Dr. Özlem B. GALİP
İngiltere Başbakanı Therasa May’in AB’den çıkış için geçen hafta açıkladığı yol haritasına AB ülkelerinden tepki yağıyor. Muhafazakar Parti içerisindeki sert çıkışı destekleyenleri memnun etmek için onların önerdikleri değişiklikleri yol haritasına ekledi.
Görünüşe göre İngiltere kendi kırmızı çizgilerine dokunmamaya çalışırken AB’nin kırmızı çizgilerine epey bir dokunmuş. AB bakanlarının Brüksel’de gerçekleştirdiği zirvede May ve hükümetine karşı sabırsızlık hakimdi. May’in Belfast’da gerçekleştirdiği AB’yi suçlar konuşması hiç hoş karşılanmamış olsa gerek. May, Belfast’da AB ülkelerini, İngiltere’yi hem yasal hem de ekonomik anlamda AB’nin dışına atmaya çalışmakla suçladı. Elbette çıkartılacaksın. Hem AB’den çıkıp hem de AB’nin içinde kalmaya çalışmak nasıl mümkün olabilir ki.
May’e bir hafta daha verdiler. Haftaya Brüksel’e gelecek. Brüksel’e göre yol haritası mevcut haliyle bile kabul edilir değilken, anti-AB’ciler memnun etmek için yapılan değişiklikler müzakereyi daha bir imkansız hale getirmiş. Burada mesele yine koltuk meselesi. May’in bir numaralı rakibi olarak görülen ve sert çıkışı savunan Jacob Rees-Mogg’ın önerilerini kabul etmek zorunda kaldı. Aksi takdirde karşıtlarının bir araya gelip yeterli çoğunluğu oluşturup kendisini Başbakanlıktan alınması için harekete geçmelerinden korkuyor.
May ilk haliyle de son haliyle de önerdiği yol haritasının müzakereleri başlatılması için AB liderlerini tatmin etmeyeceğini biliyordu. Keza öyle de oldu. İngiltere’nin AB’den bazı anlaşmalara varmadan doğrudan çıkması çok muhtemel görünüyor. Hem aksi için vakit kalmadı hem de Muhafazakar hükümeti AB’yi dize getiremedi, kendi şartlarını kabul ettiremedi. İngiltere’nin şu anda tek düşündüğü İrlanda sınırı. Ceketini alıp çıkmayı göze aldı ama Kuzey İrlanda ve İrlanda arasında bir sınır kontrolünün gelip barışın tehlike altına girmesinden korkuyor. Barışın tehlike altına girmesine sebebiyet verirse Muhafazakar Parti uzun bir süre hedef tahtasından inemez. Bu yüzden de Muhafazakar Parti, en azından barışın stabil kalmasını istiyor. Sınırlarda kontrolün olmaması önemli.
Her ne kadar May’in rakipleri sadece ülkenin refahını düşündükleri için May’i onaylamıyorlarmış gibi görünse de Mogg gibilerinin asıl hedefi önce parti liderliği sonrasında da Başbakanlık. Ama Brexit sürecini daha da kötü etkiler diye May’e olan nefretlerini içlerinde saklıyorlar şimdilik. Tabi muhalefetlerini keskin bir politikayla yürütüp May’in popülaritesini azaltmaya da çalışıyorlar bir yandan. May’in rakiplerinin önce Muhafazakar partinin düşüşünü engellemeleri gerekecek. Yani bir sonraki genel seçimlerinde hükümet parti olmama ihtimalleri çok yüksek.
Yakın zamanda yapılan anketlere göre İşçi Partisi, Muhafazakar Partinin önüne geçmiş. Muhafazakarlar, Haziran başından beri yüzde 6 dolaylarında destek kaybetmiş. Kaybettiği destek elbette ki illaki İşçi Partisine gitmiyor. Daha da sağı savunan Muhafazakar partililerin, milliyetçi parti UKIP’ye geçerek hatta bu partinin yüzde 5 yükselişe geçmesine sebebiyet vermiş. Bu haliyle Muhafazakar Parti ne AB yanlısını ne de AB karşıtını memnun ediyor. AB liderlerini hele hiç mi hiç memnun etmiyor. AB’den anlaşmasız çıkar mı?
