İran doğumlu Amerikan vatandaşı Mansur Erbabsiyar’ı ve Kudüs Gücü üyesi olduğu belirtilen Gülam Şakuri’yi zanlı olarak gösteren ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Center for American Progress’deki konuşmasında, “Bu engellenen saldırı, hem uluslararası hukuka hem de Amerikan hukukuna karşı bir harekettir. Bu planlanan saldırı, İran hükümetinin uzun zamandır süren siyasi şiddete ve teröre olan desteğinin artışını göstermektedir” dedi.
Clinton, “İran’a güçlü bir cevap vermek ve uluslararası kurallara aykırı olan bu tür girişimleri durdurmak için uluslararası müttefiklerimizle istişarelerde bulunacağız” dedi.
Öte yandan CNN International televizyonundan Christian Amanpour’a demeç veren ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Washington’un Suudi Arabistan’ın Washington büyükelçisine yönelik suikast girişiminden İran’ı sorumlu tuttuğunu belirterek, Amerikan yönetiminin İran’a karşı atacağı muhtemel bir adım için dünya kamuoyundan destek arayacağını söyledi.
Suçlamayı reddeden İran, ABD’nin suni gündem yaratmaya çalıştığını öne sürüyor.
Suudilerden sert açıklama
Tahran yönetimi, ABD’nin saldırı suçlamalarını “tezgahlanmış senaryo” olarak değerlendirerek, ağır suçlamalara ağır sözlerle karşılık verdi. İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, bu suçlamalarla, Washington yönetiminin, Amerikan kamuoyunun dikkatini iç siyasi gündemden uzaklaştırmaya çalıştığını kaydetti.
Diğer yandan suikast planın hedefinde olan Suudiler de yaptığı açıklamada, İran’ı açık dille suçladı. Suudi Arabistan yönetimi, ABD’nin suçlamalarının ardından, saldırı planlarının uluslararası normların, standartların ve uzlaşmaların alçakça ihlal edilmesi anlamına geldiği açıklamasını yaptı.
Bu arada ABD’nin iddiaları medyada oldukça geniş yer buldu. Yapılan yorumlarda, Washington yönetiminin İran’ı baskı altına almak istediği öne çıkıyor. Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Rundschau’da yer alan bir yorumda, “Washington şimdi Tahran’ı uluslararası sahnede yeniden sıkıştırabilir. ABD’nin bu olayı kamuoyuna sunuş biçimi, arkasında başka düşüncelerin de yattığı izlenimi doğuruyor. Aslında ABD’ye yönelik ortada somut bir risk yoktu. Ancak Washington bu olayı mümkün olduğunca büyük bir skandala dönüştürmek için elinden geleni yapıyor” belirlemesi yapıldı.
‘Hollywood senaryosu’ mu
Ünlü gazeteci ve yazar Pepe Escobar da, iddiaları “bir Hollywood senaryosu” olarak niteledi. İddianameyi “oldukça özensiz” olarak değerlendiren Escobar, FBI’ın hazırladığı metindeki soru işaretlerine tek tek dikkat çekti, Tahran’ın böyle bir plan yapmak için “tam anlamıyla aptal” olması gerektini söyledi.
İngiliz Independent gazetesi yazarlarından Patrick Cockburn de, Amerikan Adalet bakanı Eric Holder’ın açıklamalarına şüpheyle yaklaşarak, “İran’ın, çek sahteciliğinden hüküm giymiş bir ikinci el araba satıcısını, Meksikalı gangsterler kiralayıp Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi’ni öldürmekle görevlendirdiği iddiası, İran’ın gelişmiş istihbarat servisiyle ilgili bildiğimiz her şeye aykırı. Adalet Bakanı Holder’ın bu garip planı, büyük bir kendine güvenle çıkıp açıklaması, Eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Birleşmiş Milletler’de Saddam Hüseyin’in kitle imha silahı geliştirdiğine dair su götürmez kanıtlara sahip olduklarını söylemesine benziyordu” yorumunu yaptı.
ABD, Salı günü, İran istihbarat servisiyle bağlantılı iki kişinin, Washington’daki Suudi Arabistan büyükelçisine suikast planladığını öne sürmüştü. Saldırının zanlıları olarak 56 yaşındaki İranlı Amerikan vatandaşı Mansur Arbabsiar ve Golam Şakuri gözaltına alındı.
WASHINGTON