdü. En son Tahran’da yapılan görüşmede de Erdoğan’ın esas sorunu Kürtlerdi. Bütün pazarlık, taviz veya şantajlarının temelinde Kürtler vardı. Hiçbir koşul altında Kürtlerin bir hakkı veya statüsü olmayacaktı.

Tahran görüşmelerinden sonra Türkiye İdlib’e silah yığmaya, sınıra güç aktarmaya devam etti. İdlib’tekileri güçlendirerek savaşı Rusya, Suriye ve İran için daha riskli hale getirmeye çalışıyor. Türkiye’nin İdlib’deki güçlere silah taşıdığını Ruslar dahil herkes biliyor. Bir yandan görüşüp bir yol bulalım, fazla kan dökülmesin diyorlar ama bir yandan da bölgeye sürekli silah ve güç yığıyorlar.

Türkiye İdlib’e saldırı olmasın, olursa insani facia yaşanacak, diyor. Aynı Türkiye Kürtler söz konusu olduğunda son derece gaddar ve soğukkanlı bir katile dönüşüyor. Efrîn gibi bir demokrasi ve barış bölgesini işgal ederek gerçek bir yıkıma ve göçe yol açtı. Şimdi aman yaman yapmayın, İdlib’de halk zarar görecek, durun, diyor. Aşırı unsurlar ılımlı unsurlardan ayrıştırılsın demagojisi yapıyor. Kim, nasıl ayrıştıracak? Hepsi aynı bölgede ve savaş için hazırlanmışlar. Türkiye görüldüğü gibi El Nusra ve beslediği güçleri korumaya, İdlib’i elde tutmaya çalışıyor. İdlib üzerinden Halep sürekli tehdit altında tutulacak ve rejim mevcut parçalanmışlığı kabule zorlanacak. Özcesi Suriye fiilen bölünmüş olacak.

Türkiye’nin Suriye üzerinde bir hakkı yok. Kendi toprakları değil. Ama zor kullanarak, tüm uluslararası kuralları çiğneyerek hem işgalini sürdürüyor hem de etki alanını genişletiyor. Kendisini Suriye’nin ortağı haline getirdi. İran ve Rusya gibi devletlerle pazarlık yaparak Suriye’nin geleceğini ipotek altına almaya çalışıyor.

Bilindiği gibi Kürtler DAİŞ, El Nusra gibi çetelerle savaşarak bölgelerini temizleyip korudular. ABD ve öncülüğündeki koalisyonla ortak operasyonlar yaptılar. ABD ve koalisyon güçleri savaş sahasına askerlerini sürmedi. Onların askerleri ölmedi. Asıl savaşan ve ölenler Kürtler ve ortaklaştıkları Arap toplumu, Asuriler ve diğer kesimler oldu. Ama birlikte savaştıkları Kürtler, Efrînliler Türklerin saldırısına uğradığında ABD beni ilgilendirmez, dedi. Yani Kürtlerin öldürülmelerine ve topraklarının işgaline onay verdiler. İlginç olan aynı ABD ve Avrupalı ortakları İdlib için sahaya inmiş durumdalar. Suriye kimyasal silah kullansa vururuz, saldırı olursa felaket olur vb deyip duruyorlar.

Rusya’nın güçlenmesini istemiyorlar. Bu anlaşılıyor. Tamam, İdlib mevcut çetelere terk mi edilsin? Türkiye buna içten evet, diyor. ABD ve ortakları bunu diyemiyor. Bir çözüm de sunmuyorlar. Kriz, kaos ve sorunlar sürsün istiyorlar. Ruslar da kolayını ve yolunu bulmuş. Türklerin Kürt düşmanlığını kullanarak onları inek gibi sağmaya devam ediyorlar. Kaos ve krizin aşılması halkların birliğine ve demokratik bir sistemin kurulmasına bağlıdır. Ortadoğu’nun su ve ekmek kadar demokrasiye ve özgürlüğe ihtiyacı vardır. Mevcut devletler ve politikaları sorunları katmerleştiriyor. Olan biteni izleyen herkes Suriye’ye yerleşen veya bulaşan devletlerin çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuklarını rahatlıkla görebiliyor.