Dr. Özlem B. GALİP
İngiltere Başbakanı Therasa May’in AB’den çıkış için geçen hafta açıkladığı yol haritasına AB ülkelerinden tepki yağıyor. Muhafazakar Parti içerisindeki sert çıkışı destekleyenleri memnun etmek için onların önerdikleri değişiklikleri yol haritasına ekledi.
Görünüşe göre İngiltere kendi kırmızı çizgilerine dokunmamaya çalışırken AB’nin kırmızı çizgilerine epey bir dokunmuş. AB bakanlarının Brüksel’de gerçekleştirdiği zirvede May ve hükümetine karşı sabırsızlık hakimdi. May’in Belfast’da gerçekleştirdiği AB’yi suçlar konuşması hiç hoş karşılanmamış olsa gerek. May, Belfast’da AB ülkelerini, İngiltere’yi hem yasal hem de ekonomik anlamda AB’nin dışına atmaya çalışmakla suçladı. Elbette çıkartılacaksın. Hem AB’den çıkıp hem de AB’nin içinde kalmaya çalışmak nasıl mümkün olabilir ki.
May’e bir hafta daha verdiler. Haftaya Brüksel’e gelecek. Brüksel’e göre yol haritası mevcut haliyle bile kabul edilir değilken, anti-AB’ciler memnun etmek için yapılan değişiklikler müzakereyi daha bir imkansız hale getirmiş. Burada mesele yine koltuk meselesi. May’in bir numaralı rakibi olarak görülen ve sert çıkışı savunan Jacob Rees-Mogg’ın önerilerini kabul etmek zorunda kaldı. Aksi takdirde karşıtlarının bir araya gelip yeterli çoğunluğu oluşturup kendisini Başbakanlıktan alınması için harekete geçmelerinden korkuyor.
May ilk haliyle de son haliyle de önerdiği yol haritasının müzakereleri başlatılması için AB liderlerini tatmin etmeyeceğini biliyordu. Keza öyle de oldu. İngiltere’nin AB’den bazı anlaşmalara varmadan doğrudan çıkması çok muhtemel görünüyor. Hem aksi için vakit kalmadı hem de Muhafazakar hükümeti AB’yi dize getiremedi, kendi şartlarını kabul ettiremedi. İngiltere’nin şu anda tek düşündüğü İrlanda sınırı. Ceketini alıp çıkmayı göze aldı ama Kuzey İrlanda ve İrlanda arasında bir sınır kontrolünün gelip barışın tehlike altına girmesinden korkuyor. Barışın tehlike altına girmesine sebebiyet verirse Muhafazakar Parti uzun bir süre hedef tahtasından inemez. Bu yüzden de Muhafazakar Parti, en azından barışın stabil kalmasını istiyor. Sınırlarda kontrolün olmaması önemli.
Her ne kadar May’in rakipleri sadece ülkenin refahını düşündükleri için May’i onaylamıyorlarmış gibi görünse de Mogg gibilerinin asıl hedefi önce parti liderliği sonrasında da Başbakanlık. Ama Brexit sürecini daha da kötü etkiler diye May’e olan nefretlerini içlerinde saklıyorlar şimdilik. Tabi muhalefetlerini keskin bir politikayla yürütüp May’in popülaritesini azaltmaya da çalışıyorlar bir yandan. May’in rakiplerinin önce Muhafazakar partinin düşüşünü engellemeleri gerekecek. Yani bir sonraki genel seçimlerinde hükümet parti olmama ihtimalleri çok yüksek.
Yakın zamanda yapılan anketlere göre İşçi Partisi, Muhafazakar Partinin önüne geçmiş. Muhafazakarlar, Haziran başından beri yüzde 6 dolaylarında destek kaybetmiş. Kaybettiği destek elbette ki illaki İşçi Partisine gitmiyor. Daha da sağı savunan Muhafazakar partililerin, milliyetçi parti UKIP’ye geçerek hatta bu partinin yüzde 5 yükselişe geçmesine sebebiyet vermiş. Bu haliyle Muhafazakar Parti ne AB yanlısını ne de AB karşıtını memnun ediyor. AB liderlerini hele hiç mi hiç memnun etmiyor.