Amerika’dan Bakış
17 Ekim itibariyle ABD’de yaşayan Türkiye’li seçmenler Washington, New York, Chicago ve diğer bazı merkezlerde oy kullanmaya başladılar.
ABD’de yaklaşık 200 bin (bazı iddialara göre 500 bin) Türkiye vatandaşının yaşadığı tahmin ediliyor. Toplam seçmen sayısı ise 91 bin. Geçen seçimlerde ABD’de yanlızca 17,817 kişi oy kullanmış. Bu rakam Almanya, Fransa gibi Batı Avrupa ülkelerine kıyasla düşük ancak bunun temel sebeplerinden biri kayıtlı seçmen ve oy kullanma oranlarının düşük olması. ABD’de seçimlere katılım oranı yanlızca yüzde 19.63 iken Avrupa’da bu oran yüzde 30-40’lara çıkıyor. Aradaki politizasyon farkı çarpıcı ancak mesele sadece politik duyarlılıktan ibaret değil. Lojistik faktörler de büyük bir etken. ABD gibi geniş bir coğrafyada insanları yalnızca 7 merkezde toplamak zor. Gurbetin Oyları sivil girişiminin seçim değerlendirme raporu sorunu güzel bir örnekle açıklıyor: "Mesela ABD’deki Los Angeles konsolosluğunun hizmet alanı Alaska’dan Hawaii’ye, oradan Colorado eyaletine kadar uzanıyor." Bu coğrafyaları tanımayanlar açısından – Anchorage, Alaska’dan Los Angeles’a uçuş süresi yaklaşık 5 saat!
Katılımı etkileyen bir diğer faktör de, Avrupa’dan farklı olarak ABD’de herhangi bir eyalette ciddi bir Türk veya Kürt ‘toplumu’ olmaması. ABD’de birbirinden izole yaşayan vatandaşlar Türkiye gündeminden de daha kolay kopuyorlar.
ABD'de Türkiye'li profili ağırlıklı olarak Greencard çekilişleriyle veya kaçak gelenler, yüksek öğrenim yapan öğrenciler ve profesyonellerden oluşuyor. Geleneksel Türk seçmenin yüzde 44 ile ağırlıklı tercihi CHP. CHP’yi yüzde 24 ile HDP takip ediyor. Gittikçe güçlenen HDP özellikle genç öğrenci ve profesyoneller arasında, etnik ve dinsel azınlıklar ve Kürt tabanında karşılık buluyor. Yani bir nevi Türkiye’deki tabanı aynı şekilde buraya da yansıyor. Üçüncü parti olan AKP’nin oy oranı ise yüzde 16 civarında.
Türkiye’li siyasi partilerin ABD örgütlenmeleri birbirinden farklı özellikler taşıyor. CHP geniş tabanına rağmen profesyonel anlamda parti çalışmalarını ancak 2013 yılında başlamış. AKP ise parti olarak değil devlet kurumları ve SETA Foundation gibi düşünce kuruluşları ve çeşitli lobiler üzerinden temsil ediliyor.
HDP’nin ABD’de örgütlenmesi ise çok yeni. Washington’a Avrupa’dan deneyimli bir siyasetçi olarak Mehmet Yüksel’in atanmış olması organizasyonun gelişmesinde faydalı olmuş görünüyor. NY/NJ, Boston, Washington DC, Chicago, Los Angeles gibi merkezlerde gelişen bir örgütlenmesi var. Çeşitli Kürt dernekleri de HDP örgütlenmesinin çeperinde yer alıyor.
Toplam oy potansiyelinin en yüksek olduğu New York – New Jersey’deki HDP çalışmalarda aktif rol alan Hülya Kartal’a bu seçimin bir öncekinden farkını sorduğumda ilginç bilgiler alıyorum. ABD’nin her yerinden telefon, email ve sosyal medya ile kendilerine insanların ulaştığını ve ‘nasıl katkı koyabilirim’ diye sorduklarını söylüyor. Hatta Türkiye’den arayıp ‘orada çocuğum var, sahip çıkar mısınız?’ diyenler bile oluyormuş.
Geçen seçime göre seçmenin aktif ilgisinde büyük bir artış olduğunu ve bunun sosyal medya takipçilerine yansıdığını belirtiyor Kartal. Facebook takipçileri özel bir çalışma yapmamalarına rağmen kısa bir sürede iki katına çıkmış.
Geçen seçimde edinilen tecrübeyle alt komisyonlar çok daha fazla organize olmuş, özellikle okullara yönelik çalışmalar hız kazanmış. Her hafta okullarda stand açılıyor. Seçimlerde NY’daki başkonsolosluğa gitmek için otobüsler de organize etmişler. Arzu eden CHP seçmenlerine de ulaşım konusunda yardım etmeye çalışıyorlar. Selahattin Demirtaş’ın el yazısıyla bir oy çağrısı ve eşbaşkanların imzasını içeren kartpostallar 3,500 seçmene posta kanalıyla ulaştırılmış.
Amerika’daki oy güvenliği açısından çok endişeli değiller. Haftanın hergünü bütün sandıklarda iyi eğitilmiş bir HDP müşahidi var. Oy kullanma işlemleri bittikten sonra Türkiye’ye oy taşıyacak olan uçağa da refakatçi ayarlamışlar. Türkiye’ye kadar oy güvenliği şimdilik sağlanmış gibi. Oy hırsızlığında ziyade insanların oy kullanmaya ikna edilmesi daha büyük bir öncelik.
Önlerindeki en büyük engeli soruyorum: "İnsanların ümitsizleşmesi" diyor Kartal tereddütsüz. "7 Haziran’dan sonra yaşananlar insanlarda ‘bu ülke adam olmaz’ duygusunu güçlendirdi. Seçim çalışması yürütürken artık yanlızca HDP için oy istemek yetmiyor, insanlara bir de ‘lütfen Türkiye’den ümidinizi kesmeyin’ diyoruz!"
AKP’nin ‘bölücülük’ ve ‘teröristlikle’ itham ettiği HDP’nin, bizzat AKP’nin yerle bir ettiği birlikte yaşama azmini tamir etmek için çabalaması ne kadar da ibret verici... HDP’nin eşitlik ve adalet temelinde birlikte yaşamaya yönelik bu çağrısı ABD’deki seçmenler arasında karşılığını bu seçimde de bulacak gibi gözüküyor. İş ki seçmenler sandık başına gitsinler!